Düşmanca tavırla süreç olmaz
Dem Parti eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları 28.04.2026 tarihli grup toplantısında yaptığı konuşmada Cumhur İttifakı’nı “aksak, ürkek ve oyalayıcı bir tutum içinde olmakla” suçluyor. Sayın Hatimoğulları son derece diplomatik bir dil kullanmış.
Cumhur İttifakı’nın yol belirleyicilerinden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında (28.04.2026) “Ne Kerkük’ü ne Musul’u unuturuz. Kerkük bir daha pazarlık konusu olmayacaktır. Soydaşlarımız canıyla, malıyla, diliyle yurdundan koparılamayacaktır. Kerkük’teki yangının ateşini Ankara’dan görüyoruz. Türkmen’in feryadını Ankara’da duyuyoruz” diyor. Bu aksaklık, ürkeklik ya da oyalamak değil, açıkça düşmanca bir tavırdır. Türk devletinin, Kürdistan politikasının temel yapısıdır.
Bahçeli’ye bunları söyletenler arasında maalesef PDK ve YNK’nin Kerkük valisi seçimlerindeki tavırları da sayılmalı. Bir araya gelemeyerek Kürtlerin çoğunlukta olduğu bir ilin valilik makamını faşist bir Türkmen’e teslim ettiler. Türkmen Cephesi Başkanı olan Mehmet Seymen Ağaoğlu, 16 Nisan 2026’da seçildikten iki gün sonra vali yardımcısı Kürt’ün yetkilerini kısıtladı.
Türk devleti, Misak-ı Millî sınırları içinde gördüğü Kürt illerini işgal ve talan etmekten tereddüt etmeyecektir. Bu Afrin’de, Sere Kaniye’de, Rojava’nın birçok bölgesinde görüldü. Kürt illeri işgal edildi. İşgaller hâlâ sürüyor. Afrin’de Kürtçe yasaklanıyor. Eğitim Türkçe yapılıyor. Türkiye’nin toprağı sayılıyor. Kıbrıs’tan da biliniyor ki Türk Devleti işgal ettiği bölgelerden bir daha çıkmıyor. Oranın demografik yapısını değiştirmek için elinden geleni yapıyor. Belki Bahçeli’nin iştahı oldukça kabarmış. Musul ve Kerkük’ün de işgalini yakın görüyor.
Başta Güneyliler olmak üzere tüm Kürtlerin açık, anlaşılır yüksek bir sesle Türk devletini ve Cumhur İttifakı’nı protesto etmeli. Türk devletine bu kafayla barışa ve halkların dostluğuna varılamayacağının hatırlatılması gerekiyor.
İttifak’ın büyük ortağı AKP’nin zaten şimdiye kadar somut hiçbir adımı ve söylemi olmadı. Erdoğan, 23 Nisan resepsiyonunda olduğu gibi çok genel söylemlerle durumu idare etmeye çalışıyor. AKP sözcüsü Ömer Çelik hâlâ “PKK feshedilmeli, silahlar bırakılmalı” diyor. Kurulan komisyonun başkanı Kurtulmuş her defasında başka şeyler söyleyerek suyu bulandırmaktan başka hiçbir şey yapmıyor. Devlet, kendisi başlatmak zorunda kaldığı bir süreci dahi yürütecek konumda değil. İşi gücü bırakarak muhalefeti bölmenin, demokratikleşmeden uzaklaşarak, halklar arasında düşmanlığı körükleyerek uygun gördüğü bir ortamda kazanacağına emin olduğu seçim hazırlıkları ile meşgul. Buna müsaade edilmemeli.
Kürdistan’ın ve Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik durum, işsizlik, açlık, hukuksuzluk ve Kürt Sorunundaki çözümsüzlük muhalefet için birleştirici olmalı.
Kerkük valilik seçimi, Irak Cumhur Başkanlığı seçimleri gösterdi ki Kürdistan’ın güneyinde siyasi yapıların zaman zaman kulağa hoş gelen açıklamaları formalite olmanın ötesine geçemiyor. İki parti ya da aile, güney halklarının ortaklaşmasını, Kürdistanlılaşmasını engelliyor. Her yapı ikiye bölünüyor. Kürdistan’ın değil, PDK ve YNK’nin çıkarları öne çıkarılıyor.
Kürdistanlı komünistler, sosyalistler, tüm ilerici güçler buna açık tavır almalı, bir an önce siyasi ortaklaşmanın temelleri aranmalı. Kürdistan’ın kuzeyinde de Kürtler arası ortaklaşma istenilen seviyeye gelemiyor. Geçtiğimiz yıllarda bu yönde atılan birçok adım maalesef başarılı olamadı. Değişik siyasi partiler, sivil toplum örgütleri zaman zaman bir araya geldi, ortak açıklamalar yapıldı. Bu girişimler halk arasında olumlu karşılandı, “işte şimdi” denilen anlarda oldu fakat Kürdistanlıların ortaklaşması, bir dil üzerinde uzlaşması gerçekleşemedi.
Kürt siyasi yapılarının kendi iç bünyelerinde ve birbirleri ile olan ilişkilerde demokratikleşmeleri gerekir. Kürdistanlıların yanında olan, onları destekleyen Türk, Arap, Acem dostlarımıza gösterilen tahammül, sabır ve yapıcı dil, ortaklaşmaya çalıştığımız Kürdistanlı yapılar içinde kullanmalı. Bu, Kürtleri bir adım öne götürecektir.
28.04.2026
