ANASAYFAHAK İHLALLERİİmamoğlu’nun sorusuna Çalık’tan yanıt: “Ortada suç örgütü yok”

İmamoğlu’nun sorusuna Çalık’tan yanıt: “Ortada suç örgütü yok”

İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nin Silivri’deki cezaevi kampüsünde gördüğü İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) “yolsuzluk” davasının 10’uncu oturumunda, dün öğleden sonra Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık savunma yaptı. Duruşma bugün 11’inci oturumunda Çalık’ın avukatlarının savunmasıyla devam ediyor.

Mehmet Murat Çalık, iddianamede Ekrem İmamoğlu’na doğrudan bağlı hareket eden örgüt üyesi olarak tanımlanıyor. Çalık’a yedi eylem üzerinden rüşvet ve örgüt üyeliği suçlamaları yöneltiliyor.

İddianamede Çalık’a yöneltilen suçlamaların merkezinde, Beylikdüzü’ndeki imar ve ruhsat süreçleri üzerinden menfaat sağlandığı iddiası yer alıyor. Çalık ise savunmasında bu eylemlerin tamamında ortak bir noktaya işaret ediyor: İddiaların somut delile değil, çelişkili beyanlara dayandığı ve birçok işlemin ticari ilişkiler kapsamında değerlendirilmesi gerektiği.

Ekrem İmamoğlu söz aldı

On birinci oturum Çalık’ın hakim, savcı ve avukat sorgusuyla başladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da Murat Çalık’a sorular yöneltti.

“Murat başkanım Allah seni korusun” diyen İmamoğlu, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e göndermede bulunarak, mahkeme başkanına “Bakın asrın yolsuzluğu, bir siyasi kişilik, hele hele adaletin başındaysa diyemez. Ama bu zor bir iş. Onun için lütfen buna imtina edin. Bu gerçekten etki altında ders notu satmaya benzemez. Onun için ısrarla söylüyorum ki, ısrarla ifade ediyorum ki burada asrın yolsuzluğu değil, arsızın hukuksuzluğuyla mücadele ediyor ve demokrasi mücadelesi veriyoruz” ifadelerini kullandı.

Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü’nde aday belirleme sürecinden başlayarak Çalık’a bir dizi soru yöneltti.

İmamoğlu, 2019’da belediye başkan adaylığı teklifini kendisine ilettiğinde Çalık’ın ilk etapta olumsuz yanıt verdiğini hatırlatarak bu süreci teyit etti. Ardından hem 2019 hem de 2024 seçimlerinde belediye meclis üyeleri ve yönetici kadrolar konusunda herhangi bir talimatı, yönlendirmesi ya da baskısı olup olmadığını sordu. Çalık ise “Herhangi bir zorlamanız olmadı” ve “Kesinlikle olmamıştır” diyerek bu sorulara yanıt verdi, meclis listelerini ve yönetici kadroları kendi değerlendirmeleriyle oluşturduğunu ifade etti.

İmamoğlu’nun, birlikte çalıştıkları yıllar boyunca herhangi bir iş insanı ya da firma üzerinden menfaat temelli bir ilişki kurulup kurulmadığına ilişkin sorusuna da Çalık, “Herhangi bir masada bulunmadım, şahitliğim de olmadı” ve “Yok başkanım” sözleriyle karşılık verdi. Bu diyalog, iddianamede yer alan “talimatla işleyen hiyerarşik yapı” iddiasına karşı, kararların siyasi ve kurumsal süreçler içinde alındığı savunusunu ortaya koydu.

“Ortada herhangi bir suç örgütü yoktur”

Çalık, dün yaptığı savunmasında soruşturma aşamasında “irtikap” suçlamasıyla karşı karşıya kaldığını, iddianamede ise bu suçlamanın “rüşvet”e dönüştüğünü söyledi. “Ortada herhangi bir suç örgütü yoktur” diyen Çalık, yaklaşık 4 bin sayfalık iddianamede kendisiyle ilgili tek bir tape kaydı ya da gizli tanık beyanı bulunmadığını söyledi.

Rüşvet suçlamasına ilişkin olarak ise hukuki nitelendirmeye itiraz eden Çalık, “İddia edilen suçlarla ilgili dönemlerde kamu görevlisi değildim. Belediye bünyesinde kamu yararına yapılan işleri sonuna kadar sahipleniyorum. Bunlar bizim belediyecilikteki onur abidelerimizdir” dedi.

Çalık, iddianamede yer alan 143 eylemden yalnızca yedisinden sorumlu tutulduğunu, ancak soruşturma aşamasında bunlardan sadece ikisi hakkında kendisine soru yöneltildiğini aktardı. Diğer eylemlerle ilgili savunmasının alınmadığını söyleyen Çalık, ardından eylem bazında suçlamalara yanıt verdi.

