İran Anayasası uyarınca dini lideri seçmekle görevli olan Uzmanlar Meclisi yeni “Rehber” olarak Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’i belirledi.
Londra’dan yayın yapan Iran International’ın haberine göre, bu karar, İran siyasal rejiminin en güçlü bileşenleri arasındaki Devrim Muhafızları Ordusu’nun (IRGC) yoğun baskısı altında alındı. Haber Tahran yönetimince henüz resmen doğrulanmadı.
Uzmanlar Meclisi’nin yeni dini lideri seçeceği gün Kum’daki binasının vurulduğu İran devlet medyası tarafından doğrulandı. Ancak binanın saldırıdan önce tahliye edildiği ve can kaybı olmadığı savunuldu. Bununla birlikte saldırı muhalafet tarafından İsrail’in “seçim sürecine doğrudan müdahale edebildiğini” gösteren büyük bir güvenlik açığı olarak görülüyor.
Müçteba Hamaney kim?
Mücteba Hamaney, babasının Ayetullahlıkta geçirdiği uzun yıllar boyunca kamuoyundan uzak furmakla birlikte rejim içinde etkili olduğu bilinen bir şahsiyet.
1969 doğumlu olan Mücteba Hamaney, Kum kentindeki dinsel eğitim çevrelerinde yetişti. Resmî bir devlet görevi bulunmamakla birlikte, özellikle Devrim Muhafızları ve paramiliter Besic örgütüyle yakın ilişkilere sahip olduğu rivayet ediliyor. 2009’daki “Yeşil Hareket” protestolarının zulümle bastırılması sürecini perde arkasından yönettiği iddiaları, onu reformcu çevrelerde istenmeyen adam haline getirmişti. Son yıllarda “Ayetullah” unvanı alması da İran’daki tabirle muhtemel “halefiyet” senaryolarında adı geçiyordu.
Hanedana geçiş mi?
İran İslam Cumhuriyeti ideolojik olarak Şahlık kurumunu yıkarak gelen bir devrimin üzerinde yükselse de, liderliğin bu şekilde babadan oğula geçmesinin bir kural halini alması ihtimali İslam Devrimi’nin geleceği bakımından hem içeride hem dışarıda simgesel bir kırılma olarak değerlendirilebilir. Bu geçiş, sistemin kurumsal meşruiyeti ile askeriye arasındaki dengenin giderek devrim muhafızlarına doğru yıkılmakta olduğuna ilişkin bir ipucu olarak da okunuyor.
Müçteba Hamaney’in Devrim Muhafızları’na yakınlığı göz önüne alındığında, dış politikada sertlik yanlısı çizginin korunacağı, içeride ise ekonomik kriz, yaptırımlar ve toplumsal hoşnutsuzluk ortamında güvenlikçi reflekslerin daha da güçlenebileceği yorumları yapılıyor.
Durumun, Tahran’dan gelecek resmî açıklamalar ve İran’daki diğer güç merkezlerinin tutumuyla netleşmesi bekleniyor.
(AEK)
Kaynak: bianet
