DESTPÊKYAŞAMLenin ve Anadolu kurtuluş savaşındaki rolü 

Lenin ve Anadolu kurtuluş savaşındaki rolü 

Lenin ile Mustafa Kemal Paşa arasındaki tarihsel ilişki, Sovyetler Birliği’nden Anadolu’ya ulaşan silah, altın ve siyasi destek üzerinden yeniden ele alınıyor. Anadolu Kurtuluş Savaşı’nın kaderini belirleyen bu destek, Kürt ve Ermeni meselesinin neden görünmez kılındığını da açıklıyor.

Dünyada en büyük değişime yol açan önderlerden biri de Lenin’dir (Wladimir İlyiç Ulyanov). (*) Simbirsk’te 22 Nisan 1870 tarihinde dünyaya gelen Lenin, 21 Ocak 1924’te Gorki’de 54 yaşında iken, başladığı devrimleri tamamlamadan vefat eder. Babasını genç yaşta kaybetmesi ve aile içinde gelişen olaylar, onu daha genç yaşta etkiler. 

O, bir devrimci olarak genç yaşta, o dönemin işçi sınıfı temsilcileriyle tanışır ve Petersburg şehrine yerleşerek tüm gücünü devrimci mücadeleye verir. Bolşevikler adı verilen arkadaşlarıyla Marksistler grubunu kurar. Bu dönemde bazen Avrupa ülkelerini dolaşarak zamanının çoğunu Batı Avrupa ülkelerinde geçirir. 

Lenin, 1895 yılının sonlarında tutuklanıp bir yıl hapis yattıktan sonra Sibirya’ya sürgüne gönderilir. 1897 yılında yine tutuklanarak üç yıllığına Sibirya’ya sürgün edilir. Bu dönemde kendisi gibi sürgünde olan Marksist Nataşa Krupskaya ile tanışıp evlenirler. 

Lenin’i dünyada en çok etkileyen kişi, Alman filozof Karl Marx ve ardından Friedrich Engels olur. 

1917 yılında Rusya’da karışıklıklar yaşanır. Çar yönetimi devrilir ve yerine geçici bir hükümet kurulur. Almanya’nın yardımlarıyla Lenin bu dönemde Rusya’ya geri döner. Rusya’da “Şubat Devrimi” olarak adlandırılan devrimi gerçekleştirir. Kurulmuş olan hükûmeti Bolşevik Partisi 1917 yılında devralır. Lenin, yeni adıyla “Rusya Sosyalist Federatif Sovyet Cumhuriyeti”ni kurarak hükûmetin de lideri olur. 

Sovyetler’de ve tüm dünyada ulusların kendi kaderlerini tayin etme hakkını savunan ve bunu Sovyetler Birliği’nde ilk kez uygulayan Lenin, bir dünya lideri olarak tanınır. Kendi döneminde ve ölümünden sonra ulusların kendi kaderini tayin hakkı Kürtlere de uygulanmış olsa da, verilen haklar sonraları geri alınır. Bu uygulama Sovyetler Birliği’nde, başkenti Laçin olan Kurdistana Sor’da Kürtlere uygulanır. Lenin’e yapılan suikastlar ve onun hastalık dönemlerine denk gelen bu uygulamalar, Kürtlerin dünya gündeminde bugün de hâlâ özgür olmayan bir halk olarak kalmasına neden olur. 

O günkü dünyanın durumu, Vladimir İlyiç Ulyanov’un (Lenin) Mustafa Kemal Paşa ile olan dostluğu; Anadolu’daki Kürtler ile Ermenilerin haklarının, Sovyetlerin İngiliz ve Almanlarla komşu olmaması temelinde görünmez kılınmasına yol açar. 

Mustafa Kemal Paşa ve Lenin’in bu dönemdeki ilişkisi başlangıçta bir mektupla başlar. Kısa sürede bu ilişki önemli mesafelerin alınmasına neden olur. Lenin ve Mustafa Kemal Paşa arasındaki ilk ilişki, 26 Nisan 1920 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın Lenin’e yazdığı mektuptur. Lenin’in Atatürk ile olan dostluğu ve Anadolu Kurtuluş Savaşı’ndaki anti-emperyalist başarı, her iki devletin de kaderini değiştirmiştir. 

