Ana SayfaGIŞTÎDEVLET PARTİSİ, 31 MART SEÇİMLERİNDE HDP’YE ADETA SAVAŞ AÇTI!

DEVLET PARTİSİ, 31 MART SEÇİMLERİNDE HDP’YE ADETA SAVAŞ AÇTI!

Sinan ÇİFTYÜREK / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

I – Gerilimi yüksek bir seçim nihayet yapıldı

Başta halkımıza, siyaset kadrosuna geçmiş olsun. Urfa-Şırnak-Hakkari-Van-Ağrı… vb. sınır hattındaki kentlerimiz başta olmak üzere halkımız kendisine dayatılan devlet merkezli özel savaş koşullarında bir seçim kampanyası sürdürdü, tabi sürdürebildilerse? Bu koşullarda oyunu artırarak seçimi kazanan ve iradesini özgürleştiren Amed-Mardin-Van-Batman halkı başta olmak üzere tüm halklarımıza teşekkür ediyoruz.

Gerilimi böylesine yüksek, dil, üslubun böylesine düzeysiz olduğu bir seçim yaşanmadı. Tek parti iktidarından sonra devletin böylesine sivil-askeri kurumlarıyla seçime, özelde Kürt muhalif partilere müdahil olduğu seçim olmadı. Cumhur İttifakı; propaganda çalışmalarını tam anlamıyla tek kale maç yürüttü. Öyle ki Kürdistan sınır kentlerinde tam bir kuşatma-ezme-sindirme siyaseti izlendi.

Bu süreçte Türk ulusal medyası da devlet konsepti çerçevesinde HDP’ye, Kürt siyasetine kör-sağır-dilsizdi. Parayla reklamlarını bile almayacak kadar karşıydı. Bu şartlar altında HDP belli bir güç kaybetti daha doğrusu devlet partisi zoruyla kaybettirildi ama ezilmedi hatta bazı yerlerde hem oylarını arttırdı hem ayrıca kendine kaybettirene de Batı’da kaybettirdi.

II – Veriler ne diyor?

Seçime katılım oranı %84, 2014’teki %89 katılım oranına göre 5 puan düşmesi beklenmiyordu zira onca yüksek gerilime ve piyasaya sürülen “beka, terör” argümanları dikkate alındığında daha yüksek katılım bekleniyordu.

Seçim sonuçlarına bakıldığında, 2019 Yerel Seçimin İl Genel Meclisi oy dağılımı; AKP %44 (2014’te %43), CHP %30 (2014’te %25), İYİ Parti %7, MHP %7 (2014’te 17), HDP %4 (2014’te %4), SP %2.7 oy aldılar. 24 Haziran 2018 genel seçimlerine göre ise; AKP 2, CHP 8 puan oyunu artırırken, MHP ve İYİ Parti oy kaybı yaşadı. Kazanılan belediye başkanlıklarında ise en büyük kaybı, AKP İstanbul, Ankara, Antalya…vb. büyük kentleri kaybederek yaşarken, CHP 2014 seçimlerine oranla en kazançlı parti.

HDP’ye gelince; yerel yönetimlerde BDP 2014 seçimlerinde 3’ü büyükşehir 11 il, 67 ilçe ve 24 belde toplam 102 belediye başkanlığı kazanmıştı. 2019 Yerel seçimlerinde ise HDP, üçü Büyükşehir 8 il, 50 ilçe, 12 belde toplam 70 belediye aldı. Kayıp toplam 32 kent ve beldenin 3’ü il, 17’si ilçe, 12’si belde. HDP bu zorla el değiştirilmeye karşın 31 Mart’ta kazandığı 8 ilde Kayyum’u gönderdiği gibi Siirt hariç oylarını da arttırdığını da ekleyelim.

