ANASAYFAKÜRDİSTANİran Sorununa Komünist Bakış Açısı

İran Sorununa Komünist Bakış Açısı

Hasan Özkan, İran’da süren baskıcı rejimi, Kürt halkına yönelik sistematik şiddeti ve ulusal hakların gaspını tüm çıplaklığıyla ele alıyor. Komünist perspektif, halkların kendi kaderini tayin hakkının koşulsuz tanınması gerektiğini vurguluyor.

Bir komünist, İran’daki siyasi gerçekliği açık ve tereddütsüz biçimde adlandırmalıdır. İran’daki mevcut rejim ilerici bir proje değil; baskı, idamlar ve sistematik devlet şiddeti üzerine kurulu otoriter bir iktidar düzenidir. Muhalefetin bastırılması, siyasal özgürlüklerin yok edilmesi ve ulusal azınlıkların sürekli baskı altında tutulması bu düzenin temel karakterini oluşturmaktadır.

Bu durum özellikle Kürt halkına yönelik politikalarda açık biçimde görülmektedir. Kürt siyasi hareketleri kriminalize edilmekte, siyasal temsil imkânları ortadan kaldırılmakta ve Kürt bölgeleri askeri baskı altında tutulmaktadır.

Aynı zamanda İran devleti bölgede kendi nüfuz alanını genişletmeye yönelik bir strateji izlemektedir. Sıklıkla “Şii Hilali” olarak adlandırılan bu politika, bölge halklarının özgürleşmesine değil, devlet merkezli güç bloklarının tahkim edilmesine hizmet etmektedir. Komünistler bu tür jeopolitik projeleri anti-emperyalist retorikle karıştırmamalıdır.

Komünist hareket için temel ilke açıktır: ezilen sınıflarla ve ezilen halklarla dayanışma. Bu ilke, halkların kendi kaderini tayin hakkının koşulsuz olarak tanınmasını içerir.

Kürt halkı, Kürdistan’ın dört parça halinde bölünmesinden bu yana bir asrı aşkın süredir baskıya, inkâra ve siyasal haklardan mahrum bırakılmaya karşı mücadele etmektedir. Bu mücadele yalnızca ulusal haklar için değil, aynı zamanda bölgedeki otoriter yönetimlere ve baskı düzenine karşı daha geniş bir özgürlük mücadelesinin parçasıdır.

İran rejimine karşı örgütlenen Kürt siyasi güçlerini ve Peşmerge güçlerini küçümsemek, onları “top yemi” ya da “mayın eşeği” olarak yaftalamak yalnızca politik olarak yanlış değildir; aynı zamanda gerçek bir kurtuluş mücadelesine karşı derin bir saygısızlıktır. Komünizm adına bu tür söylemleri yayanlar, uluslararası dayanışmanın en temel ilkelerinden uzaklaşmaktadır.

Kürt halkı ne emperyalist güçlerin hizmetkârıdır ne de bölgedeki otoriter rejimlerin müttefikidir. Tarihsel deneyimleri; ihanetler, bölünmeler ve büyük güçlerin araçsallaştırma girişimleriyle doludur. Bu deneyim açık bir gerçeği göstermiştir: gerçek kurtuluş ancak halkların kendi mücadelesi ve ezilenler arasındaki dayanışma ile mümkündür.

İran’daki baskıcı rejimin zayıflaması emperyalist projelerin güçlenmesi anlamına gelmez. Aksine, İran’daki ezilen halkların — Kürtler, Beluçlar, Araplar, Azerbaycanlılar ve İran işçi sınıfı — demokratik ve sosyal mücadelelerinin gelişmesi için yeni olanaklar yaratabilir.

Bu nedenle tutarlı bir komünist tutum şu temel ilkelerden oluşur:

  • İran’daki baskı rejimine, idamlara ve ulusal baskıya açık biçimde karşı çıkmak,
  • Ezilen halkların kendi kaderini tayin hakkını tanımak,
  • İran ve Kürdistan’daki demokratik ve devrimci güçlerle dayanışma göstermek,
  • Emperyalist müdahalelerin ve her türlü araçsallaştırmanın karşısında durmak.

Komünistler devletlerin değil, halkların yanındadır.
Bu nedenle komünistler İran’ın ezilen halklarının, özgürlük ve onur için mücadele edenlerin ve siyasi olarak kendi kaderini tayin hakkı için direnen Kürt hareketinin yanında yer alırlar.

AKTÜEL