ANASAYFASİYASETDEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan: 'Milyonlar adına ortak raporun takipçisi olmalıyız'

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan: ‘Milyonlar adına ortak raporun takipçisi olmalıyız’

Meclis komisyonunun raporuna dair değerlendirmelerde bulunan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Milyonlar adına artık bu raporun hep birlikte takipçisi olmalıyız ve uygulanmasını sağlamalıyız” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin genel merkezinde güncel gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi.

‘SİYASİ PARTİLERİN TÜMÜNÜN KATILMASI ÖNEMLİ’

En önemli ve birinci gündemlerinin Meclis Komisyonu çalışmaları olduğunu söyleyen Ayşegül Doğan, Kürt sorununun Meclis zeminine taşınmasının önemine işaret ederek “Tüm siyasi partilerin katılımıyla tartışılmasının ne kadar değerli olduğunu ve bugüne kadar ıskalanmış pek çok fırsatta Meclis’in asıl oynaması gereken rolü ve işlevi oynamadığını, bunun Türkiye’ye neler kaybettirdiğini ifade ettik. Meclis’in ortaya koyduğu irade, bunun çoğulcu bir şekilde gerçekleşmiş olması, yine siyasetin bu konuda mümkün mertebe en geniş uzlaşıyla, en geniş mutabakatla bugüne varmış olması bizim açımızdan da önemli” ifadelerini kullandı.

Komisyon raporuna dair tartışmaların devam edeceği vurgusunu yapan Ayşegül Doğan’ın açıklamasından öne çıkan başlıklar şöyle:

‘HİÇBİR ŞEY KOLAY OLMADI’

“Masada kalma konusundaki inadını ve ısrarını sürdüreceğini ifade eden herkese DEM Parti olarak müteşekkiriz. Çünkü bu sorunun çözümü demokratik siyaset alanının genişlemesidir. Dolayısıyla bu çalışmaları kılı kırk yararak büyük bir sorumlulukla taşımanın sorumluluğuyla bugünlere getirdik. O yüzden hiçbir şey kolay olmadı. Meclis Komisyonu’nun yapacağı çalışmaların etkili ve kalıcı bir sonuca ulaşması ve sonrasında atılacak adımların gerçekleşmesi için partimizin her türlü çabayı göstereceğini önceden de açıklamıştık. Uyarılar yaptık ve bu uyarıların bir bölümü bugün o raporda hayat buldu. Bir bölümü ise görmezden gelindi. Hakikati ve her şeyi göze alarak, dile getirenlerin hatıralarını unutmayacağız.

‘RAPORU İKİNCİ AŞAMANIN BAŞLANGICI OLARAK KABUL EDEBİLİRİZ’

Sayın Öcalan da son görüşmede DEM Parti İmralı heyetine söyledi: Artık ilk aşama resmen tamamlanmış oldu. Yeni bir aşamaya geçildi ve bu raporu ikinci aşamanın resmen başlangıcı olarak kabul edebiliriz. Bundan sonra yeni bir takvim ihtiyacı var. Bu yeni takvimin nasıl işleyeceğine ilişkin komisyon, hazırladığı raporunda da detaylı bir şekilde aslında ifade ediyor. Ancak bu başlıkların altı nasıl doldurulacak, nasıl uygulanacak, dünden beri kamuoyunun en çok merak ettiği ve bu konuya ilişkin yoğun olarak yönelttiği sorular arasında bu sorular da yer alıyor.

‘YASAL DÜZENLEMELERE DAİR ÇALIŞMALARA BAŞLANMALI’

Rapor hayati aşama açısından ön açıcı olmalı. Yine komisyonun raporda yer verdiği tespit ve tavsiyelerin zaman kaybetmeden yerine getirilmesi için bir an önce yasal düzenlemelere dair çalışmalara başlanmalı. Meclis’in bütün mesaisini bundan sonra bu meselenin çözümüne ve Türkiye’nin demokratikleşmesine dair yapılması gerekenlere ayırması gerekir. Komisyon üyelerinin üzerinde mutabakata varabilecekleri bir nihai rapor bekleniyordu. Şimdi artık o rapor tüm tartışmalara rağmen tamamlandı. Gönül isterdi ki 51 üyenin tamamının evet oyu verebileceği bir rapor çıkmış olsun ama böyle olmadı. O uyarılar, dikkat çekilen başlıklar, konulması gereken ve konulması gerektiği düşünülen şerhler de elbette dikkate alınmalı. Ancak biz isterdik ki o raporun altında TİP’in de EMEP’in de tüm eleştirilerine rağmen imzası olsun.

