DESTPÊKYAŞAMVARTİNİS KATLİAMI DAVASI: 32 YILLIK CEZASIZLIK VE ADALET MÜCADELESİ 

VARTİNİS KATLİAMI DAVASI: 32 YILLIK CEZASIZLIK VE ADALET MÜCADELESİ 

Vartinis, Muş’un Korkut ilçesine bağlı ve 1928 yılı kayıtlarında Vartinis olarak geçmektedir. 
Daha sonra yapılan tarihi kadim yer isimlerinin değiştirilmesinde Vartinis de payına düşeni aldı ve ismi Altınova olarak değiştirildi. 
Vartinis, 30 Kasım 1989 tarihinde Koçpınar köyünün de sınırlarına dahil edilmesiyle belediye statüsü alarak Altınova beldesi ismini aldı. 

Vartinis köyü, Kürt tarihi açısından kara sayfalardan biri olarak tarihe not düşüldü. 
3 Ekim 1993’te Vartinis’te yaşayan Öğüt ailesinin 7’si çocuk olmak üzere anne ve baba Nasır Öğüt ile birlikte 9 kişi, köylerinin yakılması sonucu yanarak ölmüştür. 
O gün amcasının evinde kalan ailenin en büyük kızı Aysel, şans eseri hayatta kalmıştı. 

Olay yeri Muş olmasına rağmen, olayın failleri Kırıkkale’de görülen davada yargılanmışlardır. 
Dönemin Jandarma Yüzbaşısı olan Bülent Karaoğlu hakkında tutuklanma kararı verildi. 
O gün görevli jandarma yüzbaşısı, ilçe jandarma komando bölük komutanı, emniyet müdürlüğü özel harekât şube müdürü, Gökyazı Jandarma Karakol Komutanı her bir maktule karşı dokuz kez “kasten ev yakma suretiyle birden çok kişinin ölümüne sebebiyet vermek” suçlamasıyla yargılanıyorlardı. 

Güvenlik sebebiyle Kırıkkale’de görülen davanın 10 Haziran 2015’te yapılan duruşmasında savcı, esas hakkındaki mütalaasında, ihmal sebebiyle ölüme sebebiyet vermek suçundan her dokuz ölüm için 25’er yıl olmak üzere toplamda tüm sanıklara 180 yıldan 225 yıla kadar hapis cezası verilmesini istedi. 
1 Mart 2019’daki duruşmada tüm sanıklar beraat etti. 

“1991 yılında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Kürt şehirlerinde görev yapan Türk güvenlik görevlilerine dokunulmazlık ve cezasızlık garantisini; Muğlalı’nın (Mustafa Muğlalı) 33 Kürt köylüsünü kurşuna dizdirdiği için yargılanıp hüküm giymesini hatırlatarak verdi: ‘Korkmayın, ikinci bir Muğlalı olayı yaratmayız.’ 
Türkiye Cumhuriyeti devleti sözünde durdu. Köy yakmalar, yargısız infazlar, zorla kaybetmeler, işkence ve ağır insan hakları ihlallerini yapanların hiçbiri hesap vermedi, hiç kimse cezalandırılmadı.” (Ekşi Sözlük) 

Yine aynı Demirel, 1979 yılında Maraş Katliamı’nın ardından “Bana sağcılar ve milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz, böyle bir şey söylemiyorum; devlet cinayet işleyenin yakasına yapışmak zorundadır.” demişti. 
Ama söz konusu Kürtler ve diğer ötekileştirilenler olunca durum değişir, yargı bağımsızlığını kaybeder, devlet üzerine düşeni yapmaz. 
Bu tür katliamlar münferit görülür. 
Demirel’e göre “Devlet rutinin dışına çıkar.” 
İşte bu tür olayları münferit olarak görüp bir aileyi yok ederek rutinin dışına çıkabilir. 

İnsanlığa karşı işlenen benzer suçların failleri siyasi iktidarların, güvenlik bürokrasisinin ve yargı mekanizmasının koruması altına alınır. 
Habertürk TV kanalında yayınlanan “Sansürsüz” adlı programa katılan emekli Koramiral Atilla Kıyat, 1993–1997 yılları arasında işlenen faili meçhul cinayetlerin devlet politikası olduğunu, bu cinayetleri işleyen ve o dönem yüzbaşı, üsteğmen olan kişilerin emir üzerine cinayeti işlediklerini söyledi. 
Bu da demek oluyor ki işlenen bu cinayetler münferit değildir. 

Mağdur ve mağdur yakınlarının, davalarını takip etmekte zorlandıkları illere nakledilmesi aileler için aynı zamanda ekonomik bir külfettir ve aileler davalarını takip edememektedir. 
Vartinis Katliamı üzerinden 32 yıl geçtiği için dava zamanaşımıyla sonuçlanarak faillerin cezasız kalmasına neden oldu. 
Oysa ki insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmaz, olmamalıdır. 

Sonuç olarak ülkeyi yönetenlere göre “Müslümanın olduğu yerde sömürü olmaz, soykırım olmaz, husumet olmaz, adaletsizlik olmaz, gelir dağılımı çarpıklığı olmaz, olmamalı.” deniyor. 
Ülke gerçekleri bize bunun böyle olmadığını; Öğüt ailesinin Vartinis’teki ve Dedeoğulları ailesinin Konya Meram’daki evlerinin ‘insanlığın utanması’ adına hafıza müzeleri yapılması gerektiğini gösteriyor. 
Bugün ülkenin dört bir yanında aranıp bulunamayan adalet aslında 32 yıl önce Vartinis’te kaybedilmişti. 

GOTARÊN DIN ÊN NIVÎSKAR

TOGG’un Serüveni

Eyüp Yalur, “TOGG’un Serüveni” başlıklı makalesinde Türkiye’nin yerli otomobil projesi olarak tanıtılan TOGG girişimini ekonomik sonuçları, siyasi tartışmalar ve kamuoyundaki algı üzerinden değerlendiriyor. Makale, projenin kuruluş sürecinden bugüne kadar yaşanan gelişmeleri ve ortaya çıkan tartışmaları farklı yönleriyle ele alıyor.

ABD, İsrail, İran Üçgeninde Kürtler

ABD ve Batı, Kürtleri yüzüstü bıraksa da Kürtler hem siyasi hem askeri olarak özerk duruşunu sürdürüyor. Kürtler artık kimsenin paralı askeri değil, Ortadoğu’da kendi statüsünü koruyor.

Baytar Nuri: Kürt Ulusal Mücadelesine Adanan Bir Ömür

Kürt aydını ve siyasal figür Nuri Dersimi, Koçgiri direnişinden sürgün yıllarına uzanan yaşamını Kürt halkının mücadelesine adadı. İstanbul’daki öğrencilik yıllarından Suriye’deki sürgün hayatına kadar uzanan hikâyesi, Kürt siyasi tarihinin önemli sayfalarından biri olarak kabul ediliyor.