DESTPÊKSIYASETDEM Parti’nin 99 sayfalık raporu: Kürt meselesi için ‘pozitif barış’, Öcalan için merkezi rol

DEM Parti’nin 99 sayfalık raporu: Kürt meselesi için ‘pozitif barış’, Öcalan için merkezi rol

DEM Parti’nin Meclis’e sunduğu 99 sayfalık rapor, Kürt meselesinin artık bir güvenlik başlığıyla ele alınamayacağını vurgularken, barış yasası, demokratik entegrasyon ve yeni anayasa çağrısı yapıyor.

DEM Parti’nin 99 sayfalık raporu Kürt meselesinin artık bir “güvenlik dosyası” olarak ele alınamayacağını vurgulayarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne barış, demokratik entegrasyon ve yeni bir toplumsal sözleşme çağrısı yaptı. “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” çalışmaları temel alınarak hazırlanan rapor, Abdullah Öcalan’a süreçte stratejik bir rol biçerken; kayyım rejiminden infaz hukukuna, dil haklarından yeni anayasa tartışmasına kadar geniş bir alanda köklü dönüşüm önerileri içeriyor. 

Raporun çerçevesi: ‘Negatif barış yetmez’ 

DEM Parti’nin Meclis’e sunduğu raporda temel vurgu, yalnızca silahların susmasına dayalı “negatif barış” anlayışının yetersiz olduğu yönünde. Metinde, kalıcı barışın ancak eşit yurttaşlık, hukukun üstünlüğü, demokratik siyaset ve toplumsal yüzleşme ile mümkün olabileceği savunuluyor. Kürt meselesi, raporda ilk kez bu kadar açık biçimde Türkiye’nin genel demokrasi krizinin merkezine yerleştiriliyor. 

Kürt meselesi tanımı: ‘Varlık, eşitsizlik ve hukuk sorunu’ 

Raporda Kürt meselesi; etnik bir çatışma ya da terör sorunu olarak değil, tarihsel olarak inkâr, asimilasyon ve olağanüstü yönetim pratikleri üzerinden şekillenmiş yapısal bir sorun olarak ele alınıyor. Erken Cumhuriyet’ten itibaren uygulanan merkeziyetçi ve tekçi politikaların, Kürtleri siyasal özne olmaktan dışladığı vurgulanıyor. 

1921 Anayasası’na özel bir parantez açan rapor, bu metni “çoğulcu ve yerel özerkliğe açık istisnai bir fırsat” olarak tanımlarken; 1924 Anayasası, Takrir-i Sükûn ve Şark Islahat Planı’nın inkâr rejimini kurumsallaştırdığına dikkat çekiyor. 

Öcalan vurgusu: ‘Stratejik barış aktörü’ 

Raporun en dikkat çekici bölümlerinden biri, Abdullah Öcalan’a biçilen rol. Metinde, Öcalan’ın 1993’ten bu yana yaptığı ateşkes ve silah bırakma çağrıları kronolojik olarak sıralanıyor ve Öcalan’ın “stratejik barış anlayışı”nın güncel süreç için belirleyici olduğu savunuluyor. 

1 Ekim 2024 sonrası İmralı görüşmeleri, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrıları ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarıyla başlayan sürecin, Öcalan’ın çağrılarıyla somutlaştığı ifade ediliyor. PKK’nin fesih ve silah bırakma kararları, raporda “tarihi eşik” olarak tanımlanıyor. 

Barış Yasası çağrısı 

Rapor, Meclis’e doğrudan “Barış Yasası” çıkarılması çağrısı yapıyor. Bu yasa için şu ilkeler öne çıkarılıyor: 

– Çatışmanın resmen sona erdirilmesi 

– Demokratik entegrasyonun hukuki güvenceye alınması 

– Silah bırakanların siyasal ve toplumsal yaşama katılımı 

– Olağanüstü hukuk düzeninden çıkış 

İnfaz rejimi, TMK ve TCK eleştirisi 

Raporda, mevcut ceza ve infaz mevzuatının demokratik standartlardan uzaklaştığı savunuluyor. Özellikle: 

– 5275 sayılı İnfaz Kanunu 

– Terörle Mücadele Kanunu 

– Özel yetkili mahkemeler 

– Uzun tutukluluk ve “umut hakkı” ihlalleri 

AİHM ve AYM kararlarının eksiksiz uygulanması gerektiği vurgulanıyor. 

Kayyım rejimi ve yerel demokrasi 

Rapor, kayyım uygulamalarını “irade gaspı” olarak tanımlıyor ve açık biçimde sonlandırılmasını talep ediyor. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, eşbaşkanlık sisteminin yasal güvenceye alınması ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki çekincelerin kaldırılması öneriliyor. 

Dil ve kültürel haklar 

Anadil hakkı raporda temel bir insan hakkı olarak ele alınıyor. Eğitim, sağlık, kamu hizmetleri ve yargıda dil engellerinin kaldırılması gerektiği belirtilirken; Kürtçenin kamusal alanda görünür kılınması savunuluyor. 

Hakikat, yüzleşme ve adalet 

Rapor, geçmişle yüzleşme olmadan barışın mümkün olmayacağını vurguluyor. Bu kapsamda: 

– Hakikat ve Adalet Komisyonu kurulması 

– Toplu mezarların açılması 

– Gözaltında kayıpların akıbetinin açıklanması 

– Faili meçhullerin aydınlatılması 

– Hafıza mekânlarının oluşturulması 

öneriliyor. 

Yeni anayasa ve toplumsal sözleşme 

Metnin son bölümlerinde, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılı için yeni bir demokratik toplumsal sözleşme çağrısı yapılıyor. Tekçi ulus anlayışının terk edilmesi, eşit yurttaşlık temelinde yeni bir anayasa yapılması gerektiği savunuluyor. 

Sonuç: Meclis’e açık çağrı 

DEM Parti raporu, kendisini bir “sonuç belgesi” değil, Meclis merkezli yeni bir siyasal sürecin başlangıcı olarak tanımlıyor. Metin, barışın yalnızca Kürtler için değil, Türkiye’nin tamamı için demokratik bir yeniden kuruluş anlamına geldiğini savunuyor. 

DEM Parti’nin Meclise Sunduğu Raporun Tam Metni

Metnin Tamamı PDF olarak ODA TV’den alınmıştır…

Rojnameya Newroz 

GIŞTÎ