ANASAYFAKÜRDİSTANÖzel Haber | Van’da “Sömürgelerde milliyetçilik ve sosyalizm” paneli yapıldı

Özel Haber | Van’da “Sömürgelerde milliyetçilik ve sosyalizm” paneli yapıldı

Van’da Dibistana Marksîst Li Amedê (DMA) tarafından düzenlenen “Sömürgelerde milliyetçilik ve sosyalizm” panelinde, Kürt meselesi, dil, kimlik, ulusal mücadele ve sınıf ilişkisi farklı perspektiflerden tartışıldı. Şerefxan Cizîrî, Zozan Goyi ve Sinan Çiftyürek’in konuşmacı olarak yer aldığı etkinlikte, Marksizm ile ulusal özgürlük mücadelesi arasındaki bağ Kürdistan gerçekliği üzerinden ele alındı.

Dibistana Marksîst Li Amedê (DMA) tarafından Van’da düzenlenen “Sömürgelerde milliyetçilik ve sosyalizm” başlıklı panel, 28 Mart 2026 Cumartesi günü Perihan AVM’deki KESK Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Kadir Kutevî’nin yaptığı panelde Şerefxan Cizîrî, Zozan Goyi ve Sinan Çiftyürek konuştu. Yoğun katılımın olduğu etkinlikte, sömürge koşullarında ulusal mesele ile sosyalizm arasındaki ilişki tartışıldı; konuşmacılar Kürt meselesi bağlamında farklı perspektifler sundu.

Panelin ikinci bölümünde söz alan konuklar da Marksizm, ulus, dil ve sömürgecilik ilişkisini Kürdistan gerçekliği üzerinden ele aldı. Katılımcıların yoğun ilgisiyle geçen oturumda, ulusal mücadele ile sınıf mücadelesi arasındaki bağ ve gerilim noktaları öne çıktı.

Van’da “Sömürgelerde milliyetçilik ve sosyalizm” panelinde Kürt meselesi ve sınıf tartışıldı

Şerefxan Cizîrî: “Dil ve kimlik mücadelenin merkezinde”

Şerefxan Cizîrî konuşmasına Kürtçe başladı ve dil tercihinin politik bir anlam taşıdığını vurguladı. Kürtçenin yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir varoluş mücadelesi olduğunu belirten Cizîrî, “Bizim yolumuz ve yöntemimiz Kürtçedir” dedi. Gerekli durumlarda Türkçe açıklamalar yapabileceğini ifade eden Cizîrî, dil meselesinin ulusal kimlik ile doğrudan ilişkili olduğunu söyledi.

Marksizm ve vatan kavramı üzerine değerlendirmelerde bulunan Cizîrî, Marx’a atfedilen “işçilerin vatanı yoktur” sözünün bağlamından koparıldığını ifade etti. Marx ve Engels’in Polonya ve İrlanda gibi ezilen ulusların mücadelesini desteklediğini hatırlatan Cizîrî, bir ulusun başka bir ulusu ezdiği koşullarda işçi sınıfının da özgür olamayacağını belirtti. Bu çerçevede sosyalizmin ulusal kimlikleri inkâr etmediğini, aksine sömürgeciliğe karşı bir duruş içerdiğini dile getirdi.

Kürdistan’ın somut gerçekliği üzerinden konuşulması gerektiğini söyleyen Cizîrî, dil yasakları, ekonomik sömürü ve parçalanmışlık gibi olgulara dikkat çekti. “Kendi hakikatimizden kopuk hiçbir fikir bizi özgürlüğe götürmez” diyen Cizîrî, sosyalist perspektifin bu gerçeklikten bağımsız ele alınamayacağını vurguladı.

Cizîrî, Kürtlerin hak taleplerinin “milliyetçilik” olarak yaftalandığını belirterek bu yaklaşımı eleştirdi. “Devletleri olan halklar milliyetçi sayılmazken, hiçbir şeyi olmayan Kürtler hak aradığında suçlanıyor” diyen Cizîrî, Kürtlerin verdiği mücadelenin bir varlık ve onur mücadelesi olduğunu ifade etti.

