ABD ile İran arasındaki nükleer görüşmelerin ilk turu 6 Şubat’ta Umman’da, ikinci turu ise 17-18 Şubat’ta Cenevre’de yapılmıştı. Taraflar şimdi üçüncü kez 26 Şubat’ta Cenevre’de bir araya gelmeye hazırlanıyor.
Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, ABD-İran müzakerelerine ilişkin yaptığı açıklamada, “ABD-İran müzakerelerinin bu perşembe Cenevre’de yapılacağını ve anlaşmanın sonuçlandırılması için olumlu bir ivme yakalanacağını teyit etmekten memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullandı.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise son görüşmelerde somut önerilerin karşılıklı paylaşıldığını belirterek, “İran, bölgede barış ve istikrara bağlıdır. ABD’nin adımlarını yakından izlemeye devam ediyoruz ve olası her türlü senaryoya karşı gerekli tüm hazırlıkları yaptık” dedi. Pezeşkiyan ayrıca, “Her türlü senaryoya karşı gerekli tüm hazırlıkları yaptık” sözleriyle askeri ihtimallere karşı da mesaj verdi.
Görüşmelerde en kritik başlıklar İran’ın uranyum zenginleştirme oranı ve yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunun geleceği olarak öne çıkıyor.
Bu süreçte İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin, İran’ın nükleer konudaki yanıtını iletmek üzere 24 Şubat’ta Umman’ın başkenti Maskat’a gideceği bildirildi. Umman tarafı iki ülke arasındaki iletişim kanallarının açık tutulması için diplomatik çabaların sürdüğünü vurguladı.
Washington’dan “tüm seçenekler masada” mesajı
Diplomasi sürerken Washington’dan sert mesajlar geldi. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran’la anlaşma sağlanamaması halinde askeri seçeneğin gündemde olup olmadığına ilişkin soruya, “Her şey masada. Bu Başkan’ın kararıdır. Biz bir anlaşmaya varılmasını sağlamak için buradayız. İran’ın iyi bir anlaşma yapmasının bilgece olacağını düşünüyorum” yanıtını verdi.
ABD Başkanı Donald Trump da daha önce yaptığı açıklamada, anlaşma sağlanamaması halinde İran için sonucun “kötü olacağı” uyarısında bulundu. Trump’ın Beyaz Saray’daki Durum Odası’nda üst düzey isimlerle İran’a yönelik olası askeri senaryoları değerlendirdiği bildirildi. Toplantıya Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine ve CIA Direktörü John Ratcliffe’in katıldığı aktarıldı.
ABD basınında yer alan iddialara göre masadaki hedefler arasında İran Devrim Muhafızları’nın karargâhı, nükleer tesisler ve balistik füze altyapısı bulunuyor. Olası bir saldırının iki aşamalı olabileceği ileri sürülüyor.
İsrail yüksek alarma seviyesine geçti
ABD’nin Katar’daki El-Udeyd Hava Üssü ve Bahreyn’deki 5. filo unsurlarında yeniden konuşlanma ve kısmi tahliye adımları attığı bildirildi. İsrail ordusu ise yüksek alarm seviyesine geçtiğini açıkladı. İsrail Ordu Sözcüsü Effie Defrin, ordunun yüksek teyakkuz halinde olduğunu duyurdu ve operasyonel gerçeklikte meydana gelebilecek her türlü değişikliğe karşı hazırlıklı olduklarını söyledi.
Avrupa’dan tahliye çağrıları yapıldı
Gerilimin artması üzerine Almanya ve İsveç, İran’daki vatandaşlarına ülkeyi terk etme çağrısında bulundu. Her iki ülke de olası bir askeri tırmanış halinde diplomatik destek kapasitesinin son derece sınırlı kalabileceği uyarısını yaptı. ABD Dışişleri Bakanlığı da Lübnan’daki “gerekli olmayan diplomatlar ve aile üyelerinin” geçici olarak ülkeyi terk etmesini istedi.
İran’da protestolar var
Müzakereler sürerken İran’daki bazı üniversitelerde hükümet politikaları ve nükleer program karşıtı protestolar düzenlendi. Şerif Teknoloji Üniversitesi, Şehit Beheshti Üniversitesi ve Amir Kabir Teknoloji Üniversitesi’nde gösteriler yapıldığı bazı yerlerde hükümet yanlısı gruplarla arbede yaşandığı bildirildi.
ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), protestolarda en az 6 bin 159 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. İranlı yetkililer ise ölü sayısının 3 bin 100’ün üzerinde olduğunu, ancak bunların büyük bölümünün güvenlik güçleri ya da siviller olduğunu savundu.
Gelinen noktanın anlamı ne?
Uzmanlara göre tüm bu gelişmeler ışığında 26 Şubat’ta Cenevre’de yapılacak üçüncü tur görüşmeleri yalnızca teknik bir müzakere toplantısı değil aynı zamanda diplomasi ile askeri seçenekler arasındaki hassas dengenin test edileceği bir dönüm noktası olacak. Bir yanda Umman’ın arabuluculuğunda süren diplomatik çabalar ve “olumlu ivme” mesajları verilirken diğer yanda Washington’dan gelen “Her şey masada” açıklamaları ve bölgedeki askeri hareketlilik bulunuyor. Uzmanlar, Cenevre’deki görüşmenin sonucunun yalnızca İran ile ABD arasındaki ilişkileri değil, Orta Doğu’daki güç dengelerini ve küresel güvenlik atmosferini de doğrudan etkileyeceğini vurguluyor.
Kaynak: Kısa Dalga