Mustafa Kemal’in Lenin’e yazdığı mektupta, “Emperyalist hükümetler aleyhine harekâtı ve bunların tahakküm ve esareti altında bulunan mazlum insanların kurtuluşu gayesini hedefleyen Bolşevik Ruslarla mesai ve harekât birliğini kabul ediyoruz” anlatımı, konunun hassasiyetini de ortaya koymaktadır. Bu ilişkilerden sonra 16 Mart 1921 tarihinde “Moskova Dostluk Antlaşması” her iki ülke arasında imzalanarak resmiyet kazanır. 

Adı geçen mektupta aynı zamanda, “Emperyalist hükümetler aleyhine olan harekâtı ve bunların tahakkümü ve esareti altında bulunan mazlum insanların kurtuluşu gayesini hedefleyen Bolşevik Ruslarla mesai ve harekât birliğini kabul ediyoruz” ifadesi de o dönemde büyük bir anlam taşır. 

İki devlet arasında yapılan ikili görüşmelerden sonra, İnebolu üzerinden Karadeniz yoluyla Sovyetler’den gelen yardımların Anadolu’nun dört bir yanına dağılması sağlanmış ve saldırgan emperyalist devletlerin kaçınılmaz yenilgisi beraberinde gelmiştir. 

İnebolu’ya Sovyetler Birliği’nden deniz yoluyla gelen silah, mühimmat ve çeşitli cephaneler, Anadolu’ya kadın ve yaşlıların gece gündüz kağnılarla çalışmaları sayesinde cephelere ulaştırılmıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın o dönemde söylediği “Gözüm Sakarya’da, gözüm Dumlupınar’da, kulağım İnebolu’da!” sözleri, İnebolu’ya verdiği önemi açıkça göstermektedir. Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra İnebolu halkı “İstiklal Madalyası” ile onurlandırılmış; savaş boyunca gösterilen fedakârlıklar nedeniyle İnebolu, Anadolu’da “İstiklal Madalyalı tek ilçe” olarak ün kazanmıştır. 

Bu dönemde emperyalistler yenilip Anadolu’dan kaçarken Osmanlı İmparatorluğu da çökmüştür. Sovyetler’in bu dönemde görmezden geldiği Doğu Anadolu’daki Ermeni ve Kürt meselesi, Mustafa Kemal Atatürk tarafından kısa sürede kanla bastırılarak bugünkü konuma getirilmiştir. Anadolu Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu’da bulunan Sovyet askerî danışmanlarının rolünü de belirtmek gerekir. Savaş döneminde Komintern gözlemcisi olan iki Sovyet askerî danışmanı görüşlerini şöyle dile getirir: 

“Sovyet Devrimi, Türkiye’de Kemalist Devrimi mümkün kılan ana etkenlerden biridir.” 

Lenin, nasıl ki dünya devrimi açısından büyük bir kişilikse, Kürtler ve Ermeniler açısından da kendi yenilgilerinin sorumlularından biri olarak hâlen zihinlerde yaşamaktadır. Lenin’in yaşamı uzun sürmemiş ve sonu iyi gitmemiştir. 1 Ocak 1918 tarihinde Lenin’e ilk suikast girişimi yapılır. Ardından 30 Ağustos 1918 tarihinde ikinci bir suikast girişimi gerçekleşir. Lenin, Ekim Devrimi hakkında işçilere konuşma yaptığı bir gün, konuşma bitiminde arabasına bineceği sırada Fanya Kaplan adlı bir kadın tarafından üç el ateş edilerek vurulur. Saldırı sonrası Lenin ağır şekilde yaralanır ve sağlığı bu olaydan sonra bir daha düzelmez. 

