ANASAYFAORTADOĞUİranlılar savaşın ilk haftasında ne düşündü?

İranlılar savaşın ilk haftasında ne düşündü?

ABD ve İsrail saldırılarının başlamasından bir hafta sonra İranlıların savaş hakkındaki düşünceleri farklı yönlere evriliyor. Bazıları rejimin zayıflamasını memnuniyetle karşılarken bazıları artan sivil kayıplar nedeniyle endişe duyuyor.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının başlamasından bir hafta sonra İranlıların savaş hakkındaki düşüncelerinin değişip değişmediği tartışılıyor. BBC Türkçe’den Caroline Hawley’in yaptığı habere göre, bazı İranlılar İslam Cumhuriyeti’ne yönelik saldırıları memnuniyetle karşılarken, bazıları ise artan sivil kayıplar ve belirsizlik nedeniyle savaşın amacı ve sonuçlarını sorgulamaya başladı.

İranlı Hamid (takma ad), dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in ölüm haberini duyduğunda büyük sevinç yaşadığını anlatıyor. Tahran’daki evinin önünde ailesiyle birlikte kutlama yaptığını söyleyen Hamid, ABD ve İsrail bombardımanı sırasında rejim hedeflerinin vurulduğu anları izlediklerini ve sevinç çığlıkları attıklarını ifade etti.

İngiltere’de yaşayan kuzeni aracılığıyla BBC’ye konuşan Hamid, “Dünyanın başka neresinde insanlar ülkelerine dışarıdan yapılan bir saldırıdan memnun olur? Ama artık rejimin yakında gideceğine dair umudumuz var” dedi.

Ancak İran içinde konuşulan birçok kişi, savaşın ilerleyen günlerinde duyguların daha karmaşık hale geldiğini söylüyor.

Savaşın amacı tartışılıyor

Tahran’da yaşayan Ali, savaşın İran halkına özgürlük getireceğine inanmadığını söylüyor. Ali’ye göre çatışma, bölgesel güç dengeleri ve jeopolitik hesaplarla ilgili.

Ali görüşünü şöyle dile getiriyor:

“Bu savaşın amacı İran halkına özgürlük ya da demokrasi getirmek değil. İsrail, ABD ve bazı bölge ülkelerinin jeopolitik çıkarlarıyla ilgili bir mesele.”

30’lu yaşlarındaki Tahran sakini Muhammed de savaşın başlamasından önce ABD ile İran arasında bir anlaşma yapılmasını umut ettiğini belirtiyor. Muhammed, dini liderin ölümüne sevineceğini düşündüğünü ancak olay gerçekleştiğinde hiçbir şey hissetmediğini anlatıyor.

Muhammed, şehirde artan güvenlik önlemleri ve bombardıman ihtimali nedeniyle belirsizlik yaşadığını söyleyerek “Her yerde kontrol noktaları kuruluyor. Geleceğin ne olacağını kimse bilmiyor” diyor.

Korku ve umut iç içe

BBC’ye konuşan bir kadın ise İran toplumundaki ruh halini “karmaşık ve çelişkili” olarak tanımlıyor. Ona göre birçok kişi rejimin zayıflamasından memnuniyet duyarken aynı zamanda ülkenin geleceği konusunda kaygı taşıyor.

Kadın, İranlıların duygularını şöyle ifade ediyor:

“Rejim darbe aldığında gülüyoruz ama çocuklar öldüğünde ve altyapımız yok edildiğinde ülkemizin geleceği için endişeleniyoruz.”

İran’da kamuoyu araştırmaları yapılmadığı için toplumun genel eğilimini ölçmek zor. Ancak görüşmeler, toplumun önemli bir bölümünün İslam Cumhuriyeti yönetimine yönelik ciddi eleştiriler taşıdığını gösteriyor. Buna karşın rejimin hâlâ güçlü bir destek tabanı bulunuyor.

İranlı Saeed ise ABD yönetimini sert sözlerle eleştiriyor. Saeed’e göre saldırıların nedeni İran iç siyaseti değil, bölgesel güç dengeleri.

Saeed görüşünü şu sözlerle dile getiriyor:

“Trump hükümeti tamamen yalan söylüyor. İran’a saldırmak için hiçbir sebepleri yoktu. İsrail’in istemesi dışında.”

Sivil kayıplar artıyor

Savaşın ilerlemesiyle birlikte sivil kayıpların arttığı yönünde haberler geliyor. ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’na (HRANA) göre saldırılarda şu ana kadar 200’e yakın çocuk dahil olmak üzere 1000’den fazla sivil hayatını kaybetti.

İsfahan’da yaşayan Saman, savaşın yarattığı yıkımı bizzat gördüğünü anlatıyor. Daha önce protestolar sırasında öldürülen altı kişiyi tanıdığını söyleyen Saman, son günlerde iki akrabasını da Tahran’daki hava saldırılarında kaybettiğini belirtti.

BBC Farsça’ya gönderdiği mesajda İsfahan’daki durumu “gerçekten korkunç” olarak tanımlayan Saman, hedef alınan bölgelerin çevresinde sokaklarda ceset parçaları görüldüğünü söyledi.

Görüşler değişmeye başladı

BBC Farsça’dan gazeteciler İran içinde görüştükleri bazı kişilerin savaşın ilk günlerine kıyasla farklı düşünmeye başladığını aktarıyor.

Tahran’da yaşayan 20’li yaşlarında bir kadın, dini lider hedef alındığında çok mutlu olduğunu söylediğini ancak birkaç gün sonra duygularının değiştiğini belirtti.

Kadın son konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi ne mutluyum ne de üzgünüm. Sadece yorgunum.”

AKTÜEL