Onur Yaser Can davasında 4 polise 6’şar yıl hapis cezası. Esrar satın aldığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra Emniyet’te çıplak aramaya maruz bırakılan, işkence gören, ifadesini değiştirmesi için farklı tarihlerde karakola çağrılan ve muhbirlik yapması istenen Onur Yaser Can’ın davasında yargılanan dört polis hakkında karar çıktı.
İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi, İstinaf’ın bozma kararı sonrası yeniden yargıladığı biri meslekten atılan başkomiser olmak üzere dört polis memuru Hakan Aydın, Muhammet Olgun, Onur Ülker ve Yunus Başar’ı ‘resmi belgede tahribat (TCK 205)’ suçundan 6’şar yıl hapis cezasına çarptırdı.
Sanıklar 2023’te aynı suçtan 6 yıl 5 ay 15’er gün hapis cezası almıştı. Ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi (İstinaf), polislere iyi hal indirimi uygulanmadığını belirterek mahkumiyetleri bozmuştu.

Ne olmuştu?
Onur Yaser Can 28 yaşında mimardı. 2 Haziran 2010’da İstanbul Harbiye’de esrar satın aldığı iddiasıyla narkotik polisi tarafından gözaltına alındı.
Götürüldüğü Narkotik Şube Müdürlüğü’nde polisin işkence, cinsel taciz ve aşağılamalarına maruz kaldı. ‘Çıkış Doktor Raporu’ işkence şüphelisi polislerin yanında hukuk dışı olarak düzenlendi.
Salıverilmesinin ertesi günü gözaltına alan polisler telefonla arayarak, tutanaklardaki ‘tarih hatasının düzeltilmesini’ bahane etti ve yeniden emniyete çağırdı. Başkaları aleyhinde ifade vermeye zorlandı. Bir avukata başvurdu.
İfadesi iki kez alınmış olmasına rağmen polisler gözaltına alınışından üç hafta sonra bir kez daha ifadeye çağırdı. Can, 23 Haziran 2010’da oturduğu evin balkonundan atlayarak intihar etti.
Can, arkadaşlarının ısrarıyla gözaltında neler yaşadığını intiharının öncesinde kaleme almıştı. “Gözaltında çırılçıplak soyuldum. Duvara yaslanmamı söylediler… Bir süre çömeltilerek bekletildim. Bu süreçte ağlayan, polislere yalvaran bir kişinin sesi dinletildi, tokatlandım, sözlü olarak aşağılandım. Polislerden biri beni telefonla emniyete çağırdı ve önceki ifademden farklı bir ifade imzalattılar. Muhbirlik yapmam söylendi” diyordu.
Oğullarının yaşamını yitirmesinin ardından adalet mücadelesi başlatan ailesi, bir sonuç alamadı. Savcılık, işkence iddialarına takipsizlik verdi.
Can’ı gözaltına alan iki polis hakkında, gözaltı evrakında sahtecilik yaptıkları gerekçesiyle 8 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan ilk yargılama sonunda 2 polis memuru 2 yıl 6’şar ay hapis cezasına çarptırıldı.
Annesi Hatice Can, oğlunun acısına daha fazla dayanamayarak 2 Mart 2014’de oğlunun intihar etmek için seçtiği yolu seçti ve evinin penceresinden atlayarak yaşamına son verdi.
Baba Mevlüt Can da 8 Ekim 2019’da ana atar damarın yırtılmasına bağlı iç kanama sonucu 62 yaşında hayatını kaybetti. Aileden geriye küçük kardeş Ezgi Sevgi Can kaldı.
Yargıtay, yerel mahkeme tarafından verilen kararı usul yönünden bozunca dava yeniden görülmeye başladı.
İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yapılan yargılamada, Can’ın emniyetteki ifade işlemlerine ilişkin imajın (birebir kopya) yer aldığı CD’lerin emniyetten istendiği; ailenin ve avukatlarının ısrarlı talebi sonrası yıllar sonra mahkemeye verilen imaj kaydı kopyalarında daha önce bilirkişi raporunda var olan belgelere artık ulaşılamadığı ortaya çıkmıştı. İncelenmek üzere görüntülerin ve bilgilerin yer aldığı imajın alınan ilk kopyasının ise da güvenlik gerekçesi ile bilirkişi Zafer Kökdemir tarafından kırıldığı ortaya çıktı. Bu yargılamanın sonucunda iki polis memuru resmi evrakta sahtecilik ve resmi belgeyi bozma ve yok etme suçlarından toplam 6 yıl 5 ay ceza aldılar.
Mahkeme ayrıca dört polis memuru Hakan Aydın, Muhammet Olgun, Onur Ülker ve Yunus Başar hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. İstanbul Valiliği, soruşturma izni vermedi. İtirazlar sonucu karar kaldırıldı ve polisler ile bilirkişi hakkında İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı.
Zanlılar, ‘kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme’, bir bilirkişi ise ‘gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme’ suçlarından yargılandı.
Mahkeme dört polisi ‘resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme’ suçundan 6’şar yıl hapse mahkum etti. Ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi (İstinaf), polislere iyi hal indirimi uygulanmadığını belirterek mahkumiyetleri bozdu. Polisler yeniden yargılanmaya başladı.

(HA)
Kaynak: bianet