Fanya Kaplan kendisini şöyle savunur: “Lenin’i vurmayı uzun süredir düşündüm. Kurucu Meclis’in kapatılması buna neden oldu. Bugün Lenin’i vurdum. Bunu tek başıma yaptım. Silahı kimden temin ettiğimi söylemeyeceğim. Lenin’i öldürmeye çoktandır karar vermiştim. Bence o devrime ihanet etmiştir. Kiev’de Çarlık yöneticisine suikast girişimi nedeniyle Akatui’ye sürgün edilmiştim. Orada 11 yıl kürek mahkûmu oldum. Devrimden sonra serbest kaldım. Kurucu Meclis’ten yanaydım ve hâlâ da öyleyim.” 

Anadolu Kurtuluş Savaşı’nın Kaderini Değiştiren Sovyet Yardımları 

Bu konuda çok şey yazıldı ve söylendi. Gerçek olan şudur ki, Sovyetler Birliği’nden gelen silah, para ve diğer yardımlar olmasaydı beklenen başarı sağlanamazdı. Kimi kaynaklarda gönderilen 100 milyon altının, o dönem için çok büyük bir maddi dayanışma olduğu belirtilmektedir. Sovyetler Birliği’nin yanı sıra Orta Asya’dan gelen para yardımları da oldukça büyüktür. 

Anadolu Kurtuluş Savaşı’nda Sovyetler Birliği’nden gelen silah ve cephane yardımlarına ilişkin farklı rakamlar verilse de; 37.812 adet tüfek, 324 adet ağır ve hafif makineli tüfek, 44.587 sandık mermi, 66 adet top, 141.173 adet top mermisi, 3.000 adet süngü, 1.500 adet kılıç, 20.000 adet gaz maskesi ve 4.000 adet el bombası gibi rakamlar, o günün koşullarında emperyalistlerin yenilgisinde büyük rol oynamıştır. (****) 

Mustafa Kemal Paşa, Meclis’in açılışından üç gün sonra, 26 Nisan 1920’de Sovyetler Birliği’ne yazdığı mektupla silah, cephane, malzeme ve para talebinde bulunmuş; yanıt beklemeden 11 Mayıs’ta Rusya’ya bir heyet göndermiştir. Bunun üzerine Sovyetler Birliği, 1920 yılından itibaren Ankara Hükûmeti’ne düzenli aralıklarla cephane, savaş malzemesi ve para göndermeye başlamıştır. 

Sovyetler Birliği’nin bu dönemde Mustafa Kemal Paşa’ya yardım etmesi olumlu görünse de, Türkiye’nin bugünkü siyasal yapısının oluşmasındaki etkisinin değerlendirilmesi gelecek kuşaklara düşmektedir. Yardımların önemli bir bölümü, 16 Mart 1921’de Moskova Antlaşması’nın imzalanmasından sonra gerçekleşmiştir. 

1920 yılında: 3.066.800 altın ruble, 100.000 Osmanlı altını; 1921 yılında: 9.800.000 altın ruble; 1922 yılında: 4.600.000 altın ruble gönderilmiştir. 

Bu paraların Buhara halkının bağışları olduğu iddia edilse de, bu bilgi tartışmalıdır. Uzun yıllar Çarlık Rusyası işgali altında yaşayan Buhara halkının bu ölçüde bir maddi güce sahip olması pek mümkün görünmemektedir. Son dönem araştırmaları, Anadolu’ya gönderilen altınların Buhara Emirliği hazinesine ait olduğunu ortaya koymaktadır. 

Buhara hazinesi önce Semerkant’a, ardından Moskova’ya taşınmıştır. 100 milyon altın ruble, Buhara Cumhuriyeti Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Feyzullah Hoca tarafından Moskova’ya teslim edilmiştir. Bu altınların bir bölümü, Kronstadt Denizci İsyanı’nın bastırılmasında kullanılmıştır. (*****) 

Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları esasen komünizme karşıydılar. Zorunlu koşullar nedeniyle Sovyetler Birliği ile dost görünmeyi tercih etmişlerdir. Bunun en açık göstergelerinden biri, Türkiye Komünist Partisi lideri Mustafa Suphi ve 14 yoldaşının 1921 yılında Karadeniz’de öldürülmesidir. Bu olay, Türkiye sosyalist hareketine ağır bir darbe olarak tarihe geçmiştir. 