Demokratik yarış yerine devlet partisinin özel savaş konseptiyle zorla el değiştirilen kentlerden; Şırnak, Ağrı’yı AKP alırken; Urfa’da HDP’nin 2014’te aldığı dört ilçeden üçünü AKP; Mardin’de HDP’nin 2014’te toplam 10 ilçede aldığı 8 ilçenin üçünü AKP; Şırnak’ta; HDP 2014’te toplam 6 ilçeden aldığı 5 ilçenin 2’sini AKP; Hakkari’de 2014’te toplam 3 ilçeden aldığı üç ilçenin ikisini AKP; Van’da 2014’te toplam 13 ilçeden aldığı 11 ilçenin ikisini AKP; Iğdır’da 2014’te 3 ilçeden aldığı birini SP; Kars’ta 2014’te aldığı Digor’u AKP aldı. HDP’nin 2014 Yerel Seçimlerine göre 2019’da kaybettiği 17 ilçenin 13’ü Urfa-Mardin-Şırnak-Hakkari-Van-Iğdır-Kars’ta yani sınır kentlerinde yaşandı. Geri kalan diğer kentler de kaybedildi.

III – HDP’nin il ve ilçeleri devlet zoruyla el değiştirildi!

*7 Haziran 2015 seçimlerinin başarısının ardından, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) stratejisi olarak belirlenen, Kuzey Kürdistan ile Rojava ve Güney Kürdistan arasında siyasi-kültürel-askeri geçiş ve bağlantıyı kesme hedefiyle alınan birden fazla tedbirden birisi, Kuzey’de Kürt siyasetinin sınır illerindeki siyasal etkisini zayıflatarak yerine sistem partilerini yerleştirme planıydı. Bu planın en net 31 Mart’ta sınır boyunca yürürlüğe konulduğunu gördük.

Belirttiğimiz sınır kentlerinde HDP’nin elindeki ilçe ve kentlerin AKP lehine devlet zoruyla el değiştirmesi hedefi son üç dört yılın planlamasıydı. Çünkü Bahçeli aylar öncesinde devlet aklıyla ve açık konuşarak; “kayyumla atanmış belediyelerde diğer siyasi partilerin mutlaka HDP’nin tekrar kayyum öncesine dönebilecek bir yerel yönetim yapılanmasına müsaade etmeyecek sağduyu ortaya koyması lazım” demesi tüm sistem partilerinde karşılık buldu!

* HDP’nin 2019’da, 2014’e göre kaybettiği 17 ilçenin 13’ünün Urfa-Mardin-Şırnak-Hakkari-Van-Iğdır-Kars’ta yani Kürdistan parçalarıyla sınır olan kentlerde yaşanmasının nedenini merak edenler; Bir, Devletin “eyvah etrafım Kürdistan ile çevrildi” deyip sınır kentlerine yönelik uyguladığı özel savaş planına baksınlar. İki; Bahçeli’nin önceden “eğer Kayyum yerlerini tekrar alırlarsa bazı talepleri derinleşecek. Bu da Türkiye’yi başka bir noktaya doğru götürür. Bunun önlenmesi için de aşiretleri devreye sokalım” demesine baksınlar. Sadece aşiretler mi hayır devletin tüm sivil-askeri gücü ve istihbaratı devreye sokuldu. Üç; Halen merak edenler Bahçeli’nin  “Bu seçimde Güneydoğu’da alınacak oylar çok önemli. Orada 101 belediyeye kayyum atandı. Şimdi o parti oralarda yine kazanırsa bu çok kötü olur. Çıkarlar, bunu plebisit gibi sunarlar”! demesinin şifrelerine baksınlar. Yani Kürt siyasetini engellemek için her yolu mubah gören devlet stratejisine baksınlar. Kürdistan’da HDP devlet partisi ile özel savaş şartlarında mücadele etti derken hareket noktamız bunların bütünü.

