ANASAYFAEKONOMİ2026 Bütçesi: Emekçiler İçin Sabır, Yoksullar İçin Kemer Sıkma Bütçesi 

2026 Bütçesi: Emekçiler İçin Sabır, Yoksullar İçin Kemer Sıkma Bütçesi 

2026 bütçesi, yoksulluğu azaltan değil yöneten bir anlayışı kurumsallaştırıyor. Emekçiler için sabır, yoksullar için tasarruf çağrısı yapılıyor.

2026 bütçesi, TBMM’den geçerken iktidar cephesinde “sosyal devlet” ve “denge” söylemleriyle savunuldu. Ancak bütçenin satır aralarına bakıldığında, ortaya çıkan tablo emekçiler ve yoksullar açısından açık: Ekonomik krizin yükü bir kez daha ücretlilerin sırtına bindirilirken, devletin öncelikleri halkın gündelik hayatından uzak bir yerde konumlanıyor. 

Enflasyonun kalıcılaştığı, temel tüketim maddelerinin ulaşılamaz hale geldiği, barınma krizinin derinleştiği bir dönemde kabul edilen bütçe; geçim derdiyle boğuşan milyonlara somut bir nefes alanı açmıyor. Aksine, mevcut yoksulluğun “yönetilmesini” esas alan bir yaklaşımı kurumsallaştırıyor. 

Sosyal Harcamalar Var, Ama Yoksulluğu Azaltan Bir Politika Yok 

Hükümet, bütçede eğitim, sağlık ve sosyal harcamalara ayrılan kaynakların arttığını vurguluyor. Kâğıt üzerinde rakamlar büyüyor; ancak bu büyüme, yüksek enflasyon karşısında hızla anlamını yitiriyor. Reel olarak bakıldığında, emekçilerin cebine giren para artmıyor, aksine her ay biraz daha eriyor. 

Sosyal yardımlar bütçede geniş yer kaplıyor gibi gösterilse de, bu yardımlar hak temelli bir sosyal güvence anlayışından çok uzak. Yoksulluğu ortadan kaldırmayı hedefleyen bütünlüklü bir politika yerine, geçici ve sınırlı desteklerle sorun öteleniyor. Böylece yoksulluk bir istisna değil, kalıcı bir toplumsal durum haline getiriliyor. Devlet, yurttaşı koruyan bir mekanizma olmaktan çıkıp, yoksulluğu idare eden bir yapıya dönüşüyor. 

Emekçiye Zam Yok, Güvence Yok; “Dayanın” Mesajı Var 

2026 bütçesi, emekçiler açısından en hayati başlıklarda sessiz. Asgari ücretin alım gücü hızla düşerken, bütçede bu sorunu yapısal olarak ele alan güçlü bir düzenleme yer almıyor. Emekliler için ayrılan kaynaklar da benzer bir tabloyu yansıtıyor: Artış var, ama geçim yok. 

Bütçe, emeğin korunmasını merkeze almıyor. Güvenceli istihdam, sendikal haklar, işsizlikle mücadele gibi alanlarda kapsamlı bir kamusal irade görünmüyor. Bunun yerine emekçilere verilen mesaj net: Kriz koşullarında fedakârlık yapması beklenen yine ücretliler. 

Savunma, Güvenlik ve Diyanet: Devlet Kendinden Tasarruf Etmiyor 

Emekçiler ve yoksullar için “kaynak yok” denilen bütçede, savunma ve güvenlik harcamaları yüksek payını koruyor. Askerî harcamalar ve iç güvenlik giderleri, sosyal politika alanlarının önünde yer almaya devam ediyor. Bu tercihler, bütçenin sınıfsal karakterini açık biçimde ortaya koyuyor. 

Benzer şekilde Diyanet İşleri Başkanlığı’na ayrılan yüksek bütçe, kamuoyunda yeniden “öncelikler” tartışmasını alevlendiriyor. Sosyal hizmetlerde tasarruf çağrıları yapılırken, bu kurumların bütçelerinin artması, devletin yoksullardan değil kendinden tasarruf etmediğini gösteriyor. 

Faiz Ödeniyor, Fatura Yine Halka Çıkıyor 

Bütçenin en dikkat çekici kalemlerinden biri de faiz giderleri. Devlet, borçlanmanın bedelini milyarlarca liralık faiz ödemeleriyle karşılarken, bu kaynak üretime, istihdama ya da yoksulluğun azaltılmasına yönlendirilmiyor. Faiz için ayrılan her pay, halkın temel ihtiyaçlarından eksiltilen bir başka pay anlamına geliyor. 

Bu tablo, ekonomik krizin faturasının dolaylı ama net bir biçimde emekçilere çıkarıldığını gösteriyor. Bütçe, krizi yaratan mekanizmalara dokunmuyor; krizin sonuçlarını yönetmeyi yeterli görüyor. 

Halk İçin Değil, Düzeni Korumak İçin Bir Bütçe 

Muhalefet partileri, sendikalar ve emek örgütlerinin ortak eleştirisi bu noktada birleşiyor: 2026 bütçesi halktan yana değil. Sermayeyi, güvenliği ve merkezi idareyi önceleyen bu bütçe, emekçiye sabır, yoksula kemer sıkma çağrısı yapıyor. 

Sonuç olarak 2026 bütçesi, emekçiler ve yoksullar için bir umut belgesi değil; mevcut eşitsizliklerin bir yıl daha derinleşeceğinin ilanı niteliğinde. Krizin yükü paylaşılmıyor, aşağıya doğru aktarılıyor. Bu haliyle bütçe, toplumsal adaleti değil, mevcut düzenin devamını garanti altına alıyor. 

Rojnameya Newroz 

AKTÜEL