Sömürgecilik kavramını yalnızca toprak işgaliyle sınırlamayan Cizîrî, bunun aynı zamanda dilin ve geleceğin gasp edilmesi anlamına geldiğini söyledi. Marksizmin ulusların kendi kaderini tayin hakkını savunduğunu hatırlatarak, enternasyonalizmin ulusların yok sayılması değil, dayanışması anlamına geldiğini belirtti.

Konuşmasının sonunda Kürtlerin kendi gerçekliğiyle yüzleşmesi gerektiğini vurgulayan Cizîrî, dil, kimlik ve birlik ekseninde bir mücadele çağrısı yaptı. “Kendi dilimizle dünyayı yorumlamadıkça özgür olamayız” dedi.

Van’da “Sömürgelerde milliyetçilik ve sosyalizm” panelinde Kürt meselesi ve sınıf tartışıldı

Zozan Goyi: “Marksizm ne reddedilmeli ne de sorgusuz kabul edilmeli”

Zozan Goyi, Kürtlerin Marksizm ile ilişkisini “sancılı bir süreç” olarak tanımladı. Bu ilişkinin hem eleştirel hem de dönüştürücü yönler içerdiğini belirten Goyi, Marksizm’in ne tamamen benimsenebildiğini ne de bütünüyle terk edilebildiğini ifade etti.

Avrupa merkezci düşünce yapılarını eleştiren Goyi, bu yaklaşımların ezilen halklar üzerinde tahribat yarattığını söyledi. Marksizm ve feminizm gibi akımların içerdiği “ortaklık” fikrinin, ilk bakışta olumlu görünse de arka planda Avrupa merkezci bir bakış açısı taşıdığını dile getirdi.

Buna karşın Marksizm’in tamamen reddedilmesinin de doğru olmadığını belirten Goyi, Kürt hareketinin Marksizm’i dönüştürerek kullandığını söyledi. “Onu hazır bir paket olarak almadık, kendi gerçekliğimize göre yeniden şekillendirdik” dedi.

Marksizm’in sömürgeci sistemler tarafından manipüle edilebildiğini ifade eden Goyi, burada ideolojinin kendisi ile sistemin etkisi arasında ayrım yapılması gerektiğini vurguladı. Marksizm’in sınıf ve ekonomi temelli bir düşünce olduğunu hatırlatan Goyi, bu yönüyle hâlâ önemli bir analiz aracı sunduğunu söyledi.

Marx’ın Avrupa merkezli bir tarih anlayışına sahip olduğunu belirten Goyi, bu yaklaşımın bazı toplumları “geri” olarak tanımladığını ifade etti. Ancak buna rağmen Marksizm’in metodolojik bir araç olarak değerli olduğunu dile getirdi.

Marksizm’i bir ideolojiden ziyade bir yöntem olarak ele almanın daha verimli olduğunu savunan Goyi, bu yöntemin farklı alanlarda üretken sonuçlar verdiğini söyledi. Marksist feminizm ve ekoloji gibi örnekleri hatırlatarak, bu yaklaşımın ulusal mücadelelere de uyarlanabileceğini ifade etti.

Son dönemde Kürt kamuoyunda Marksizm’e yönelik eleştirilerin arttığını belirten Goyi, bu durumun olumlu olduğunu ancak eleştirinin yönünün net olması gerektiğini söyledi. Sınıf gerçeğinin reddedilmesini eleştiren Goyi, ekonomik eşitsizliklerin tüm toplumlar için geçerli olduğunu vurguladı.

Konuşmasını “Marksizm ne tamamen reddedilmeli ne de sorgusuz kabul edilmeli” sözleriyle özetleyen Goyi, ulusal mesele ile sınıf meselesinin birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.