*Devleti arkalamış Cumhur ittifakı, devletçe “stratejik” algılanan il-ilçelere çok önceden özel stratejiyle yöneldiği ve bazı yerlerde etkili olacağını belirtmiştik. Halfeti’den Çukurca-Van-Ağrı’ya uzanan sınır boyunda belirttiğim kentlerde AKP’nin kazanmasına; AKP’li Kayyumların “hizmet başarısı” diyenler şarlatanlık yapıyorlar. Bu iddiada olanlar Kayyum yönetimindeki Diyarbakır-Van-Mardin-Batman’a… baksın. Yani mesele Kayyum “başarısı” meselesi değil, devlet partisinin özel savaş konseptinin uygulanmasıdır.

*HDP’de yaşanan kent kaybının esas sınırda, özellikle birkaç bin polis ve asker oyuyla sonuç alabilecekleri küçük ilçelerde yaşanmış olması tesadüf değil. Çünkü devlet partisinin özel savaş konseptinin bugün esas sonuç almayı hedeflediği yerler zaten buralardı. Yoksa Kızıltepe, Nusaybin, Cizre’de sınır ilçeleriydi. Kısacası Cumhur ittifakı “beka” ve tehdit algılamasında Kürdü/Kürdistan’ı göstermesinin icra alanı olarak 31 Mart seçim sürecinde devlet partisinin halkımıza, siyaset kadrosuna nasıl yüklendiğini görmek isteyen görür, anlar!

*AKP, siyasal stratejide örtüştüğü MHP ile birlikte Kürde kaybettirdi ama Kürt de duruşuyla 25 yıllık Erdoğan iktidarının sonunun başlangıcını hazırladı. Çünkü Kürt boynuna vurup elinden ekmeği alınacak eski Kürt değil. Geçti o günler! Güney’de yarı bağımsız devleti, Rojava’da fiili federal yapısı var. Salt Amed’de değil Ankara siyaset denkleminde de yeri var!

IV – HDP ve genelde Kürt siyaseti de aynayı yanlışlarına, eksiklerine cesaretle tutmalı.

Devlet merkezli Kürtlere dayatılan özel savaş konseptinin altını çizerken, HDP ve genelde Kürt siyaseti de “nerede yanlış yaptık”? sorusuna yanıt aramalı. Bu meseleye tekrar döneceğiz. Burada kısaca beş şeyi belirtmek istiyoruz; bir ve önemlisi hizmet belediyeciliğinde HDP’yi aynayı cesaretle kendine/geçmiş belediyecilik deneyimine tutmaya çağırıyoruz. İki; ayrımsız tüm halklara, tüm siyasal eğilimlerden işçi, emekçi, işsiz halka eşit yaklaşım ışığında geçmiş pratiği sorgulamaya çağırıyoruz. Üç; HDP belediyelerini mali gelir-giderleri halka aylık, yıllık şeffafça açıklayan bir işleyişi başlatmaya çağırıyoruz. Dört; HDP’nin Yerel Yönetimler deklarasyonunda yer alan doğrudan demokrasiyi uygulamaya somutta halkla birlikte karar, birlikte icra prensibini uygulamaya çağırıyoruz. Beş; HDP ve Kürt siyaset kadrosunun, 7 Haziran 2015 sonrası MGK yönelimlerini ve bunun şifrelerini taşıyan Devlet Bahçeli’nin devletin aklı ve stratejisini yansıtan mesajlarını doğru okumadığını, okunsaydı bilinçli ön hazırlıkla daha az hasarla süreç atlatılabilinirdi.

V – Metropollerin kaybedilmesi AKP’nin 25 yıllık iktidarın sonunun başlangıcı mı? 

HDP, Batı metropollerinde somutta İstanbul, Ankara, Adana, Mersin, Antalya… gibi kentlerde CHP’ye kazandırarak Cumhur İttifakına darbe vurdu. Erdoğan, “Unutmayın, İstanbul’da teklersek, Türkiye’de tökezleriz. İstanbul, Türkiye ortalamasının altına düştüğü an, buna yanarız” demişti. İstanbul’da AKP artı MHP % 48 oy aldı. MHP’nin yüzde 6-7 oyunu çıkarırsan AKP İstanbul oyu Türkiye ortalaması olan %44’ün altında demek. Buna ağırlaşacak olan ekonomik kriz sonuçlarını da eklersek 4.5 yılı zor tamamlar. Erdoğan oralı olmadan “biz 4,5 yıl iktidardayız” demesine bakmayın. Metropollerin kaybında başka faktörler de var.