Takip eden yıllarda Yahya Kahya, Topal Osman, Enver Paşa, Çerkes Ethem gibi figürler üzerinden yaşanan gelişmeler; Millî Mücadele dönemindeki iktidar mücadelesinin, iç çatışmaların ve Sovyet ilişkilerinin ne denli karmaşık olduğunu göstermektedir. Topal Osman’ın Meclis kararıyla infazı, daha sonra “kahraman” ilan edilmesi ve adına anıt mezar yapılması, bu çelişkili dönemin açık göstergelerindendir. 

Lenin’in Mustafa Kemal Paşa’ya verdiği destek, Sovyetler’in anti-emperyalist politikaları doğrultusunda İngiliz etkisini kırma amacına dayanıyordu. Bu yardımlar Millî Mücadele’yi güçlendirirken, Doğu Cephesi’nde Ermeni ve Kürt ulusal hareketlerinin zayıflatılmasına da dolaylı katkı sundu. Çünkü Sovyetler, Anadolu’da bağımsız bir Ermenistan ya da otonom bir Kürt yapısını desteklemiyordu. 

Lenin’in Mustafa Kemal Paşa’ya yardım etmesinin temel nedenleri arasında, emperyalist Batı’ya karşı ortak düşmanlık, dünya devrimi stratejisi ve Türkiye’yi kendi etki alanına çekerek Kafkasya güvenliğini sağlama hedefi yer almaktadır. Bu karşılıklı çıkarlar, iki ülke arasında ekonomik, askerî ve siyasal iş birliğini de beraberinde getirmiştir. 

Mustafa Kemal Paşa’nın Sovyetler Birliği’ne yazdığı ilk mektupta şu ifadeler yer almaktadır: 

“Emperyalist hükümetler aleyhine harekâtı ve bunların tahakküm ve esareti altında bulunan mazlum insanların kurtuluşu gayesini hedefleyen Bolşevik Ruslarla mesai ve harekât birliğini kabul ediyoruz. Evvela, millî topraklarımızı işgal eden emperyalist kuvvetleri kovmak ve gelecekte emperyalizm aleyhine yapılacak ortak mücadeleler için dâhilî kuvvetlerimizi şekillendirmek üzere, şimdilik ilk taksit olarak beş milyon altının ve kararlaştırılacak miktarda cephane, diğer fenni harp vasıtaları, sıhhi malzeme ve erzakın Rus Sovyetler Cumhuriyeti’nce teminini rica ederiz.” 

Bugün Lenin’in kurduğu Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nden geriye yalnızca bir boşluk kalmıştır. Bilimsel sosyalizmin tüm gerçekliğine rağmen ona sahip çıkmayanlar, yıkanlar elbette bu sonucun sorumlularıdır. Kapitalizmin sömürü düzeni, sendikal mücadelenin yozlaştırılması ve savaş tehlikesi, dünyayı büyük bir felakete sürüklemektedir. Sovyet dayanışmasıyla kurulan ve anti-emperyalist bir savaş veren Anadolu halkının bugünkü durumu ise daha da kötüdür. 

Ocak 2026
Abuzer Bali Han
Türkolog – Kurdolog – Politolog

Kaynakça ve Dipnotlar 

(*) Jiyana Lenin, Kürtçe, Bi zimanê Kurdî, A. Balî, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü (Türkoloji), Rojnameya Newroz Yayınları, İstanbul, 1980. 

(**) Aralov, S. İ., Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Hatıraları, Cilt 1, Yenigün Basın ve Yayıncılık. 

(***) W. İ. Ulyanov (Lenin), Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı – Ulusal Sorunda Pratik Olma. 

(****) Prof. Dr. Selda Kılıç, Ankara Üniversitesi DTCF. 

(*****) Atatürk Araştırmalar Merkezi Dergisi, 1984, Ankara. 

Ocak 2026 Abuzer Bali Han Türkolog – Kurdolog – Politolog 

GIŞTÎ