Pakistan ABD-İran arabuluculuğunu nasıl yaptı? Pakistan, İran ile ABD arasındaki iki haftalık ateşkese aracılık etmesiyle övgülerin odağında.
İran’da bir gün önce “bütün bir medeniyeti bir gecede yok edeceğini”söyleyen ABD Başkanı Donald Trump, Tahran’a verdiği sürenin dolmasından birkaç saat önce sosyal medya üzerinden ateşkes sağlandığını duyurdu.
Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif’ten ateşkes teklifi aldığını söyleyen Trump, “İran’ın Hürmüz Boğazı’nın tamamen, derhal ve güvenli şekilde açılmasına rıza göstermesi şartıyla” saldırıları iki haftalık bir süre için askıya almayı kabul ettiğini açıkladı.
Sağlanan ateşkesi DW’ye değerlendiren İslamabad’daki Quaid-i Azam Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler uzmanı olan Raja Kaiser Ahmed, ateşkeste Pakistan’ın rolü hakkında şunları söyledi:
“Pakistan, gerginliğin en yüksek seviyede olduğu bir anda kendisini güvenilir bir arabulucu olarak konumlandırarak ateşkesi mümkün kıldı. Arka planda diplomasiyi harekete geçirdi, hem Washington’a hem de Tahran’a güvenceler iletti ve öncelikli çıkarların uyumlu hale gelmesinde yardımcı oldu.”
Pakistan Başbakanı Şerif ve Genelkurmay Başkanı Asım Munir, Mayıs 2025’teki Pakistan-Hindistan geriliminden bu yana Trump’la yakın ilişki içerisinde. Trump, “bu savaşın kendisinin arabuluculuğunda bittiğini” ilan etmişti.
“İslamabad, kalıcı bir anlaşma istiyor”
Pakistan ayrıca İran’lada karmaşık da olsa dostane ilişkiler içerisinde. Uluslararası ilişkiler uzmanı Ahmed, İslamabad’ın “İran’la işlevsel ilişkilerini sürdürürken ABD’yle mevcut güvenlik ve diplomatik kanallarını da etkin bir şekilde kullandığını” söylüyor.
DW’ye konuşan ABD merkezli düşünce kuruluşu Stimson Center’ın Güney Asya direktörü Elizabeth Threlkeld ise Pakistan’ın “bu fırsat penceresi kapanmadan önce müzakerelerdeki ivmeyi korumayı ve ABD ile İran arasında daha kalıcı bir anlaşma sağlamayı hedefleyeceğini” belirtiyor.
Ateşkesin sağlanmasının bile İslamabad için “dikkate değer bir başarı olduğunu” söyleyen Threlkeld, Pakistan’ın “müzakereleri ilerletmek ve süreci baltalayacak eylemlerin riskini en aza indirmek için her iki tarafla yoğun temaslarını sürdüreceğini” ekliyor.
Yol engebeli
Ateşkesin ne kadar süreceği belirsiz olsa da Pakistan Başbakanı iyimser. Şerif, hükümetinin “tüm anlaşmazlıkları çözmek için kesin bir anlaşmaya varmak üzere” Cuma günü ABD ve İran heyetlerini İslamabad’a davet ettiğini doğruladı.
Ancak ABD, İsrail ve İran arasında müzakere yoluyla bir çözüme ulaşmak, söylendiği kadar kolay değil.
Siyasi analist Zahid Hüseyin, DW’ye yaptığı değerlendirmede “İslamabad için müzakereler kolay olmayacak, ancak ateşkes olumlu bir ilk adım. Ne kadar süreceğini göreceğiz” diyor.
Hüseyin, “İran ve ABD’nin kalıcı bir barışı sağlamada ne kadar ciddi olduklarına dair soru işaretlerinin devam ettiğini” söylüyor:
“Tahran, Washington’a güvenmiyor ve Başkan Trump savaşı sona erdirmek için artan bir baskı altında. İç politikadaki zorlukların yanı sıra, Batılı müttefiklerin dile getirdiği kaygılarla da uğraşıyor.”
Siyasi analist ayrıca Lübnan’daki operasyonlarına devam edeceğini belirten İsrail’in ateşkesi isteksizce kabul ettiğini de hatırlatarak “ABD’nin İsrail’i dizginleyip dizginleyemeyeceğinin belirsiz olduğunu” ifade ediyor.
Ateşkesi ne bozabilir?
Trump, İran’ın müzakereler için 10 maddelik bir öneri sunduğunu ve bunların “müzakere etmek için üstünde çalışılabilir bir temel olduğunu” açıkladı. ABD lideri ayrıca, “geçmişteki ihtilaflı konuların neredeyse tamamı” üzerinde anlaşmaya varıldığını iddia etti, ancak bu konuda ayrıntılara girmedi.
Ateşkesin başarısı, hem kısa hem de uzun vadede ABD ve İsrail’in 28 Şubat’taki saldırıları sonrası İran’ın kapattığı Hürmüz Boğazı’nın açılmasına bağlı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Hürmüz Boğazı’ndangeçişin İran ordusunun denetimiyle izin verileceğini söyledi. Trump ise ABD’nin boğazdaki gemi trafiğinin artmasına yardımcı olacağını iddia etti.
ABD ve İranlı heyetler arasındaki görüşmelerde muhtemelen başka birçok pürüzlü nokta da olacak. Bunlardan biri, Trump’ın ortadan kaldırmak istediği İran’ın nükleer programı ve zenginleştirilmiş uranyum stokları.
DW’ye konuşan Riyadlı güvenlik analisti Ali K. Chishti, şunları söylüyor:
“Bu müzakereler oldukça zorlu geçecek. Görüşmelerde İran’ın ekonomik sorunları da dikkate alınacak ve Hürmüz Boğazı’nın güvenliği karşılığında Tahran’a bir tür muafiyet sağlanacağına dair bir taahhüt de yer alacaktır.”
Chishti, İslamabad’ın Tahran’ın “gelecekte komşularına saldırmamasını sağlamak” amacıyla “İran ile Körfez ülkeleri arasında bir anlaşmaya yönelik ayrı bir plan” üzerinde çalıştığını da kaydetti. Ancak güvenlik analisti, İran’ın ateşkesten çekilmesi durumunda Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin çatışmaya doğrudan müdahil olacağını düşünmüyor:
“Riyad’da maliyet-fayda anlayışı var. İran’a karşı savaşa katılmak Suudiler için yıkıcı olur.”
Ahmed, İran taahhütlerini yerine getirmese bile Pakistan’ın yine de “itidali teşvik etmek ve diyaloğun yeniden başlamasını kolaylaştırmak için bir hareket alanı bulabileceği” görüşünde:
“Bununla birlikte, bu çabaların etkinliği her iki tarafın da iyi niyetle müzakereye girme istekliliğine bağlı. İhlallerin devam etmesi halinde Pakistan’ın elindeki koz doğal olarak azalır, ancak yine de iletişimi yeniden başlatabilecek az sayıdaki güvenilir aktörden biri olarak rol oynayabilir.”
Kaynak: DW-WORLD´s Turkish Homepage