‘ESKİNİN DİLİYLE YENİYİ İNŞA ETMEK İMKANSIZ’

Eskinin diliyle yeniyi inşa etmek imkansız. O yüzden eskinin dilinden vazgeçmek gerekir. Bu bizim yaptığımız en başından bugüne kadar en temel uyarılardan biriydi. Gördük ki raporda eskinin diline dair bir ısrar var. Bundan vazgeçmek için o kadar çok neden var ki; Türkiye’nin acı deneyimler ile tecrübe ettiği, buradan ders çıkarmış olmak gerekirdi. Peki, bir de rasyonel durum var. Bölge değişti ve sözünü ettiğimiz mesele çok boyutlu, çok katmanlı, tarihsel, sosyolojik, ekonomik pek çok açıdan değerlendirecek boyutu olan bir hak ve özgürlükler meselesi. İnkar siyasetinin yarattığı sonuçları konuşurken bunu gerçekçi bir şekilde ortaya koymak gerekir ki bundan sonraki yol buna uygun bir şekilde yürünebilsin. Aksi takdirde iç ve dış politikanın bu kadar iç içe geçtiği bir zaman diliminde değişen bölge dinamiklerini, değişen parametreleri değerlendirmeden önümüzdeki süreci değerlendirmek, önümüzdeki tarihi fırsatı değerlendirmek, kırılgan noktalarıyla birlikte ele almak hepimizi zorlayabilir.

O yüzden bu ortak raporda görülmeyen, bizim farklı görüşlerimiz olarak ifade ettiğimiz, dün komisyon üyelerimizin komisyonda da ifade ettikleri ‘Terörsüz Türkiye’ süreci gibi tanımlamalar yerine komisyon ortak rapor taslağında diyor ki; ‘Terörsüz Türkiye süreci’, ‘terör örgütü’, ‘terör belası’ bu kavramlar gerçekçi kavramlar değil. Kürt meselesi böyle indirgemeci bir yaklaşımla onlarca yıldır çözülmedi, çözülemedi. O yüzden bu yaklaşımı terk etmeye davet ediyoruz.

‘KÜRT MESELESİ BİR TERÖR MESELESİ OLARAK GÖRÜLEMEZ’

Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu mesela. Buradan ilham alabilecek bir isim toplumun daha geniş kesimleri tarafından desteklenebilirdi ve güven duygusu pekiştirilebilirdi. Bu tercih edilmedi. Buna itirazımızı, buna ilişkin reddimizi tarihsel olarak nedenleri ile birlikte dün komisyonda ifade ettik.

Biliyorsunuz biz mevcut süreci Sayın Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı çağrıya ismini veren Barış ve Demokratik Toplum Süreci olarak tanımlıyoruz. Tüm çalışmalarımızı da bu yönlü yürütüyoruz. Ayrıca barış ve demokrasi mücadelesi bizim onlarca yıldır verdiğimiz mücadelenin adı ve bizim varlık nedenimiz. Kürt meselesi bir terör meselesi olarak görülemez.

‘ANADİL HAKKI İÇİN DÜZENLEMELER DÜŞÜNÜLMELİ’

21 Şubat Dünya Ana Dili Günü yaklaşıyor. Türkiye çok dilli, çok kimlikli bir ülke. Bu dillerin birlikte eşit ve özgür şekilde yaşayabilme imkanları var. Ayrıca Türkiye’de Türkçeden sonra en çok ve en yaygın şekilde konuşulan dil Kürtçe’dir. Kürtçe’nin kullanımına, kamusal alanda özgür bir biçimde yaşamasına dair önümüzdeki süreçte elbette birtakım hukuki düzenlemeler, yasal adımlar düşünülmeli. Bu komisyonun gündemi değildi. Çünkü bu aynı zamanda bir anayasa meselesi ve bu komisyon anayasa meselesini tartışmayacağını ilk günden ifade etti.

‘RAPORUN TAKİPÇİSİ OLMALIYIZ’

Bundan sonrasını takip etmek, bundan sonra raporun tavsiyelerini Meclis’in hızla gündemine almasını ve bu konuda çalışmalar yapmasını sağlamak yalnızca siyasi partilerin değil, o komisyona gelip fikirlerini, görüşlerini aktaran, aktarmak isteyen, aktaramayan, doğrudan dolaylı katkısını bu meselenin çözümüne ulaştırmak isteyen herkese buradan DEM Parti olarak sesleniyoruz; milyonlar adına artık bu raporun hep birlikte takipçisi olmalıyız ve uygulanmasını sağlamalıyız.”

Kaynak: Nûmedya24

AKTÜEL