ANASAYFAİKLİM KRİZİİran savaşı bahanesiyle İğneada’da nükleer santral için düğmeye bastılar

İran savaşı bahanesiyle İğneada’da nükleer santral için düğmeye bastılar

Kıyıköy ve İğneada bölgelerinde bir nükleer enerji santrali kurulması için fizibilite ve altyapı hazırlıklarına başlandığı kaydedildi. Trakya’nın tarım arazileri, su kaynakları ve orman zenginlikleri göz önüne alındığında, çevreciler bu projeyi “bölge için bir yok oluş bildirgesi” olarak nitelendiriyor.

Trakya, son yıllarda doğalgaz ve kaya gazı aramaları, petrol sondaj çalışmaları ve madencilik faaliyetleri nedeniyle ciddi bir tehdit altında. Yeraltı sularının enerji ve sanayi projeleri uğruna kullanılması, nehirlerin debisinin düşmesi ve sanayi atıklarıyla kirlenmiş Ergene Nehri, bölgedeki ekolojik krizi derinleştiriyor.

Yeni Yaşam Gazetesi’nde Bülent Ongun’un aktardığına göre, Kırklareli’nin Kıyıköy–İğneada bölgesine nükleer santral yapılması için gerekli çalışmalara başlandığını Edirne İl Genel Meclisi toplantısında Çevre ve Sağlık Komisyonu Başkanı Serdar Çığla duyurdu. Çığla, projenin çevre örgütleri ve bölge halkı tarafından “Trakya’nın idam fermanı” olarak görüldüğünü bildirdi.

Santralin yaklaşık 13 bin dönüm arazide inşa edilmesinin planlandığını vurgulayan Çığla, projenin Kıyıköy bölgesine kaydırıldığı belirtildi. Ayrıca bu bölgenin İstanbul ve Trakya’nın su ve doğa ihtiyaçlarını karşıladığını belirterek, “Trakya’yı ciddi anlamda etkileyecek bir nükleer santral projesi var. Eğer gerçekleştirilirse bu bölgede binlerce ağaç kesilecek,” diye uyarıda bulundu.

Öte yandan, İğneada’da kurulacak santral için Çinli firmalarla temas kurulduğu daha önce bildirilmişti. 2024’te yapılan açıklamalara göre, ABD ve Güney Koreli şirketler de projeye ilgi gösteriyor. Ayrıca Rusya, Trakya’yı enerji merkezi haline getirmeyi önererek projeye destek veren ülkeler arasında yer alıyor.

Türkiye, enerji tedarik güvenliğini artırmak amacıyla toplamda 20 bin megavat kapasiteli nükleer santraller kurmayı planlıyor. Ancak, mevcut enerji üretim kapasitesinin talebin yaklaşık üç katına ulaşması, söz konusu nükleer projelerin enerji ihtiyacından çok yatırım fırsatları yaratma amacı taşıdığına dair eleştirilere yol açıyor. Rusya’nın Akkuyu Nükleer Santrali hakkında yaptığı “başka bir ülke topraklarındaki santralimiz” açıklaması da bu tartışmaları körüklüyor.

Küresel nükleer enerji endüstrisinin durumu hakkında yayımlanan raporlara göre, nükleer enerjinin dünya genelindeki elektrik üretimindeki payı düşmeye devam ediyor. 2021 yılında üretilen elektriğin yalnızca yüzde 9,8’i nükleer santrallerden sağlandı ve bu oran son 40 yılın en düşük düzeyine geriledi. 33 ülkede toplam 411 reaktörün çalıştığı, ancak birçok reaktörün kapandığı veya hizmetten kaldırıldığı bilgisi var. Yeni santrallerin inşasında ciddi gecikmeler yaşanması da sektördeki sorunlardan biri olarak öne çıkıyor.

Çernobil ve Fukuşima gibi felaketlerin ardından nükleer enerji sektörü yeni yatırımlar bulmakta zorlanmıştı. Bazı ülkeler nükleerden çıkış planları yaparken, Türkiye gibi ülkeler ise yeni santral projeleri üzerinde duruyor. COP28 sırasında imzalanan “Nükleer Enerjiyi Üç Katına Çıkarma Deklarasyonu” nükleer sektöre yeni bir nefes sağlasa da, küçük modüler reaktörlerin (SMR) daha fazla radyoaktif atık üretmesine dair endişeler tartışmaları sürdürmeye devam ediyor.

AKTÜEL