ANASAYFABİYOGRAFİBaytar Nuri: Kürt Ulusal Mücadelesine Adanan Bir Ömür

Baytar Nuri: Kürt Ulusal Mücadelesine Adanan Bir Ömür

Kürt aydını ve siyasal figür Nuri Dersimi, Koçgiri direnişinden sürgün yıllarına uzanan yaşamını Kürt halkının mücadelesine adadı. İstanbul’daki öğrencilik yıllarından Suriye’deki sürgün hayatına kadar uzanan hikâyesi, Kürt siyasi tarihinin önemli sayfalarından biri olarak kabul ediliyor.

Mehmed Nuri Dersimi, Mart 1893’te Dersim Sancağı’ndaki Hozat’a bağlı Akpınar köyünde doğdu. İlkokulu Hozat’ta okuduktan sonra Elazığ’daki askerî akademiye gönderildi. Orada bazı sebeplerden dolayı okuyamadı ve ailesinin yanına döndü.

Aile, 1905 yılında Harput’a taşındı. Nuri Dersimi burada ortaokula başladı.

Aile 1907’de tekrar Hozat’a döndü. Nuri Dersimi ise Harput’ta amcasıyla kalarak yerel yatılı okula başladı.

1911 yılında İstanbul’a giderek veterinerlik okumaya başladı. İstanbul’da okuyan Kürt öğrencilerle tanıştı. Kürt öğrenci topluluğu Hevî – Kürt Talebe Cemiyeti’ne üye oldu ve 1912’de Kürdistan Muhibban Cemiyeti’nin sekreteri oldu.

1914’te I. Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine son sınıftayken yedek subay olarak askere alındı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Erzincan’da askerî veteriner olarak çalıştı.

Erzincan’da Ermenilere karşı yapılan katliamlara tanık oldu. Siyasi faaliyetleri nedeniyle 1916’da Sivas’ın Kangal ilçesine sürüldü.

Kangal’da eşi Selvi Hanım ile evlendi.

1917’de eğitimini tamamlamak üzere İstanbul’a döndü. İstanbul’da Kürt siyaseti ile aktif olarak ilgilendi.

22 Eylül 1918’de okuldan mezun olarak veteriner hekim oldu. Aynı yıl Kürt Teali Cemiyeti’ne katıldı. Artık Kürt ulusal mücadelesinin “Baytar Nuri”siydi.

Bütün ömrünü Kürt halkının birliğine ve geleceğine adadı.

Kürt Teali Cemiyeti (KTC) tarafından örgütlenme çalışmaları yapmak amacıyla, Seyyid Abdülkadir’in çabalarıyla Haziran 1919’da Koçgiri’ye gönderildi.

Koçgiri bölgesinde KTC’nin Koçgiri sorumlusu Alişer Efendi ile Koçgiri bölgesinin lideri Mustafa Paşa’nın oğulları Haydar ve Alişan Beylerle birlikte KTC adına yoğun çalışmalar yürüttü.

1919 yılında Mustafa Kemal, Sivas’ta Alişan Bey ve Nuri Dersimi ile görüşmek üzere onları bulunduğu yere davet etti. Nuri Dersimi bir mazeret uydurarak gitmedi ve Alişan Bey’in gitmesinin daha uygun olacağına karar verdiler. Mustafa Kemal, Alişan Bey’e kendisinin Sivas mebusu, Nuri Dersimi’nin ise Dersim mebusu olarak görev almasını istediğini söyledi. Ancak ikisi de bu talebi kabul etmedi.

Nuri Dersimi, 1920’de kısa bir süre tutuklanıp zincire vuruldu. Ancak bu durum onu idealinden vazgeçiremedi.

Koçgiri’deki Kürt lider kadrosu, Ankara’daki Mustafa Kemal hükümetine gönderdikleri ültimatomda Sevr Antlaşması hükümlerinin uygulanmasını ve bağımsız bir Kürdistan’ın kurulmasını talep ettiler. Talepleri olumlu karşılanmayınca 6 Mart 1920’de Koçgiri İsyanı’nı başlattılar.

İsyan, Cumhuriyet tarihinin katliamlarıyla anılan en acımasız ikililerinden Sakallı Nurettin Paşa ve Topal Osman tarafından dört ay içinde kanlı bir şekilde bastırıldı.

Katledilenler arasında Nuri Dersimi’nin küçük yaştaki oğlu Ali de vardı.

Koçgiri İsyanı’nın bastırılmasından sonra Mustafa Kemal, Dersimi’yi isyandan sorumlu tuttu ve onu isyancılar için çıkarılan aftan muaf tuttu.

Nuri Dersimi, Kürt toplumu arasında saygın bir şahsiyet olarak yerini aldı.

Türk hükümeti 1931’de Dersimi’yi affetti ve ona Holvenk’te bir çiftlik verdi; ancak ona rahat yüzü vermedi.

Dersim bölgesindeki Dördüncü Genel Müfettişlik’in askerî komutanı Abdullah Aldoğan tarafından çağrılınca tehlikeyi sezdi ve artık Türkiye’de kalamayacağını anladı.

1937 yazında önce Yunanistan’a, daha sonra Suriye’ye kaçmaya karar verdi.

Nuri Dersimi’nin Kitapları

  • Kürdistan Tarihinde Dersim
  • Dersim ve Kürt Millî Mücadelesine Dair Hatıralarım
  • Mektup

Bir Kürt aydını, yazar ve siyasal figür olan Nuri Dersimi, kendisi gibi birçok Kürt aydını, yazar, siyasetçi ve sanatçı gibi yurtdışına çıkmak zorunda kaldı; sürgünde yaşadı ve sürgünde öldü.

O dönemde Kürt siyasi hareketinin önemli merkezlerinden olan Suriye ve Lübnan’da yaşadı.

1973 yılında Şam’da hayatını kaybetti. Vasiyeti üzerine Afrin’deki Henan Mezarlığı’na defnedildi.

İşgalciler Afrin’i işgal ettiklerinde ilk icraatlarından biri Nuri Dersimi’nin mezarını tahrip etmek oldu.

Adorno’nun “Yenildiğinizde düşman sizi mezarınızda dahi rahat bırakmaz.” sözü bir kez daha doğrulanmış oldu.

Kürt halkı tarihsel değerine sahip çıkarak o mezarı onardı.

Kaynakça

wikipedia.org
candname.com
Munzur Çem
Rudaw

AKTÜEL