ANASAYFAHAK İHLALLERİOsman Kavala'dan sivil topluma uyarı

Osman Kavala’dan sivil topluma uyarı

Osman Kavala, 3037 gündür Silivri Cezaevinde bulunuyor. Kendisi, “Cezalandırılmam, sivil toplum kuruluşları için eski anlamda özgürlük alanının kapanacağı ve eleştirel duruş sergilemenin risk taşıyacağı yönünde bir mesaj olarak değerlendirilebilir” ifadesinde bulundu.

Kavala, Gezi davası çerçevesinde ağırlaştırılmış müebbet cezası almasının ardından Meclis’teki süreç komisyonu raporunu gündeme getirerek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının önemine dikkat çekti. Bu ifadelerin, Anayasa’nın ilgili maddelerinin mahkemelerce keyfi bir şekilde yorumlanmasına karşı siyasetten gelen güçlü bir uyarı niteliği taşıdığını vurguladı. Kavala, bu rapordaki tespitlerin, mevcut mekanizmaların güçlendirilmesi ve yeni etkili yolların oluşturulması gerektiğine işaret ettiğini belirtti.

Kendi tutukluluğunun sivil toplum üzerindeki etkisini değerlendiren Kavala, daha önce sivil toplum örgütlerinin devlete bazı eleştiriler yöneltme ve proje gerçekleştirebilme özgürlüğüne sahip olduğunu hatırlattı. Ancak, onun ceza almasının ardından, eleştirel olan her hareketin iktidar tarafından siyasi düşmanlık olarak görülmeye başlandığını ifade etti. Bu durumun, sivil toplum için bir korku ortamı yarattığını düşündüğünü belirtti.

Kavala, Gezi protestolarının ardından 15 Temmuz darbe girişiminin de etkisiyle büyük bir dönüşüm yaşandığını kaydetti ve siyasi muhalefeti bastıran bir tutumun benimsendiğine dikkat çekti. “Siyasi riskler nedeniyle özgürlük alanı giderek daralmaktadır” dedi ve “Bu süreçte siyasetin sakıncalı gördüğü kişilerin tutuklanmasının önüne geçilemiyor, AİHM kararlarıyla tahliye edilme durumunun da gereksiz olduğu mesajı açık bir şekilde verilmiş oldu” şeklinde yorum yaptı.

Kavala, kendisinin bir “sembol dava” haline getirilmesinin ardındaki siyasi manayı sorguladı. Gezi olaylarının başlangıcında, bu eylemlerin hükümeti devirmeye yönelik bir girişim olarak tanımlanmadığını, daha sonra 15 Temmuz sonrasında güven ortamının kaybolmasıyla birlikte Gezi’nin dış güçlerce desteklenen bir kalkışma şeklinde sunulmaya başlandığını aktardı. Bunun, kamuoyunun yönlendirilmesinde belirleyici olduğunu belirtti. Kendisine yönelik suçlamaların, bu komplo teorisinin bir parçası olarak düşünüldüğünü ifade etti.

Sonuç olarak, Kavala’nın masumiyetinin kabul edilmesinin, sekiz yıl boyunca kurulan sahte gerçekliğin değişmesine yol açacağını vurguladı. Bu durumun yasama ve yürütme alanlarında önemli bir değişimi beraberinde getirebileceğini dile getirdi.

AKTÜEL