ANASAYFAAKTÜELBarbar Molla Rejimine Kim Dur Diyecek? 

Barbar Molla Rejimine Kim Dur Diyecek? 

Birleşmiş Milletler verilerine göre 2024'ün ilk yarısında İran'da 400'den fazla kişi idam edilmiştir. 

Şah Rıza Pehlevi hanedanlığı döneminde İran aydınları, “Pers” olan ülke adının İran olarak değiştirilmesini istiyorlardı. 

Said Nefisi, ülkenin adının İran olarak değiştirilmesini önerdi. 

Bu öneri 1934’te kabul edildi. 

Şah, otoriter yönetimini güçlendirmek için bu siyasi kararı aldırdı. 

İran’da nispeten eşit bir zeminde yaşayan etnik kimlik ve gruplardan oluşan mozaik, giderek yerini Fars ve Şii kimliklerinin egemenliğine bıraktı. 

Etnik azınlıkların ve grupların talep ettikleri sosyal ve siyasal haklar, İran’ın toprak bütünlüğüne ve ulusal güvenliğine tehdit olarak görülmeye başlandı. 

Ekonomik politikaların başarısızlığı, servet ve gelir dağılımındaki eşitsizlik, hükümet politikalarına duyulan tepki sonucunda Şah’ın 1979’da ülkeyi terk etmesiyle Pehlevi hanedanlığı sona erdi ve İslam Devrimi sonucunda İran İslam Cumhuriyeti kuruldu. 

Pehlevi monarşisinde tehlikeli görülen etnik kimlikler, İran İslam Cumhuriyeti’nde de tehlikeli ve İslami ideolojiye aykırı görüldü; demokrasi ve azınlık hakları askıya alındı. 

Oysaki İran’da Kürtler, yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve öz yönetim haklarının tanınması için İslam Devrimi’ni desteklemişlerdi. 

Laik ve seküler olan Kürtler, dayatılan baskıcı merkezi bir İslami rejimi kabul etmediler ve hâlâ da kabul etmiyorlar. 

Kürt muhalif gruplar her zaman gerici molla rejiminin baskısı altında olmuşlardır. 

Kürtler, coğrafyaları olan Kürdistan’ı dört parçaya bölen ülkeler tarafından ne zaman demokratik haklarını talep etseler “devlet düşmanı” ilan edilirler. 

İran’da yayımlanan insan hakları ihlalleri raporlarına göre, “son yıllarda taciz, tutuklama, infaz, idam cezası ile karşılaşmayan, cezalandırılmayan aile yoktur.” 

Mahsa Amini’nin ahlak polisi tarafından gözaltındayken ölümü sonrası başlayan demokratik protesto eylemlerine katılanlar idam tehdidiyle karşı karşıyadırlar. 

7 Ocak’ta idam edilen Muhammed’e kendisini savunması için tanınan süre 15 dakikadan az olmuştur. 

6 Eylül 2025 Cumartesi günü, Mahsa Amini’nin protestosuna katılan siyasi mahkûm Mehran Bahramian, eylemin üçüncü yıldönümünde intikam alırcasına idam edildi. Kardeşi Fazel Bahramian da her an idam riskiyle karşı karşıya. 

Barbar molla rejiminde, kadın hakları aktivisti Pakhşan Azizi, işçi hakları aktivisti Şerife Mohammadi ve Suriyeli mülteci çocuklara spor eğitimi ve destek veren sporcu Varişe Moradi idama mahkûm edilmişlerdir. Her an idam edilebilirler. 

Kürtler düşman hukuku ile yargılanıyorlar 

İran’da haksız, hukuksuz yargılanan ve idama mahkûm edilen Kürtlerin durumu, Kürdistan’ın diğer parçalarındaki Kürtlerin durumundan pek farksız değildir. 

Birleşmiş Milletler verilerine göre 2024’ün ilk yarısında İran’da 400’den fazla kişi idam edilmiştir. 

BM ayrıca İran’da ulusal azınlıkların ve sığınmacıların sistematik olarak hedef alındığını belirtti. Özellikle Kürtler, Araplar, Beluçlar ve Afganların idam cezasına maruz kaldığına dikkat çekmektedir. 

Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü (IHRNGO)’ne göre, 2025’in ilk dört ayında İran’da en az 343 infaz gerçekleşti. Bu, 195 infazın kaydedildiği 2024’teki aynı döneme göre yüzde yetmiş beşlik bir artış anlamına geliyor. 

Hengaw İnsan Hakları Örgütü’ne göre, İran-İsrail Savaşı’ndan bu yana idamla yargılanan siyasi mahkûmlar “düşman yabancı devletlerle iş birliği yaptıkları” iddialarıyla yargılanıyorlar. 

Bu siyasi mahkûmlar, aileleri ve avukatlarıyla görüştürülmüyor; savunma hakkı tanınmadan çağdaş dünyanın gözü önünde idam ediliyorlar. 

Kürtlerin kaderlerini tayin hakkı vardır 

Yeryüzünde sayıları yüz milyona yakın olan Kürtler, çeşitli nedenlerle ülkelerinden sürülmüş ve dünyanın yedi kıtasında yaşayan tek devletsiz topluluktur. 

Kürtler, ülkelerinin dışında ABD’den Afganistan’a, Almanya’dan Avustralya’ya, Mısır’dan Sudan’a vatansızlıktan dünyanın dört bir yanına savrulmuşlardır. 

Ortadoğu’nun en çağdaş ve seküler halkı olan kadim Kürt halkı, bu otoriter, totaliter, tek adam rejimleri tarafından yönetilmeyi artık kabullenemiyor. 

Kabullenemiyorlar, çünkü insani ve demokratik hakları gasp edilmiştir. 

Diğer çağdaş dünya devletleri gibi Kürt halkı da kendi geleceğini, kiminle beraber yaşayıp yaşamayacağına özgür iradesiyle kendisi karar vermek istiyor. 

Yazarın diğer makaleleri

AKTÜEL