DESTPÊKMEZOPOTAMYA YA SOSYALÎSTOrtadoğu’da Değişen Dengeler ve Kürt Meselesi

Ortadoğu’da Değişen Dengeler ve Kürt Meselesi

Ortadoğu’da 7 Ekim sonrası yaşanan köklü değişim, Kürt meselesini ve bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendirdi.

Ortadoğu’da Değişen Dengeler ve Kürt Meselesi

Dergimizin 16. sayısını çıkarmanın mutluluğuyla tekrar merhaba… 

Bu sayımızda da birbirinden ilgi çekici makaleler yer almakta. 16. sayının dosya konusu olarak Orta Doğu’da değişen güç dengeleri doğrultusunda “Orta Doğu’da son siyasi gelişmeler ve Kürt/Kürdistan meselesi” olarak belirlemiştik. Ayrıca, tabii ki dosya dışı yazılarda yer almakta.  

Dergimizin özellikle dosya konusu yazıları okunurken yazının yazılma tarihi (bu tarih her makalenin sonunda yer almaktadır) öncelikle dikkate alınmalıdır. Kimi yazılar Abdullah Öcalan’ın çağrısından önce kimileri sonrasında yazılan yazılardır. Konu güncel olması nedeniyle derginin hazırlık aşamasında yeni birçok olay yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor.  

***  

Konunun güncelliği nedeniyle Editör’ü de haliyle dosya konusuna ayırdık.  

Orta Doğu’nun ağır ve yakıcı gündemleri çok. Kürt/Kürdistan meselesi de bu gündemlerin ilk sırasında yer alıyor.  

1- Öncelikle Orta Doğu’da yakın zamanda yaşanan köklü değişim ve dönüşümlerin başlangıç tarihi olarak Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrailli sivillere dönük saldırısı ve devamında İsrail’in Gazze’ye dönük soykırım harekatına başlamasıdır. İsrail sadece Gazze’ye dönük harekatla yetinmedi. Beraberinde İran’ın Suriye ve Lübnan’daki vekil güçlerine dönük saldırıları (özellikle Lübnan Hizbullah’ına), Hamas ve Hizbullah’ın liderlerine ve İran’ın bazı komutanlarına dönük suikastlar, Esad rejiminin askeri alan ve silah depolarını vurması vb adımlar İran’nı bölge dışına itti, Esad rejimini zayıflattı.  

2- Batı ve ABD’nin İdlib’de 2016’dan beri hazırladıkları HTŞ ve Colani’yi yukarıdaki gelişmeler sonucunda Şam’da iktidara taşıdılar. Esad rejimi sonlandırılmış oldu. Dolayısıyla HTŞ’nin 10 günde Şam’ı ele geçirmesi kendi gücünden kaynaklı değildi. Bu iktidar değişimi ile başta Suriye’de olmak üzere bölgede İran ve Rusya’nın etkisi kırıldı.  

3- Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan çıkışı ve Öcalan’ın PKK’ye silah bırakın ve kendinizi feshedin çağrısı yine Orta Doğu’daki gelişmelerden ayrı düşünülemez. Orta Doğu’da değişen güç dengeleri, Türk devletini, algıladığı “tehdit” nedeniyle Kürt meselesinde adım atmaya zorluyor. Türk devleti bu adımı atarken Kürtlerin kolektif haklarını (özellikle Federasyon, Özerklik vb. statü meselesinde) ne kadar sınırlandırırsam kârdır diyor. Bunu sadece Kuzey Kürtlerine dönük değil Batı Kürdistan için de hedefliyor.  

