İnsanlık tarihindeki en büyük dönüşümlerden biri olan tarıma geçiş, yalnızca beslenme biçimimizi değil, çene yapımızı ve konuşma şeklimizi de değiştirdi. Science dergisinde yayımlanan ve Ann Gibbons imzasını taşıyan araştırmaya göre, yumuşak ve işlenmiş gıdalara geçiş, insanlarda “overbite” (üst dişlerin alt dişlerin önüne geçmesi) yapısının kalıcı hale gelmesine yol açtı; bu da “f” ve “v” gibi dudak-diş (labiodental) ünsüzlerinin ortaya çıkışını kolaylaştırdı.
Çene Yapısı Değişti, Sesler Çoğaldı
Araştırmaya göre, avcı-toplayıcı toplumlarda sert ve lifli gıdaların yoğun tüketimi dişlerin aşınmasına ve alt çenenin daha fazla gelişmesine neden oluyordu. Bu durum dişlerin “uç uca” (edge-to-edge) kapanmasına yol açıyor ve üst dişlerin alt dudağa temasını zorlaştırıyordu. Oysa “f” ve “v” seslerinin çıkarılabilmesi için üst dişlerin alt dudağa değmesi gerekiyor.
Tarımın yaygınlaşması ve tahılın öğütülerek daha yumuşak gıdaların tüketilmeye başlanmasıyla birlikte dişler daha az aşındı. Bunun sonucunda çocuklukta görülen hafif “overbite” yapısı yetişkinlikte de korunmaya başladı. Bu küçük anatomik değişim, birkaç bin yıl içinde yeni seslerin dil sistemlerine yerleşmesini kolaylaştırdı.
4 Bin Yılda Dil Haritası Değişti
Zürih Üniversitesi’nden dilbilimci Balthasar Bickel’e göre, labiodental ünsüzler en az 4 bin yıl önce Avrupa ve Asya’daki dillerin çeşitlenmesinde önemli rol oynadı. Bu değişim, Proto-Hint-Avrupa dilindeki patēr kelimesinin Eski İngilizcede faeder biçimine evrilmesi gibi dönüşümlere zemin hazırladı.
Evrimsel morfolog Noreen Von Cramon-Taubadel ise çalışmanın, “kültürel bir değişimin biyolojimizi ve dolayısıyla dilimizi nasıl dönüştürebileceğini” somut biçimde gösterdiğini belirtiyor.
Hockett’ın Hipotezi Test Edildi
Araştırma, 1985 yılında Amerikalı dilbilimci Charles Hockett’ın ortaya attığı bir hipotezi test etti. Hockett, avcı-toplayıcı toplumların dillerinde dudak-diş ünsüzlerinin nadir olduğunu fark etmiş ve bunun beslenme biçimiyle bağlantılı olabileceğini öne sürmüştü.
Zürih Üniversitesi’nde görev yapan araştırmacılar Damián Blasi ve Steven Moran’ın da yer aldığı altı kişilik ekip, bu iddiayı üç aşamalı bir çalışmayla sınadı:
- Bilgisayar modellemesi: Overbite yapısına sahip bir ağızda labiodental sesleri çıkarmanın, uç uca kapanan diş yapısına göre yüzde 29 daha az çaba gerektirdiği belirlendi.
- Küresel dil analizi: Dünya dilleri incelendiğinde, avcı-toplayıcı toplulukların dillerindeki labiodental ses oranının tarım toplumlarına göre dörtte bir düzeyinde olduğu saptandı.
- Tarihsel ilişkisel analiz: Tahılın öğütülmesi gibi gıda işleme tekniklerinin yaygınlaşmasından sonraki yaklaşık 8 bin yıl içinde bu seslerin nadir olmaktan çıkıp yaygın hale geldiği gösterildi.
Sosyal Statüden Günümüze
Araştırmacılar, antik Hindistan ve Roma’da daha yumuşak gıdalara erişebilen varlıklı kesimlerde bu seslerin bir statü göstergesi haline gelmiş olabileceğini öne sürüyor. Günümüzde ise labiodental ünsüzler Hint-Avrupa dillerinin yaklaşık yüzde 76’sında bulunuyor.
Ancak çalışmaya göre bu değişimin bir bedeli de var. Steven Moran, atalarımızın uç uca kapanan diş yapısını kaybettiğini hatırlatarak, modern insanlarda daha kısa alt çene, gömülü yirmilik dişler, diş çapraşıklığı ve artan çürük oranlarının bu dönüşümle bağlantılı olabileceğini ifade ediyor.
Sonuç olarak araştırma, tarıma geçiş gibi kültürel bir devrimin, insan biyolojisini ve dolayısıyla dil evrimini doğrudan etkileyebileceğini ortaya koyuyor. İnsanlığın gıda tercihleri, yalnızca sofrayı değil, sesleri de değiştirmiş olabilir.
Kaynak: Rastî