Bir; 25 yıllık kesintisiz yerel iktidar ve 17 yıllık merkezi iktidarda olan Erdoğan’ın muhalefet lideri imiş gibi konuşması. Sanki iktidarda kendisi değil de, CHP ve Millet ittifakıymış sanki HDP imiş gibi muhalefete saldırmasını bu kez halklar yutmadı.

İki; Önce Milli Görüş geleneği kadrosu olarak, sonra 17 yıllık kendi merkezi iktidarının bir numarası olarak ilk 10 yılı boyunca tek parti iktidarını ağır eleştiren Erdoğan’ın son yıllarda tek parti iktidarı uygulamalarına kendisinin başvurması. Yani devletin sivil-askeri güçlerini arkalayan AKP’nin muhalefete saldırması AKP tabanında belli bir kırılma yarattı.

Üç; Bir süredir fiilen MHP ile koalisyon kuran AKP’nin, Kürt/Kürdistan siyaseti ve genel siyasal stratejisi de giderek MHP çizgisine oturması. Yani AKP’nin genel siyasal stratejisinin MHP’lileşmesinin (devletleşmesinin) başta Kürt tabanında olmak üzere tepkilere yol açması.

Dört; Erdoğan/AKP’nin uzun iktidar yıllarında seçim propaganda gündemi ile halkların gündeminin böylesine ayrışmasına ilk kez bu kadar bariz, çıplak şahit olduk. Örneğin; Cumhur İttifakı, “terör, beka, Kürdistan yok” gibi yapay gündem üzerinden propaganda yaparken; halklar, işçi emekçiler, işsizlerin ise gerçek gündemi olan ekonomik kriz, işsizlik, zamlarla boğuşmuş olması. Erdoğan’da halkın üç büyük gündemini bilerek es geçti çünkü ekonomi elini yakıyordu! Eee karın doymazsa, kulak duymaz deyimi karşılık buldu!

Beş; Cumhur İttifakı propagandayı Kürdistan/Kürt karşıtlığı üzerinden kurarken, Minbiç işgali ve Fırat’ın Doğusunda Güvenli Bölgenin kurulmasını veri almıştı. Bu iki hedef başarılsaydı “içeride, dışarıda terörü ezdik” diyerek milliyetçi oyların konsolide edilmesi hedeflenmişti ancak iki hedefin de gerçekleşmemesinin de mevcut tablo da payı var.

Sonuç; her yükselişin düşüşü var kuralı Erdoğan için de işlemeye başladı. 31 Mart da yaşanan düşüş devam edecek.

VI – SP ve CHP Kürdistan’da ne yaptı?

CHP’nin İstanbul-Ankara-Antalya-Adana-Mersin…vb. kentleri kazanmasında; Urfa ve Adıyaman’da SP’nin ciddi oy almasında HDP kilit rol oynadı. Buna karşın CHP ve SP’nin Kürdistan’ın kritik il-ilçelerinde HDP’yi desteklemediği görüldü. Hatta SP ve CHP Kürdistan’da her yerde seçime katılarak bazı kentlere HDP’nin kaybetmesine neden oldular.

Öyle ki Batman’da Beşiri, Ağrı’da Tutak, Bitlis’te Hizan ilçelerini HDP’den SP aldı. CHP’de de benzer durumlar var. Bu tutum irdelenmeli. Özetle CHP ve SP; Bahçeli’nin “kayyumla atanmış belediyelerde diğer siyasi partilerin mutlaka HDP’nin tekrar kayyum öncesine dönebilecek bir yerel yönetim yapılanmasına müsaade etmeyecek sağduyu ortaya koyması lazım” beyanına tutum alamadılar.