4- Abdullah Öcalan’ın silah bırakma çağrısını olumlu buluyoruz. Umarız bu adım Kuzey Kürdistan’da sivil meşru siyasetin ve barışçıl demokratik çözümün önünü açar. PKK’nin feshi ise daha çok PKK’nin kendisini ilgilendirir, karar kendilerinindir. Diğer taraftan federasyon, özerklik, otonom ve hatta “kültüralist” hak ve taleplerden vazgeçme çağrısını ise doğru bulmuyoruz. Buna karar verecek olan Kürt halkının kendisidir. Bağımsızlık da dahil her türlü statü bir ulusun Kendi Kaderini Tayin Hakkı meselesidir. Kürt halkı kendi kaderini çizecek güç ve ruha sahip bir ulustur. Bu konuda KKP Parti Meclisi’nin 25 Şubat 2025 tarihli Çağrısına ilişkin 2 Mart 2025 tarihli tutumu dergimizin bu sayısında yer almaktadır. 

5- Türk devleti sorunu çözmeye dönük kimi olumlu mesajlar verse de hem pratikte adım atmaması hem Batı Kürdistan’a dönük sivil ayrımı yapmadan saldırılarına devam etmesi hem de Kuzey Kürdistan’da kayyumlar başta olmak üzere sivil meşru Kürt siyasetçilerine dönük gözaltı ve tutuklamaların sürmesi, Türk devletinin soruna bakışındaki ciddiyetsizliğini göstermektedir. İnkar, baskı ve zulüm politikalarının devam etmesi bugün olmasa yarın bu süreci başarısız kılacaktır. Bu nedenle Türk devleti süreci zehirleyecek adımlardan kaçınmalıdır.  

6- Bir diğer önemli gelişme ise HTŞ ile SDG arasında yapılan anlaşmadır. Bu anlaşma için çok net görüşler belirtmek zor. Çünkü her şey daha çok yeni. Ama bu anlaşmayı hem Suriye nezdinde hem de uluslararası anlamda Rojava’nın meşrutiyeti açısından önemli buluyoruz. Lakin unutulmaması gereken noktalar olduğunu da düşünüyoruz. Türk devletinin, başta Özerk Rojava’nın statüsünün tanınmaması olmak üzere HTŞ’yi birçok yönden siyasi kuşatmaya alması bu sürecin takozlarından birisidir. Diğer taraftan HTŞ köken olarak IŞİD’le hem ideolojik hem de kadrolarıyla ortaklaştığı noktalar çok fazla. Yani HTŞ’nin radikal İslami eksende bulunması SDG ile birlikte Suriye devletini oluşturmalarının önündeki ikinci takozdur.  

HTŞ’nin binin üzerinde sivil Alevi’yi katletmesini öncelikle lanetliyor ve dünya halklarını karşı tutum almaya çağırıyoruz. Bu katliam HTŞ’nin kuruluş kodlarıyla ilgilidir. Eğer HTŞ yeni Suriye’nin kuruluşunda Kürtlerle, Dürzilerle, Alevilerle, Hıristiyanlarla anlaşamaz ise iktidarda kalma şansı çok az.  

7 – Ayrıca Özerk Rojava’da  ulusal birlik yönünde yeni gelişmeler var. PYD’nin içinde yer aldığı Kürt Ulusal Birlik Partileri (PYNK) ile ENKS arasında görüşmelerin başlamasını olumlu bir adım olarak görüyor ve kalıcılaşmasını diliyoruz. 

***  

Dergimiz yayına hazırlanırken Newroz Bayramı kutlamaları haftasına girmiş olduk. Sosyalist Mezopotamya olarak halkımızın Newroz bayramını kutluyor ve bu Newroz’un halkımıza barış ve huzur getirmesini diliyoruz. Lakin dilemekle bunların gelmediğini de biliyoruz. Bunun için hem ulusal özgürlüğün sağlanması için hem de emek sömürüsünü sonlandıracağımız yeni bir yaşam yani sosyalizm için Kürdistanlı işçi ve emekçileri mücadeleye çağırıyoruz. 

16.03.2025

Sosyalist Mezopotamya Sayı: 16 / Mart 2025

GIŞTÎ