Van’da “Sömürgelerde milliyetçilik ve sosyalizm” panelinde Kürt meselesi ve sınıf tartışıldı

Sinan Çiftyürek: “Ulusal özgürlük ile sosyalizm birlikte ele alınmalı”

Sinan Çiftyürek, konuşmasında Marksistlerin ulusal meseleye yaklaşımını tarihsel ve güncel örneklerle ele aldı. 1960–1970 yılları arasında Afrika ve Asya’da yaşanan bağımsızlık süreçlerine dikkat çeken Çiftyürek, bu dönemde birçok ülkenin sol eğilimli hareketlerle bağımsızlığını kazandığını söyledi.

Ulusal kurtuluş hareketlerinin beş temel dinamikle geliştiğini belirten Çiftyürek, bunları ulusal mücadelelerin varlığı, sosyalist sistemin desteği, Bağlantısızlar Hareketi, dünya komünist hareketi ve uluslararası emek hareketi olarak sıraladı.

Güncel duruma değinen Çiftyürek, Rojava ve Doğu Kürdistan’daki gelişmelere dikkat çekti. Türkiye’deki sürecin tıkandığını ifade ederek, güçlü bir demokratik baskının gerekliliğini vurguladı.

Ulusal mücadelede yalnızca milliyetçilik ve Marksizm’in değil, farklı ideolojik akımların da etkili olduğunu belirten Çiftyürek, bu farklılıkların ortak bir ulusal zeminde buluşmasının önemine dikkat çekti.

Marksist yaklaşımda ulusal özgürlük ile sosyalizmin birlikte ele alındığını söyleyen Çiftyürek, bu ilişkiyi “baş ve gövde” benzetmesiyle açıkladı. Kürdistan’da da bağımsızlık, federasyon ya da özerklik gibi taleplerin sosyalizmle bağlantılı düşünülmesi gerektiğini ifade etti.

Millet kavramına değinen Çiftyürek, Kürtlerin dil, toprak ve kültür birliği temelinde bir millet olduğunu söyledi. Parçalanmışlığa rağmen ulusal bilincin sürdüğünü belirterek, Rojava sürecini örnek gösterdi.

Ulus-devletin tarihsel bir olgu olduğunu ve gelecekte dönüşeceğini ifade eden Çiftyürek, Avrupa Birliği örneği üzerinden ulus-devletin yetki kaybına dikkat çekti.

Milliyetçilik türleri arasında ayrım yapan Çiftyürek, ezilen ulus milliyetçiliğinin demokratik bir içeriğe sahip olduğunu söyledi. Kürt milliyetçiliğinin var olma mücadelesi olduğunu vurguladı.

Marksizm-Leninizm’de yer alan kendi kaderini tayin hakkının koşulsuz savunulduğunu hatırlatan Çiftyürek, bu ilkenin Kürt meselesi açısından da temel olduğunu ifade etti. Konuşmasını, ortak bir tartışma zemini oluşturma çağrısıyla tamamladı.

Van’da “Sömürgelerde milliyetçilik ve sosyalizm” panelinde Kürt meselesi ve sınıf tartışıldı

Bağlam ve arka plan

“Sömürgelerde milliyetçilik ve sosyalizm” başlıklı panel, son dönemde Kürt kamuoyunda yoğunlaşan ideolojik tartışmaların bir parçası olarak öne çıkıyor. Özellikle Marksizm ile ulusal mücadele arasındaki ilişkinin yeniden değerlendirilmesi, farklı çevrelerde tartışma konusu olmaya devam ediyor. Bu panel de söz konusu tartışmalara teorik ve politik bir katkı sunmayı amaçladı.
DMA, Sömürgelerde Milliyetçilik ve Marksizm konulu panellerini devam ettirecek. 26 Nisan’da Diyarbakır’da devamında farklı illerde sürdürecektir.

Van’da “Sömürgelerde milliyetçilik ve sosyalizm” panelinde Kürt meselesi ve sınıf tartışıldı
Van’da “Sömürgelerde milliyetçilik ve sosyalizm” panelinde Kürt meselesi ve sınıf tartışıldı

AKTÜEL