Kürt sözlü kültürünün en güçlü temsilcilerinden Dengbêj Şakiro, aradan geçen yıllara rağmen sesiyle, anlatılarıyla ve bıraktığı kültürel mirasla yaşamaya devam ediyor. Asıl adı Şakir Deniz olan Şakiro, Kürtler için yalnızca bir dengbêj değil; tarih, acı, direniş ve hafızanın sesi olarak anılıyor.
25 Aralık 1936’da Ağrı’nın Eleşkirt ilçesine bağlı Navik köyünde dünyaya gelen Dengbêj Şakiro, Zilan aşiretine mensup bir ailede büyüdü. Ailesinin sürgünler ve zorunlu göçlerle şekillenen yaşamı, onun çocuk yaşta Kürt sözlü kültürüyle bağ kurmasını sağladı. Babasının yönlendirmesiyle yalnızca Kürtçe kilam söylemeyi tercih eden Şakiro, bu kararıyla sanat yaşamının ana eksenini belirledi.
Sürgün yılları ve yer değiştirmeler
Şakiro ve ailesi 1959 yılında Adana’ya sürgün edildi. Uzun yıllar süren bu zorunlu göç sürecinin ardından 1966’da Muş’a, 1968’de ise Erzurum’un Karayazı ilçesine yerleştiler. Bu dönemler, Dengbêj Şakiro’nun eserlerinde sıkça yer alan göç, yoksulluk, özlem ve toplumsal travmaların kaynağını oluşturdu.
Dengbêjlik geleneğinde usta-çırak bağı
Dengbêjlik, Kürtler açısından yalnızca bir müzik türü değil; yazılı tarihin yasaklandığı dönemlerde belleği ayakta tutan bir halk okuludur. Şakiro, bu geleneği usta-çırak ilişkisiyle öğrendi. Ustası Resoyê Gopala’dan aldığı eğitim, onun kilamlarındaki anlatı derinliğini ve tarihsel sürekliliği güçlendirdi.
Güçlü sesi, derin anlatımı
Şakiro’nun sesi güçlü bir tenor-bariton olarak tanımlanır. Uzun süre kesintisiz söyleyebilmesi ve nadir rastlanan bazı gırtlak tekniklerini kullanmasıyla tanındı. Kilamlarında tarihsel olaylardan bireysel acılara, aşktan direnişe kadar geniş bir toplumsal yelpazeyi işledi.
Kürtçenin kamusal alanda yasaklı olduğu dönemlerde Şakiro’nun sesi kasetler aracılığıyla Kürdistan’ın dört bir yanına ulaştı. Bu kayıtlar, sadece müzik değil, kültürel sürekliliğin de bir aracı oldu. Bugün hâlâ dijital platformlarda milyonlarca kez dinlenmesi, Dengbêj Şakiro’nun etkisinin zamana direndiğini gösteriyor.
Yurtsever duruş ve kültürel sorumluluk
Şakiro’nun sanatı, estetik bir üretimin ötesinde, Kürt dili ve kimliğini yaşatma çabasının parçasıydı. Kilamlarında halkın yaşadığı acıları, sürgünleri ve adaletsizlikleri dile getirmeyi seçti. Onu tanıyanların ifadesiyle, “Şakiro’nun sesi sadece bir ses değil; halkın tarihine tutunan bir hafızaydı.”
Ardında kalan miras
5 Haziran 1996’da İzmir’de yaşamını yitiren Dengbêj Şakiro’nun mezarı bugün hâlâ ziyaret ediliyor. Mezarıyla ilgili Ağrı’ya taşınması yönündeki talepler ise, Kürt toplumunun kültürel kökleriyle yeniden bağ kurma arzusunun sembolü olarak değerlendiriliyor.
Bugün Şakiro, yalnızca geçmişin bir sesi değil; Kürt halkının hafızasında yaşayan, kuşaktan kuşağa aktarılan bir kültürel miras olarak varlığını sürdürüyor.
Rojnameya Newroz
