Ortadoğu siyaseti, devlet yapısı ve toplumsal hareketler üzerine çalışmalarıyla bilinen Prof. Hamit Bozarslan, ANF’ye verdiği röportajda Türkiye’de gerçek bir toplumsal sözleşme yerine dayatılmış bir paktın sürdüğünü söyledi. Bozarslan, bunun yerine farklı taraflar arasında müzakere ile oluşturulmuş bir sözleşmeye ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Röportajda Türkiye’de siyasi aktörlerin demokratikleşme perspektifinden yoksun kaldığına işaret eden Bozarslan, bu durumun mevcut iktidar yapısıyla ilişkisine dair de değerlendirmelerde bulundu.
“Sözleşme Değil, Dayatılan Pakt Var”
Bozarslan, mevcut siyasi ilişki biçimini tanımlarken “Sözleşme, farklı tarafların müzakereleri sonucunda oluşan bir ilişkidir. Pakt anlayışından çıkıp sözleşmeye geçmek gerekiyor” ifadelerini kullandı. Bu yaklaşımı bir reform talebi değil, mevcut siyasetin özüne dair bir tespit olarak sundu.
Röportajda aktarılan görüşe göre, Türkiye’de siyasi alan tarihsel bir hâkimiyet/üstünlük ideolojisiyle şekillenmiş, bu ideolojinin sürdürülmesi de demokratikleşme çabalarının önünde engel oluşturuyor. Bozarslan, “Ortada bir demokratikleşme perspektifi yok, çünkü demokratikleşme bu aktörler açısından iktidarlarının sona ermesi tehlikesini de içinde barındırıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin Demokratikleşme Sorunu
Bozarslan’a göre mevcut siyasi sistem, demokratikleşme ihtiyacını karşılamaktan uzak. Röportajda şu tespit dikkat çekti:
“Oysa bugün görebildiğimiz kadarıyla ortada bir demokratikleşme perspektifi yok.”
Bozarslan, bu eksikliğin yalnızca bir siyasi partiyle sınırlı olmadığını, AKP, MHP ve diğer ana aktörlerin söylem ve pratiklerinde ortak olduğunu belirtti. “Bu ideoloji devam ediyor” ifadesiyle söz konusu yapının sürekliliğine dikkat çekti.
Kürt Meselesi ve Kamuoyunda Tartışmalar
Röportajın bir diğer odağını ise Kürt meselesine ilişkin siyasi aktörlerin yaklaşımı oluşturdu. Bozarslan, bu konunun halen ağırlıklı olarak güvenlik perspektifiyle ele alındığını belirtti:
“Kürt meselesinin bir terör meselesine indirgenmesi ve Türkiye’nin ‘terörsüz Türkiye’ perspektifi, bu yaklaşımın bir sonucu.”
Bu çerçevede, son on yıl içinde gerçekten belirleyici bir terör olgusundan söz etmenin mümkün olmadığını savunan Bozarslan, güvenlik odaklı bakışın siyasi tartışmayı daralttığını ifade etti.
Siyasi Aktörlerin Rolü ve Perspektifler
Bozarslan, DEM Parti’nin mevcut tartışmalardaki rolüne de değindi ve bu partinin farklı bir bakış açısı sunduğunu söyledi. CHP’nin kapsayıcı bir demokratikleşme perspektifi geliştirmede yetersiz kaldığını ifade ederken, Öcalan’a yapılan ziyareti belirli bir dönüm noktası olabilecek gelişme olarak değerlendirdi.
“İmralı’ya gitmemesi CHP açısından çok büyük bir talihsizlik oldu… Oysa İmralı’ya gitmek CHP’ye çok şey kazandırabilirdi.”
Bozarslan, CHP’nin demokrasi ve Kürt meselesi konusunda daha kapsamlı bir çerçeve geliştirme potansiyelinin bulunduğunu, ancak şu anda bu potansiyelin yeterince kullanılmadığını belirtti.
Ulusal Sözleşme ve Demokratik İkilemler
Röportajın merkezinde yer alan konu, Türkiye’nin mevcut siyasal ilişkiler sisteminden demokratik bir sözleşmeye nasıl geçebileceği oldu. Bozarslan, bunun ancak “müzakere edilen bir sözleşme” ile mümkün olacağını belirtti:
“Şu anda olan aslında bir pakt… Söz konusu olan, dayatılan bir pakt anlayışıdır. Bu pakt anlayışından çıkıp sözleşmeye geçmek gerekmektedir.”
Röportajın sonunda Prof. Bozarslan, demokratikleşme sürecinin ancak mevcut siyasi yapıların sınırlarının ötesine geçilmesiyle mümkün olacağını söyledi.
Röportajın tamamını buradan okuyabilirsiniz…
Rojnameya Newroz
