ANASAYFAKÜRDİSTANABD, İsrail, İran Üçgeninde Kürtler

ABD, İsrail, İran Üçgeninde Kürtler

ABD ve Batı, Kürtleri yüzüstü bıraksa da Kürtler hem siyasi hem askeri olarak özerk duruşunu sürdürüyor. Kürtler artık kimsenin paralı askeri değil, Ortadoğu’da kendi statüsünü koruyor.

ABD ve İsrail, 28 Şubat 2026’da İran’a karşı başlattıkları savaşın asıl sebebinin rejimi değiştirmek ve nükleer çalışmalarını, mevcut nükleer, füze ve askeri kapasitesini kalıcı olarak yok etmek olduğunu açıkladılar.

2025’in son çeyreğinde İran’da patlak veren ekonomik kriz ve hükümet karşıtı protestolar, ABD ve İsrail tarafından “rejimi değiştirme” fırsatı olarak değerlendirildi.

ABD ve İsrail, İran’ın Tahran, İsfahan, Kum, Kerec, Kirmanşah gibi birçok kentine düzenledikleri “Aslanın Kükreyişi” ve “Destansı Gazap Operasyonu” adlı hava saldırılarıyla İran’ın dini lideri Ali Hamaney’i ve birçok üst düzey askeri yetkiliyi öldürdü, önemli askeri tesisleri vurdu.

İran, bu saldırılara misilleme olarak, neredeyse ABD askeri üslerinin bulunduğu tüm bölge ülkelerini ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nde bulunan İngiliz üslerini balistik füze ve insansız hava araçları ile hedef aldı.

Bu savaş bütün bölgeye yayılmak üzeredir.

İran’ın Hürmüz Boğazı, özellikle petrol ürünlerinin ticaretinin yapıldığı önemli bir deniz yoludur. Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemiler, Körfez ekonomilerini küresel tedarik zincirlerine bağlayan konteyner gemilerdir.

Bu savaşın uzun süre devam etmesi, küresel ekonomiyi ciddi anlamda etkileyecektir.

Bu savaşın günah keçisi ise kendini savunmaya çalışan Kürtler oldu. Kürtler ne bu savaşın, ne mevcut rejimin, ne ABD’nin, ne de İsrail’in yandaşı, taraftarı veya ortağıdır.

Irkçılar ve ulusalcılar ısrarla Kürtlerin bu emperyalist savaşın bir parçası olduğunu vurguluyor. Ancak emperyalist güçler de Kürdistan’ı işgal eden güçler değil mi? Bazı ırkçı ve ulusalcı kirli yazarlar gerçekleri ters düz ederek anlatıyor.

ABD’nin güvenilmez olduğunu, çünkü müzakere masası kurulmuşken düğmeye basıldığını ve bunun diplomasinin ciddiyetiyle bağdaşmadığını dile getiriyorlar. Doğrudur, diplomasinin ciddiyetiyle bağdaşmıyor.

13 Temmuz 1989’da Abdurrahman Qasımlo, Avusturya’nın başkenti Viyana’da İran temsilcileriyle barış görüşmeleri yaparken, Mahmud Ahmedinejad’ın da bulunduğu İran ajanları tarafından katledildi.

17 Eylül 1992’de Sadık Şerefkendi ve üç Kürt siyasetçisi Berlin’de, Rafsancani ve Hamaney’in bilgisi dahilinde İran istihbaratı tarafından öldürüldü. Bu katliam nedeniyle Almanya’da İran İstihbarat Bakanı hakkında tutuklama kararı çıkarıldı.

Trump güvenilmezdir; dünyayı IŞİD belasından kurtaran Kürtleri Rojava’da yüzüstü bıraktı. Paris görüşmelerinde Kürtlerin aleyhine kararlar alındı.

Kürtler artık dostunu da düşmanını da tanıyor ve Ortadoğu’nun öznesi durumundadır. Siyasi ve askeri olarak önem kazanıyorlar.

Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Politbüro üyesi Shanaz İbrahim Ahmed: “Kürtler yalnızca güçlerine ya da fedakârlıklarına ihtiyaç duyulduğunda hatırlanır. Kürtleri rahat bırakın, biz kimsenin paralı askeri değiliz” dedi.

İran Kürdistan Demokrat Partisi (KDP-İ) Merkez Yürütme Komitesi Üyesi Mihemed Salih Qadiri, 6 Kürt partisinden oluşan ittifakla ilgili yaptığı açıklamada, yapılan anlaşmanın İran’da Kürtlerin kendi kaderlerini tayin hakkı ve federatif sistem için yapıldığını, ittifakın Kürt birliğini güçlendirdiğini belirtti.

Bazı çevreler Kürtlerin birleşmesinden korkuyor ve sürekli iç kavga etmelerini istiyor. Dün Güney Kürdistan’da yapılan referandumda ve Rojava’da ABD ve Batı, Kürtleri yüzüstü bıraktı ve kaderlerine terk etti. Kürtler artık kimsenin ileri karakolu, askeri aparatı veya karasal gücü olmayacak. ABD’nin kahramanları değiller.

Fransız senatör Remi Feraud, İran’daki savaşla ilgili Rûdaw Televizyonu’na konuştu: “İran’daki yaklaşık 10 milyon Kürt’ün ülkenin geleceğinde dikkate alınması gerekiyor. Bu çok önemli bir konu ve Fransa’nın burada söyleyecek sözü ve oynayacak bir rolü var” dedi.

Kürt kardeşliğini ağızlarından düşürmeyenler, Kürtlerin siyasi bir statüye sahip olmaması için ellerinden geleni yapıyor. Türkiye Dışişleri Bakanı’nın görevi Kürtleri takip etmek midir? Kürtler dünyanın neresinde olursa olsun, statü talep eder veya adım atarsa buna engel olunmamalıdır.

Kürtler hem mevcut İran rejimini hem de emperyalist güçleri çok iyi tanıyor ve ona göre hareket edeceklerdir.

AKTÜEL