Tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun eski danışmanı Necati Özkan, Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nden T24 yazarı Hasan Cemal’e gönderdiği bir mektupta, hakkında başlatılan casusluk soruşturmasını eleştirdi. Özkan, mektubunda bu davanın adaletle bir ilgisi olmadığını, tamamen sahte belgeler ve iftiralarla oluşturulmaya çalışıldığını belirtti. “Casusluk davası, tamamen gerçekler çarpıtılarak hazırlanmış kötü bir senaryodur. Benim, hem İBB ana davasında hem de casusluk davasında cezalandırılmam isteniyor. Burada yasaların ruhuna ihanet ediliyor” dedi.
Özkan, mektubunun devamında, iddianamenin 2019 İstanbul seçimlerinden kısa bir süre önce tanıştığı bir iş insanıyla olan tek görüşmesini suç unsuru olarak gösterdiğini ifade etti. İddianamenin, kamuoyuna kasıtlı olarak karmaşık bir algı yaratmak için bilişim terimlerini kullandığını vurguladı. Mektubunda, “Bu iddianame, gerçeklerden uzak bir şekilde, kriminalize edilmesi gereken bir durumu basit bir tanışmaya dönüştürme çabasındadır” dedi.
Ceza mevzuatına atıfta bulunarak, dava kapsamındaki casusluk suçlamasının geçerliliği için somut kanıtların olmadığını vurguladı. Özkan, belediye çalışanlarına ait e-postaların sızdırıldığını öne süren savcılığın, bu e-postaların nasıl elde edildiğine dair hiçbir kanıt sunmadığını belirtti. Ayrıca, bu e-postaların geçmişte gerçekten de sızdırılmış olduğunu, ancak bununla kendisinin bir bağlantısının olmadığını dile getirdi.
Manipülasyon iddialarına yanıt verirken, seçimlerin manipüle edilmesi için gerekli teknolojik ve lojistik imkanların o dönemde mevcut olmadığını ifade etti. “Bir seçim kampanyasında devletin tüm olanakları elinde tutan tarafın yanı sıra, sıradan bir iş adamının önermeleriyle manipülasyon yapmaya çalışılması mantıksal bir çelişki” dedi.
Sonuç olarak, Necati Özkan, casusluk davasının temelinin tamamen sağlam olmayan iddialara dayandığını, hukuken izah edilemeyecek bir pozisyonla karşı karşıya olduğunu belirtti. “Seçim kampanyası yönetmek suç değildir” diyerek, mesnetsiz iddiaların toplumda etkisinin olmadığını ifade etti.