Aynı rüşvet iddiası için farklı rakamlar

Eylem 1 olarak tanımlanan Beylikdüzü 11’inci Mahalle projesinde, konut alanlarının ticari alana çevrilmesi karşılığında rüşvet alındığı öne sürülüyor. İddianamede bu kapsamda para ve 13 dairenin verildiği, Çalık’ın da bu sürecin içinde yer aldığı iddia ediliyor.

Çalık ise bu eyleme ilişkin savunmasında, itirafçı Uğur Güngör’ün aynı olay için verdiği ifadelerin sürekli değiştiğini vurguladı. Rüşvet miktarının farklı beyanlarda “13 daire”, “15 daire” ve “15 milyon lira” olarak ifade edildiğine dikkat çeken Çalık, bu çelişkilerin iddiaların güvenilirliğini ortadan kaldırdığını belirtti. Ayrıca ruhsatın 2015’te verildiğini, daire devirlerinin ise iki yıl sonra gerçekleştiğini söyleyerek “Ruhsattan iki yıl sonra rüşvet mi olur” diye sordu. Yapılan bu devirlerin belediye ile değil, müteahhit ile arsa sahibi arasındaki ticari alacak-verecek meselesinden kaynaklandığını belirtti.

Eylem 2 kapsamında yer alan Kübis projesinde ise iddianame, iskan süreçleri üzerinden menfaat sağlandığını öne sürüyor. İddianamede; Kübis projesinin iskan alamadığı, bu nedenle iş insanı Metin Gül’ün rüşvet vermeye zorlandığı, Çalık’ın iskan konusunda yardımcı olmayarak iş insanı Adem Soytekin ve İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’e yönlendirdiği iddia ediliyor.

Çalık bu iddiaya karşı, iskan süreçlerinin teknik ve mevzuata bağlı olduğunu, gerekli koşullar sağlanmadan işlem yapılmasının mümkün olmadığını belirtti. İskan alındıktan sonra bir buçuk yıl sonra gerçekleşen devirlerin rüşvet olarak yorumlanamayacağını ifade etti.

Birbiriyle çelişen tanık beyanları

Çalık, “Bu eylemde iddianamenin dayandığı tek şey, Metin Gül’ün ve Adem Soytekin’in beyanlarıdır. Oysa Metin Gül, daire ve parayı iskan için verdiğini söylerken; Adem Soytekin, bu dairelerin tamamen ticari ilişkiden kaynaklandığını ifadelerinde belirtmektedir. Bu iki beyan bırakın birbirini doğrulamayı, birbirini çürütmektedir” diye ekledi.

Eylem 6’da bağımsız bölümler ve para transferleri üzerinden kurulan rüşvet ilişkisine karşılık Çalık, bu işlemlerin ticari nitelik taşıdığını savundu. Çalık, dosyadaki taraf beyanlarının sürekli değiştiğini ve birbiriyle çeliştiğini söyledi. Menfaat iddiasının tutarı, türü, zamanı ve ödeme şekli bakımından hiçbir şekilde somutlaşmadığını vurgulayan Çalık, tanık beyanlarının itibar edilemeyecek derecede farklılık içerdiğini, bu durumun her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmadığını gösterdiğini ifade etti.

Eylem 8’de Kale Kent projesine ilişkin rüşvet iddiasının ise hangi işlem karşılığı olduğunun net olmadığını belirten Çalık, suçlamanın somutlaştırılmadığını söyledi: “İddia makamı, sanık beyanlarında açıkça yer almayan bir şekilde, usulsüz işlem karşılığı, kişileri Adem Soytekin ve Fatih Keleş’e yönlendirdiğime dair değerlendirmeyi hangi somut belgeye ve hangi ifadeye dayandırmıştır? İnanın ben de bilmiyorum. Ancak iddianamede bu sözde rüşvetin hangi işlem karşılığı verildiği net bir şekilde ortaya konulamamıştır.”

Bir yerde rüşvet bir yere ücret tanımı

Eylem 10’da ise ruhsat süreçlerinin geciktirildiği iddiasına karşı, sürecin teknik nedenlerle ilerlediğini ve başvuru sonrası kısa sürede ruhsat verildiğini ifade etti.

Eylem 11 ve 12 kapsamında bağış ve imar süreçlerine ilişkin suçlamalara da değinen Çalık, bu işlemlerin kamu yararına ve mevzuata uygun olduğunu savundu. Özellikle bağışların gönüllü ve protokole dayalı olduğunu belirterek, bu faaliyetlerin rüşvet olarak değerlendirilmesine itiraz etti:

“Hangi müteahhitten, hangi eylem kapsamında, hangi tarihte ve ne miktarda para alındığı belirtilmemiştir; aynı para hareketi bir yerde rüşvet, bir yerde ücret olarak nitelendirilmiştir.”

Savunmasının bütününde Çalık, kendisine yöneltilen suçlamaların somut delillerle desteklenmediğini, dosyanın büyük ölçüde çelişkili beyanlara dayandığını ve birçok işlemin ticari ilişki kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdü.

Kaynak: DW-WORLD´s Turkish Homepage

AKTÜEL