Türkiye’de kadına yönelik şiddet: 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Türkiye’de kadınların gündeminde kadına yönelik şiddet, ekonomik güvencesizlik ve eşitsizliği yeniden üreten politikalar yer alıyor. Kadın örgütleri ve feminist hareket, kadın cinayetleri, çalışma yaşamındaki eşitsizlikler ve bakım politikalarının kadınların yaşam hakkı ile ekonomik bağımsızlığını doğrudan etkilediğini vurguluyor.
Kadın cinayetleri, nafaka tartışmaları, bakım politikaları ve aile merkezli sosyal politikalar kamuoyunda sıkça tartışılan başlıklar arasında yer alıyor. Kadın örgütleri ise bu konuların kadınların yaşam hakkı, ekonomik bağımsızlığı ve eşit yurttaşlık talepleriyle doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekiyor. DW Türkçe’den Pelin Ünker’in yaptığı habere göre kadınların gündeminde özellikle şiddet, ekonomik güvencesizlik ve eşitsizliği yeniden üreten politikalar öne çıkıyor.
Kadına yönelik şiddet gündemin merkezinde
Kadına yönelik şiddet Türkiye’de uzun süredir kadın hareketinin en önemli gündemlerinden biri. Kadın örgütlerinin raporları ve medya taramalarına dayanan veriler, kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerinin hâlâ ciddi bir sorun olduğunu gösteriyor.
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, kadınların karşı karşıya olduğu en acil sorunun erkek şiddeti olduğunu belirtiyor. Federasyonun sahadan topladığı veriler ve Ev İçi Şiddet Acil Yardım Hattı’na gelen başvuruların şiddetin azalmadığını ortaya koyduğunu ifade ediyor.
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun verilerine göre 2025 yılında en az 391 kadın erkekler tarafından öldürüldü. 2026 yılının Ocak ayında ise en az 26 kadın cinayeti kaydedildi. Federasyonun yürüttüğü Ev İçi Şiddet Acil Yardım Hattı’na 1–31 Ocak 2026 tarihleri arasında toplam 579 çağrı geldi.
Canan Güllü, kadınların çoğu zaman en yakınlarındaki erkekler tarafından ve çoğunlukla kendi evlerinde öldürüldüğünü belirtiyor. Ateşli silah kullanımındaki artışın ve koruma kararlarına rağmen gerçekleşen cinayetlerin cezasızlık algısını güçlendirdiğini ifade ediyor.
TÜİK’in Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması sonuçlarına göre kadınların yüzde 28,2’si yaşamlarının herhangi bir döneminde psikolojik şiddete maruz kaldığını belirtiyor. Aynı araştırmada yüzde 18,3’ü ekonomik şiddet, yüzde 12,8’i fiziksel şiddet yaşadığını ifade ediyor. Kadınların yüzde 10,9’u ısrarlı takibe, yüzde 8,3’ü dijital şiddete ve yüzde 5,4’ü ise cinsel şiddete maruz kaldığını bildiriyor.
Ekonomik güvencesizlik ve eşitsizlik
Kadınların karşı karşıya olduğu ikinci önemli sorun ekonomik güvencesizlik olarak öne çıkıyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 36,8 seviyesinde bulunuyor. Erkeklerde ise bu oran yüzde 72’ye ulaşıyor.
Kadınlarda kayıt dışı istihdam oranı yüzde 19,4 olarak kaydedilirken tarım sektöründe bu oran yüzde 91,1’e kadar çıkıyor. Birçok kadın ücretsiz bakım emeği nedeniyle çalışma hayatına katılamıyor.
Federasyona başvuran birçok kadının şiddet ortamından çıkmak istemesine rağmen ekonomik bağımsızlığı olmadığı için bu kararı veremediğini belirten Canan Güllü, artan hayat pahalılığı, kira krizi ve güvencesiz çalışma koşullarının kadınları yoksulluğa daha açık hale getirdiğini ifade ediyor.
Mor Çatı gönüllüsü akademisyen Selime Büyükgöze ise bakım yükünün kadınların kamusal hayata katılımını doğrudan etkilediğini söylüyor. Kreş eksikliği ve bakım hizmetlerinin yetersizliği nedeniyle birçok kadının iş hayatından uzaklaştığını belirtiyor.
Aile merkezli politikalar tartışılıyor
Son yıllarda Türkiye’de aile merkezli sosyal politikalar ve nüfus tartışmaları da kadın hakları bağlamında gündeme geliyor. Büyükgöze’ye göre bu yaklaşım kadınların birey olarak değil aile içinde bakım veren kişi olarak görülmesine yol açıyor.
Bu durumun kadınlar ve erkekler arasındaki tarihsel eşitsizlikleri derinleştirdiğini belirten Büyükgöze, kamu politikalarının kadınların güçlenmesini değil aile içindeki bakım emeğinin sürdürülmesini esas aldığını ifade ediyor.
