Gezegenlerin oluşum süreci, evrenle ilgili en önemli sorulardan biri olarak değerlendiriliyor. Bilim insanları, Güneş Sistemi ve diğer galaksilerde gözlemlenen verilerle uyumlu bir teori geliştirmiş durumda. Ancak Science dergisinde yayımlanan bir araştırma, uzak bir gezegen sisteminin mevcut teoriyi sorgulamasına neden oldu. Bu teoriye göre gezegenler, yeni yıldızların etrafını saran gaz ve toz disklerinden meydana geliyor.
Araştırmayı yöneten Warwick Üniversitesi’nden Dr. Thomas Wilson, bu gezegenlerin, etraflarındaki tozları toplayarak büyüdüğünü ifade etti. Wilson, bu süreçte tozların bir araya gelerek çakıl parçalarına dönüştüğünü, ardından çarpışmalar sonucunda daha büyük nesnelerin ve sonunda gezegenlerin oluştuğunu belirtti. Bu çarpışmalar, hem Dünya gibi kayalık gezegenlerin hem de Jüpiter gibi gaz devlerinin çekirdeklerinin oluşumunu sağladı.
Ancak yıldıza olan uzaklık, sıcaklık ve belirli elementlerin bulunup bulunmaması gibi faktörler, gezegenlerin dış yapısını etkiliyor. Wilson, “Gazlar ve buzlar, belirli bir çizginin ötesinde, daha serin alanlarda ortaya çıkabiliyor, çünkü bu ortamda oluşmaları için gereken soğuk koşullar mevcut” diye konuştu. Avrupa Uzay Ajansı (ESA) kayıtlara göre, kalın atmosferler, yıldızın radyasyonundan etkilenmeyen gazdan oluşan gezegenlerin varlığına olanak tanıyor.
Genel olarak, gezegenler yıldıza yakın olanlardan en uzak olanlara doğru oluşum gösteriyor. Ancak yeni araştırmada incelenen gezegen sistemi, bu genellemelere ters düşer şekilde bir düzen sergiliyor. LHS 1903 adı verilen küçük bir cüce yıldızın etrafında dönen dört gezgen bulunmakta. Bu yıldız, Güneş’ten yaklaşık 117 ışık yılı uzakta yer alıyor ve etrafındaki gezegenlerin iç yapılarıyla ilgili ilginç bulgular ortaya konmuş.
Wilson’un ekibi, yıldızın etrafındaki üç gezegenin iç yapısının, teorik öngörülere uygun olduğunu belirledi. Yani en içteki gezegen kayalık, onu takip edenler ise gaz devleri konumundaydı. Ancak dördüncü gezegen, yıldızdan en uzakta olmalarına rağmen kayalık olarak tespit edildi; bu durum, beklenmedik bir sonuç olarak değerlendirildi.
Elde ettikleri bulgular üzerinde çalışan Wilson, neden dördüncü gezegenin kayalık olduğunu anlamaya çalıştıklarını belirtti. Araştırma sonucunda oluşum sürecinin, gezegenlerin sırayla meydana gelmesiyle ilgili olabileceği düşünülüyor. Dr. Wilson, “Eğer bir gezegen, daha az kaynak bulunan bir ortamda doğmuşsa, o gezegenin özelliği bu yolla şekillenir” dedi.
Bu çerçevede, içten dışa doğru bir oluşum süreci olabileceği de değerlendiriliyor; yani önce yıldızın yakınındaki gezegenin oluşumu, ardından diğer gezegenlerin sırasıyla ortaya çıkması söz konusu.
Sonuç olarak, gezegenlerin oluşumu üzerine eski teoriler sorgulanırken, farklı sistemlerdeki gezegenlerin nasıl bir düzen içinde yapılandığı soruları yeniden gündeme geliyor. Dr. Wilson, bu durumun, Güneş Sistemi’ni anlama biçimimize de önemli katkılar sağlayabileceğini öne sürüyor. Özellikle, her gezegen sisteminin farklı özellikler gösterebileceği gerçeği, araştırmaların yönünü değiştirebilir.
