DESTPÊKEKONOMİKüresel servet dar bir azınlıkta toplanıyor: Emekçilerin geliri düşerken zenginler daha da...

Küresel servet dar bir azınlıkta toplanıyor: Emekçilerin geliri düşerken zenginler daha da zenginleşiyor 

Dünya nüfusunun en zengin %10’u küresel servetin yaklaşık %75’ini kontrol ediyor. Alt yarının payı ise yalnızca %2.

Dünyada emekçilerin reel gelirleri düşerken, güvencesizlik yaygınlaşırken ve yoksulluk derinleşirken; küresel servet, giderek daralan bir zenginler grubunun elinde toplanıyor. Bloomberg Milyarderler Endeksi ve küresel eşitsizlik raporlarının ortaya koyduğu tablo, bu sürecin tesadüfi değil, yapısal olduğunu gösteriyor. 

Bloomberg Milyarderler Endeksi’ne göre dünyanın en zengin ilk 10 kişisinin toplam serveti 2 trilyon doların üzerine çıkmış durumda. Sadece teknoloji ve finans merkezli bu küçük grup, birçok ülkenin yıllık milli gelirinden daha büyük bir serveti kontrol ediyor. 

Ancak asıl dikkat çekici olan, eşitsizliğin yalnızca “ilk 10” ile sınırlı olmaması. 

Servetin büyük bölümü yüzde 10’un elinde 

Dünya Eşitsizlik Raporu verilerine göre, dünya nüfusunun en zengin yüzde 10’u küresel servetin yaklaşık yüzde 75’ini kontrol ediyor. Buna karşılık, dünya nüfusunun alt yüzde 50’si toplam servetin yalnızca yüzde 2’sine sahip. 

Bu tablo, milyarlarca insanın neredeyse hiçbir varlığa erişemediği bir düzende, servetin sistematik biçimde yukarıya doğru aktarıldığını ortaya koyuyor. Orta sınıf olarak tanımlanan yüzde 40’lık kesimin payı ise yaklaşık yüzde 23 ile sınırlı. 

İlk 500 kişi: küresel piramidin zirvesi 

Bloomberg verilerine göre dünyanın en zengin ilk 500 kişisinin toplam serveti yaklaşık 8 trilyon dolara yaklaşıyor. Bu tutar, dünya toplam servetinin yaklaşık yüzde 7–8’ine karşılık geliyor. 

Başka bir ifadeyle: 
Sadece 500 kişi, milyarlarca insanın sahip olduğu toplam varlığa denk bir serveti kontrol ediyor. 

Gelir düşerken servet neden büyüyor? 

Aynı dönemde, dünya genelinde emekçilerin gelir payı geriliyor. En zengin yüzde 10, küresel gelirin yarıdan fazlasını alırken; alt yüzde 50’nin toplam gelirden aldığı pay yüzde 10’un bile altında kalıyor. Reel ücretler enflasyon karşısında eriyor, güvencesiz çalışma yaygınlaşıyor, sosyal devlet uygulamaları zayıflatılıyor. 

Uzmanlara göre bu tablo; vergi politikaları, sermaye lehine düzenlemeler, kamu kaynaklarının özelleştirilmesi ve kriz dönemlerinde sermayenin korunmasına öncelik verilmesinin sonucu. 

“Bu servet artışı kimin emeği pahasına?” 

Küresel servet artışı, üretimin ve emeğin karşılığı olarak geniş toplum kesimlerine yansımıyor. Aksine; savaşlar, krizler, pandemi ve ekonomik daralma dönemleri, servetin yukarıya daha hızlı transfer edildiği eşiklere dönüşüyor. 

Rakamlar, zenginliğin dar bir sermaye grubunda yoğunlaştığını gösterirken; emekçiler için yoksulluk geçici bir sorun değil, kalıcı bir düzene dönüşüyor. Küresel servet eşitsizliği, bugün yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal barışı ve demokrasiyi tehdit eden yapısal bir sorun olarak karşımızda duruyor. 

Rojnameya Newroz 

GIŞTÎ