Akın Gürlek, atv ekranlarında gerçekleştirilen bir söyleşide, daha önceki görevlerinde uyguladığı norm ihlallerini yargı camiasına yayma niyetini ve bu hedefleri TBMM üzerinden dayatma kararlılığını ifade etti. Adalet Bakanı kimliğiyle, yargı bağımsızlığına dair Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin getirdiği sınırlamaları aşmayı planladığını belirtti.
Erdoğan tarafından atanan Gürlek, kendisini bu göreve getirenin meşruiyet kaynağı olduğunu vurguladı. İBB ve diğer CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar hakkında konuşan Gürlek, bu yerel yönetimlerin “suç örgütü” olduğu yönündeki iddialarını tekrarlayarak, devletin gücünü bu söylemlerine ekledi. Adalet Bakanı olarak yargı bağımsızlığını tehlikeye atan açıklamaları, muhalefetten sert tepki aldı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, Gürlek’in açıklamalarının anayasal sorumluluklarını aştığını vurguladı. Çiftci, henüz yargı süreci devam eden davaları etkileme girişimlerinin yargı bağımsızlığı ile çeliştiğini dile getirdi.
Gürlek’in yandaş bir yayıncı ile yaptığı görüşme, çok sayıda kişi tarafından eleştirildi. Özellikle, yerel yönetimlerin durumu hakkında öne sürdüğü iddialar dikkat çekiciydi. Bakanın açıklamaları, yargıçlar ve savcılar üzerinde bir baskı yaratma potansiyeli taşıyordu.
Gürlek, aşkla adalet talep eden tüm vatandaşların yanında olduğunu iddia etti. Ancak bu sözlerin hukuken geçerliliği sorgulanıyor; zira Bakan, yargıda adalet dağıtma yetkisine sahip değil.
Söyleşisinde, tutuklular ile hükümlüler arasında farklar olduğuna dikkat çeken Gürlek, tutuklularla avukat görüşmeleri konusunda yasal düzenlemeler yapılması gerektiğini ifade etti. Ancak bu, uluslararası normlara aykırı şekilde savunma haklarını kısıtlama riski taşıyor. Avukat ile tutuklu arasındaki gizli görüşmenin önemi, insan hakları sözleşmeleri çerçevesinde korunmalıdır.
