Adalet Bakanı Akın Gürlek göreve geldikten sonra sosyal medyaya düzenleme getirileceğini ve kimlik doğrulamasının geçerli olacağını söylemişti. Bakan Gürlek, düzenlemenin nasıl olacağına dair yeni bir açıklama daha yaptı.
‘Gerçek hesaba geçmeyenin hesabı kapatılacak’
Hürriyet yazarı Hande Fırat’a konuşan Gürlek, ayrıntıları şöyle sıraladı: “Yapılacak düzenleme ile bir kişi sosyal medyada itibar suikastı yapıyorsa, açık kimliği ile yapacak. Klavye delikanlılığı yapan açık kimliği ile yapacak. Bunun için bir geçiş süreci olacak. O süre içinde kişinin gerçek hesaba geçmesi gerekecek. Geçmiyorsa sahte hesaplar kapatılacak. Bu, yurtdışından vatandaşlarımız için de geçerli olacak. Aynı şekilde pasaportla doğrulama olacak, cep telefonuna da bir doğrulama mesajı gelecek.”
15 yaş altına yasak
Sosyal medyayla ilgili bir başka düzenleme de 15 yaş altına yasak getirilmesiyle ilgili. İktidar partisinin ’sosyal medyaya düzenlemeler içeren ve “Aile Paketi” olarak adlandırılan kanun teklifini önümüzdeki günlerde TBMM’ye sunması bekleniyor. Teklifle sosyal ağ sağlayıcılara bazı hükümler getirilmesi hedefleniyor. Teklifte 15 yaşından küçük çocuklara sosyal ağlarda hesap açma yasağı getirilmesi, 18 yaş altına erişimin yaş doğrulama ve biyometrik yöntemlerle sınırlandırılması planlanıyor.
‘Fişleme ve yargılanma korkusu’
İfade Özgürlüğü Derneği ise iki düzenlemenin de ifade özgürlüğü açısından sıkıntılı olacağını belirtiyor. Derneğin son açıklamasında özetle şöyle deniliyor:
“Adalet Bakanı’nın önerdiği zorunlu kimlik doğrulaması, İnternet’in en temel yapı taşlarından biri olan anonimlik hakkını ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Anonimlik, sadece kişisel bir tercih değil; baskıcı rejimlerde muhaliflerin, gazetecilerin, aktivistlerin ve dezavantajlı grupların fikirlerini korkusuzca beyan edebilmelerinin tek güvencesidir.
Kullanıcıların her paylaşımı “T.C. Kimlik Numarası” ile yapmaya zorlanması, toplum üzerinde devasa bir “dondurucu etki” yaratacaktır. “Fişlenme” ve “yargılanma” korkusu, yurttaşları otosansüre sürükleyecektir.
Bu durum; sadece siyasi eleştirilerin değil, en temel demokratik hak olan boykot çağrılarının, şirketlere veya kurumlara yönelik haklı tepkilerin ve yolsuzluk iddialarının daha doğmadan boğulması anlamına gelecektir. Bu düzenleme, suçla mücadele etmekten ziyade, toplumsal itiraz mekanizmalarını felç etmek ve dijital kamusal alanı tamamen sterilize etmek için kurgulanmış bir siyasi mühendislik projesidir.”
‘Dijital tecrit’ uyarısı
Derneğin açıklamasında her iki düzenlemenin Türkiye’yi küresel dijital ekosistemden koparma riskini taşıdığı savunuldu. Açıklamada, “Hedeflenen yapı, özgür ve açık İnternet değil; dijital itaatin mutlak olduğu, sadece devletin izin verdiği içeriklerin barınabildiği ve ifade özgürlüğünün “kimlik bildirme” şartına bağlandığı devlet gözetimindeki bir “İntranet” modelidir. İnşa edilen bu yapı, bir ‘çocuk koruma kalkanı’ değil; tüm toplumu kuşatan, dijital nefes alanlarını tamamen tıkayan ve Türkiye’yi açık dünyadan koparıp kendi içine hapseden bir ‘dijital tecrit’ projesidir” denildi.
Kaynak: Kısa Dalga