VI – Kürdistan Yerel Seçim İttifakı neyi hedefledi, ne oldu, ne yapacak?

Bu konuda ilk elden şunlara işaret edilebilir;

Bir; Dün “yerel seçimlerde illaki ortaklaşmanın yolunu bulmalıyız” dedik ve bulduk bugün illaki yerel seçim sonrası süreçte ve pratiğin içinde ittifakı adım adım büyütüp kalıcılaştırmanın yolunu bulmalıyız diyebilmeliyiz. Yani yerel seçimlerle sınırlı geçici ittifakı süreçte kalıcı ittifaka doğru büyütmeyi hedefleyelim ama acele etmeden.

İki; Kürdistan seçim ittifak fidanı ulusal ittifak yolunda koca çınara dönüştürme hedefi belirlenmeli ama erken doğuma izin verilmeden pratik deneyimler üzerinden yürüyerek zemin olgunlaştırılmalı. Bu yönelim emek-ufuk-strateji ile ete kemiğe bürünmeli.

Üç; İttifak belediyelerinde uyumlu ve dinamik ortak çalışmaya odaklanarak; genelde yerel yönetimler politikalarının belirlenmesinde ve pratiğinde ortak alanı büyüterek Kürdistani İttifakın varlığını koruyup ağır ağır ilerlemesi, saflarını genişletmesi hedeflenmeli.

Dört; Kürdistani İttifakla Kürt siyasetinde 40 yıllık soğuk savaş duvarında önemli bir gedik açtık, bu gedik büyütülerek duvarın tümüyle yıkılması hedeflenmeli! Bu adım başlı başına tarihi önemdedir ve kıymetini bilip geliştirmeliyiz. Bilmeliyiz ki 40 yılın ön yargılarını zamanla ve pratiğin içerisinde kırabiliriz. Kürdistani İttifak sorumluları bir an evvel bir araya gelip yaşananlar değerlendirilmeli ve geleceğe ilişkin yönelim belirlenmelidir.

VII – Dersim meselesinde bugünkü tablo yaşanmamalıydı.

Dersim merkeze bir komünist başkanın seçilmiş olması bizi sevindirir ve Başkan Maçoğlu ile yoldaşlarına başarılar dileriz. Bunu belirtikten sonra şu noktalar üzerinde bugün ve esas geleceğe dönük düşünülmesi gerektiğine inanıyoruz.

*Şayet HDP ve SMF’nin içerisinde yer aldığı ayrı ittifaklar ortaklaşmış olsaydı, bugün merkezin yanı sıra tüm ilçeler de devrimci, sosyalist güçlerin elinde olurdu. Bu gerçekleşmediği için, merkezin dışındaki tüm ilçeler CHP (beş ilçe) ve AKP (iki ilçe) yönetimine geçti. Onca emek verilen Ovacık’ın CHP eline geçmesi ayrıca düşündürücü. Bundan sonra tarafları, bu sonuçlar üzerinde serinkanlılıkla düşünüp süreci germeden geleceğe dönük yönelimler belirlemeye, amiyane tabirle zararın neresinden dönülürse kârdır yaklaşımı üzerinden hareket etmeye çağırıyoruz.

*Şunu da belirtmek istiyoruz; FOX TV ve Demirören Medyasının Başkan Maçoğlu’na bolca yer vermesinin altında komünizme olan aşklarının yatmadığını, bu en ırkçı gerici ulusalcı basının esas derdinin “bu bölücü Kürtler kazanmasın da kim kazanırsa kazansın” görüşünden hareket ettiklerini SMF’li yoldaşlar bizden iyi bilirler. Demek istediğimiz, taraflar bunlara bu fırsatı vermemeliydi en azından bundan sonra vermemeli diyoruz. Örneğin ortaklaşma olsaydı o zaman bu ırkçı basının Maçoğlu propagandası ellerini yakardı! 3 Nisan 2019

[email protected]

- Advertisment -

Recent Comments

Verified by MonsterInsights