ANASAYFASİYASETKomisyon raporu Kürt meselesine çözüm sunmadı!

Komisyon raporu Kürt meselesine çözüm sunmadı!

Komisyon raporu, yasal düzenlemeleri silah bırakmanın kesinleşmesi şartına bağladı. Raporda Kürt meselesinin tanımı yapılmadı, kök nedenlere yer verilmedi. Metinde güvenlik vurgusu öne çıktı, demokratik çözüm başlıkları sınırlı kaldı.

Komisyon Raporu: TBMM Milli Birlik ve Kardeşlik Komisyonu’nun hazırladığı nihai rapor tamamlandı. Bu hafta komisyonda oylanması beklenen yaklaşık 60 sayfalık metin, yasal düzenlemeleri PKK’nin silah bırakmasının “pratikte kesinleşmesi” ve bunun tespit edilmesi şartına bağlıyor. Raporda Kürt meselesinin tanımı yapılmıyor. Sorunun nedenlerine ilişkin bir çerçeve sunulmuyor. Metin, çözümden çok güvenlik başlıklarına odaklanıyor.

Komisyon koordinatörleri taslağa son şeklini verdi. Raporda esas içerik ilk 37 sayfada yer aldı. Kalan bölümde komisyonun çalışma yöntemi, dinlenen isimler ve partilerin sunduğu görüşler sıralandı. Metinde “Kürt meselesi” veya “Kürt sorunu” ifadesi kullanılmadı. “Türk-Kürt kardeşliği” vurgusu sınırlı biçimde geçti. Buna karşılık “terör”, “terör örgütü”, “Terörsüz Türkiye”, “terörün tahribatı” gibi ifadeler yoğun biçimde tekrarlandı.

Yasal düzenlemeler silah bırakmaya bağlanıyor

Raporun en dikkat çekici bölümü, sürece ilişkin yasal adımları doğrudan silah bırakma şartına bağlaması oldu. Taslak metne göre yapılacak düzenlemeler, PKK’nın silah bırakmasının fiilen tamamlanması ve bunun devlet tarafından tespit edilmesi sonrasında gündeme gelecek. Komisyon üyesi partilerin, silah bırakma ile yasal düzenlemelerin karşılıklı ilerlemesi konusunda mutabakata vardığı aktarıldı.

Metinde sürecin takibinin yürütme organı tarafından yapılması önerildi. Bu çerçevede özel bir görevlendirme ve geçici yasal düzenleme gündeme geldi. Yasadan yararlanacak kişiler için “cezasızlık” ya da “af” algısı doğurmamak adına adli mekanizma öngörüldü.

Altıncı bölümde örgüt üyelerinin durumu, toplumsal bütünleşme ve izleme–raporlama sistemi ele alındı. Süreçte görev alanlara yasal güvence sağlanması önerildi. Yedinci bölümde AİHM ve AYM kararlarına uyulması, infaz eşitliği, ifade ve basın özgürlüğünün güçlendirilmesi, toplantı ve gösteri yürüyüşleri önündeki engellerin kaldırılması gibi başlıklar sıralandı.

Ancak bu başlıklar genel ilke düzeyinde kaldı. Ana dil, anayasada Kürt varlığının tanınması, hatta eşit vatandaşlık ve yerel demokrasi konularına doğrudan yer verilmedi. “Doğuştan gelen haklar” ifadesi üzerinden mevzuatta iyileştirici düzenlemeler yapılabileceği belirtildi. Kayyum uygulamasına açık bir yasak getirilmedi. Belediye başkanının görevden alınması halinde yerine belediye meclisinin seçim yapması önerildi.

Kürt meselesinin adı konmadı

Komisyon raporu, Kürt meselesinin tarihsel, siyasal ve toplumsal boyutlarına dair analiz içermedi. Sorunun kök nedenlerine ilişkin bir tespit yapılmadı. Metin, güvenlik bağlamı dışına çıkmadı. Bu yaklaşım, komisyonun da iktidar gibi Kürt meselesinin kendisinden kaçtığı ve yalnızca sonuçlarına odaklandığı yönünde değerlendirmelere yol açtı.

Raporun ilk bölümlerinde komisyonun kuruluş süreci anlatıldı. Ahlat–Malazgirt programı, 30 Ağustos törenleri, Meclis açılışında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin DEM Partililerle tokalaşması ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları kronolojik çerçevede aktarıldı. İkinci bölümde “Terörsüz Türkiye”, “Demokrasinin Güçlenmesi” ve “Kalkınma” başlıkları hedef olarak sıralandı. Üçüncü bölümde “kardeşlik hukuku” anlatısı öne çıktı.

Buna rağmen Kürt meselesinin siyasal çözümüne dair açık bir yol haritası sunulmadı. Metin, güvenlik eksenli terminolojiye yaslandı. Kürt meselesinin çözümünü demokratik hak ve statü tartışmaları üzerinden değil, silah bırakma sürecinin teknik çerçevesi üzerinden ele aldı.

Bahçeli’nin umut hakkı çağrısı metne yansımadı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli 15 Ekim 2024’te Abdullah Öcalan’a “terörün bittiğini ilan et” çağrısı yaptı. 3 Şubat 2026’daki grup toplantısında ise Öcalan için “umut hakkı”, Selahattin Demirtaş için özgürlük çağrısında bulundu.

Komisyon raporunda AİHM ve AYM kararlarına atıf yapıldı. Ancak “umut hakkı” açık ve bağlayıcı bir düzenleme olarak yer almadı. Kürt siyasi aktörlerinin statüsüne ve temsil meselesine ilişkin somut bir başlık açılmadı. Bu durum, siyasi söylem ile rapor metni arasındaki mesafeye işaret etti.

Bağlam

Türkiye’de 2013–2015 yılları arasında yürütülen çözüm sürecinde silah bırakma ile demokratik reform başlıkları birlikte ele alınmıştı. Yeni komisyon raporu ise yasal düzenlemeleri silah bırakmanın sonrasına erteleyen bir çerçeve çizdi. Kürt meselesinin adı konmadan hazırlanan metin, güvenlik politikalarını merkeze aldı.

Komisyon raporu bu hafta oylanacak. Metnin Meclis gündemine hangi kapsamla taşınacağı ve yürütme organının nasıl bir yol haritası izleyeceği belirsizliğini koruyor.

AKTÜEL