İran savaşı Körfez ülkelerine kritik ilaçların ulaştırılmasını engelliyor. Sektör yöneticileri, savaşın, özellikle sıcaklık koşulları altında nakledilmesi gereken kanser ilaçları ve benzeri ürünlerin tedarik sürecini tehlikeye attığını ve bu durumun şirketleri farklı yollar aramaya sevk ettiğini ifade ediyor.
İki hafta önce ABD ve İsrail arasında yaşanan İran’a yönelik saldırılar, İran’ın karşılık vermesiyle bir genişleme gösterdi. Bu durum, bölgedeki önemli hava ulaşım noktalarını etkisiz hale getirerek bazı deniz yollarının kapanmasına neden oldu. Sonuç olarak ilaç, gıda ve petrol gibi birçok ürünün taşınmasında ciddi gecikmeler meydana geldi.
Alan temsilcileri, şu an için büyük bir kıtlığın oluşmadığını belirtse de, çatışmanın uzaması halinde durumun hızla değişebileceği konusunda uyarıyor. Körfez ülkeleri ilaç tedariğinde büyük ölçüde dışa bağımlı ve bazı ilaçların dayanma süresi oldukça kısa. Üstelik bu ürünler, özel sıcaklık yönetimi gerektirdiğinden uzun mesafelerde kara yoluyla taşınması genelde uygun bir seçenek olmaktan uzak.
Batılı ilaç firmalarının yöneticileri, bölgeye ulaşabilmek için yeni yollar bulmaya çalıştıklarını ifade ediyor. Bazı yüklerin Suudi Arabistan’daki Cidde ve Riyad havalimanlarına indirildikten sonra karayolu ile Körfez ülkelerine taşındığı öne sürülüyor. İstanbul ve Umman da alternatif olarak değerlendiriliyor.
İran’ın saldırıları nedeniyle Dubai, Abu Dabi ve Doha gibi önemli havaalanları geçici olarak kapatıldı. Bu noktalar, Avrupa ile Asya ve Afrika arasındaki kargo taşımacılığı açısından kritik konuma sahipti. Antwerp Management School’dan Profesör Wouter Dewulf, mevcut verilere dayanarak, küresel hava kargosu trafiğinin beşte birinin Orta Doğu’daki aksamalardan etkilendiğini belirtiyor.
Sektör yöneticileri, hassas ilaçların taşınmasında kullanılan “soğuk zincir koridorları”nın hızla yeniden inşa edilmesinin zor olduğunu ve çoğu zaman alternatif olanakların bulunmadığını vurguluyor.
Council on Foreign Relations’ta akademisyen olan Prashant Yadav, sıcaklık koşullarına duyarlı ilaçların stok miktarının genellikle üç ayla sınırlı olduğunu dile getiriyor. Özellikle monoklonal antikor içeren kanser tedavisi ilaçlarının kullanımında yüksek riskler bulunmakta.
Onkoloji ilaçlarının teslimatındaki gecikmeler ise hastalar üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor. Tedavi planının yeniden gözden geçirilmesi gerekebilir veya hastalığın ilerleme ihtimali artış gösterebilir. Yadav, bazı şirketlerin şimdiden uzantıların sorun yaratmaya başladığını ve bazı müşterilerin dört ila altı hafta içinde stoklarının tamamen tükeneceğine dair uyarılar yaptıklarını belirtiyor.
Birtakım lojistik firmaları ise sektörün hadisenin şu aşamada üstesinden geldiğini ifade ediyor. Sağlık amaçlı kargolara öncelik verildiği ve alternatif güzergahlarla sevkiyatların sürdürüldüğü belirtildi.
Ancak hava sahası kısıtlamalarının değişkenliği, soğuk zincir kargoların taşınmasını zorlaştırıyor. Bu da taşıma süresinin uzamasına ve yakıt maliyetlerinin artmasına neden olmakta. Uzmanlar, tedarik zincirindeki sorunların yalnızca ilaçları değil, aynı zamanda üretimde kullanılan önemli küçük parçaları da etkileyebileceğini vurguluyor. Flakon kapakları, serum torbasında kullanılan plastikler ve ambalaj malzemeleri gibi ürünlerde yaşanacak aksamalar da ilaç imalatını olumsuz yönde etkileyebilir. Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’te tedarik zinciri uzmanı olan David Weeks, sorunun sadece ilaçtan kaynaklanmadığını, “Bazen dozun alındığı küçük bir flakon kapağı bile ciddi bir darboğaz oluşturabilir” açıklamasında bulundu.
