Bir daha asla savaş, bir daha asla faşizm
8 / 9 Mayıs 1945 günü/leri, faşist Almanya’nın 1 Eylül 1939’da Polonya’ya saldırısı ile başlayan İkinci Paylaşım Savaşı’nın sonu ve Nazi Almanyası’nın kayıtsız şartsız teslimiyetidir. (Aradaki saat farkından dolayı Rusya’da özgürlük günü 9 Mayıs’ta kutlanıyor.) Tüm dünya halkları için özgürlük günüdür. Bir daha asla sözünün verildiği tarihtir. “Bir daha asla” deyimi ilk defa 1926’da Yahudi şair Isaac Lambdan tarafından “Bir daha asla Masada yabancı ellere düşmeyecek” şeklinde kullanıldı. Masada, Ölü Deniz’e yakın bir tepede bulunan kaledir. Yahudiler için İ.Ö. 66 yılında Roma İmparatorluğu’na karşı direnişin sembolü haline gelmiştir. Özellikle Dachau, Buchenwald ve Mauthausen gibi Nazi toplama kamplarından kurtulan insanların ortak andı haline geldi: “Bir daha asla savaş, bir daha asla faşizm.” Daha sonraki yıllarda Almanya’da, Avrupa’da ve dünyanın her yerinde antifaşistlerin tüm ilerici güçlerin ortak direniş simgesi haline geldi, bir daha asla savaş!
Almanya’nın birleşmesi ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra durum değişti. Alman hükümetleri ve Alman burjuvazisi -birleşme sürecinde- 1992 yılına kadar Sovyetler Birliği ile yaptığı, Sovyet anıtlarını ve antifaşist sembolleri koruma anlaşmasından gün be gün uzaklaştı. Anti-Stalinizm adı altında büyük bir anti-komünizm kampanyası başlatıldı. Gelinen noktada kendilerine göre oldukça başarılı da görünüyorlar. Başta Sovyet anıtları olmak üzere komünistlerin, antifaşistlerin isimlerini taşıyan meydan ve sokak isimleri büyük oranda değiştirildi. Alman Demokratik Cumhuriyeti’ni (DDR) hatırlatacak her şey ortadan kaldırıldı. Hatta AfD partisinin başkanı Alice Wiedel işi “Hitler komünist”ti demeye kadar getirdi.
Ukrayna – Rusya savaşından sonra Rus düşmanlığında büyük bir sıçrama oldu. Artık Ruslar her kötülüğün sorumlusuydu. ABD başkanı Ronald Reagan da Mart 1983’te Sovyetler Birliği’ni “kötülerin imparatorluğu” diye anmıştı. Almanya antikomünizmi ve Rus düşmanlığını bir arada yürütmekte oldukça maharet sahibi. Yıllardır Sovyetlerin İkinci Paylaşım Savaşı’ndaki başarısı ve rolü küçümseniyor. Özellikle Doğu Avrupa’daki Nazi kamplarının kurtarılması bir şekilde ABD ve İngiltere ile ilişkilendirilmeye çalışılıyor. Komünistlerin mücadelesi yok kabul ediliyor. Bu kara propagandaya DKP ve bir kısım sol güçler hariç herkes gönüllü katılımcı durumda. CDU, CSU, AfD, Yeşiller, SPD ve hatta Sol Parti’deki kimi çevreleri saymak mümkün. Ancak son iki yıldır iş çığrından çıktı gibi. Berlin’de üç önemli Sovyet anıtı bulunmakta: Treptow Parkı, Tiergarten ve Schönholz. Şunu da hatırlamak gerekir: Mart ve Nisan 1945’te Berlin’i almak için savaşan Sovyet askerlerinden 80.000’e yakını yaşamını yitirdi. Ancak CDU/CSU ve SPD hükümeti bu kayıpları görmek istemiyor. Anti-komünizm, Rus düşmanlığı, intikam hırsı her gün yükselerek devam ediyor.
Bir daha asla savaş: Sovyet anıtlarına yasak
8 Mayıs 2025’te ön sayfasında kızıl bayrak bulunan gazete anıt alanına sokulmadı. Berlin’deki Rusya büyükelçisi 6 Mayıs 2026’da yaptığı açıklamada 8/9 Mayıs 2025’te getirilen tüm yasakların devam ettiğini belirtti. Yasakları şöyle özetleyebiliriz: Hiçbir Sovyet anıtında kızıl bayrak, o günkü Sovyet sembolleri olmak üzere Beyaz Rusya ve Rusya bayrakları ve sembollerinin taşınması, açılması ve anıt alanlarına sokulması yasaktır.

26 Mart 2026’da Almanya’nın teslimiyet anlaşmasını imzaladığı Berlin Karlshorst müzesinde Almanya SED (Almanya Sosyalist Birlik Partisi) diktatörlüğünü araştırma vakfı, müzenin kendisi ve Ukrayna Enstitüsü, SED diktatörlüğü adı altında yarı gizli bir toplantı yaptılar. Sözde demokratik Almanya Cumhuriyeti’nde olan haksızlıkların araştırılması konuşulacaktı. Daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan müze müdürü: “Toplantı zaten kamuya açık değildi. Onun için herhangi bir açıklama yapılmayacak” diyordu. Ancak sızan haberlere göre yeni anti-komünist ve Rus düşmanlığı propagandası hazırlıkları toplantısı olduğu dile getiriliyor. Bunlarla da kalınmıyor, Almanya’nın silahlanması ve savaş hazırlığı tüm hızı ile devam ediyor. Almanya konvansiyonel alanda Avrupa’nın en güçlü ordusuna sahip olmak istiyor. Bu da birçok komşu ülkede endişelere neden oluyor. Zira bundan önce iki defa silahlanan Almanya iki dünya savaşına neden oldu.
Devletin ve politik partilerin bu tüm olumsuz tavırlarına karşın, yavaş da olsa altta bir örgütlenmenin filizleri de yeşeriyor. 8 Mayıs 2026 günü yeni askere çağırma yasasına karşı 150 yerleşim yerinde 45.000 öğrenci, işçi, meslek eğitimi yapan genç insan protestolarda yer aldı. “Askerlik, savaş hazırlığı ve savaş istemiyoruz” diye haykırdı.
Bir daha asla savaş!
9 Mayıs 2026
