Dil bir halkın kolektif hafızasını, kimliğini ve kültürünü taşıyan en temel unsurlardan biridir. İnsan olmanın ve bizi evrendeki diğer canlılardan ayıran yegane özelliktir. İnsani olan bütün duyguları aktarmak ve hissettirmek için kullandığımız bir araçtır. Ancak Türkiye’nin modernleşme sürecinde diller üzerine uygulanan asimilasyon politikaları Kürtçe ve diğer dillerin varlığını tehdit etmiş toplumun kültürel zenginliğini zedelemiştir. Kürtçe yalnızca kültürel bir miras değil aynı zamanda milyonlarca insanın anadilidir. Kürtçenin yasaklanması ve anadilde eğitim tarih boyunca uygulanan yasaklar ve baskılarla toplumsal hayattan hatta eğitim sisteminden çıkarılmaya çalışılmıştır.
Cumhuriyet’in İlk Yılları Dil Üzerine Ulus Kurmak
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla tek dil ve tek millet anlayışını esas alan ulus devlet modelini benimsemiştir. Türkçe devletin resmi dili olarak belirlenip eğitim, medya, hukuk gibi alanlarda tek seçenek haline getirilmiştir. Ancak bu politika Türkçe dışındaki bütün dillerin özellikle Kürtçenin sistemli bir şekilde yok olmasına neden olmuştur.
1924 Anayasası ile Türkçe dışındaki dillerin resmiyet kazanması engellenmiş 1930’lardan itibaren ise Kürtçe konuşmak, yazmak, okumak ve yayın yapmak yasaklanmıştır. ‘Vatandaş Türkçe Konuş’ kampanyaları düzenlenmiş ve Kürt dilinin görünmez kılınması sağlanmıştır. Bu baskılar Kürtçenin kamusal alanda tamamen kullanımını yok etmiş ve yalnızca aile içerisinde konuşulan bir dil haline getirmiştir.
Yine Kıvılcımlı asimilasyona dair tezini ise şu alıntıyla açıkça ifade etmektedir: “Dörtyol’da Türkçeden başka lisan konuşulmayacak: “Dörtyol (Özel) – Kaymakamlık tarafından genel yerlerde Türkçeden başka herhangi bir dili konuşanlar hakkında şiddetli takibat [kovuşturma] yapılarak ağır cezalar verileceği tellâllarla ilan edildi.” (Son Posta, 23.09.1932) … “Vatandaş Türkçe konuş!” naralarını andıran bu gibi olaylar, Türkiye’yi kuzeyden güneye, doğudan batıya saran gerçekliklere karşı sıkılmış “va t’en pervers: vatanperver”ane kuburlardan başka bir şey midir? (Kıvılcımlı, 1978, s. 14).
“Türkiye kendi içinde: Örtbas edilemez bir ‘Doğu’nun ezen milleti’dir… Türkiye’deki ‘Doğu’ meselesi ve ‘Doğu Vilayetleri’ nesnesi bir milliyet davasıdır” …Türkiye’deki “Doğu” Sorunu ve “Doğu İlleri” nesnesi bir Ulus davasıdır! (Kıvılcımlı, 1978, s. 15).
1980 darbesi sonrası Kürtçe üzerindeki yasaklar dahada ağırlaştırılmıştır. Bu dönemde Kürtçe konuşmak, şarkı söylemek ve dinlemek, yazı yazmak suç kabul edilmiş Kürtçe yazılan bütün kitaplar toplatılmış ve Kürt halkının hafızası yok edilmek istenilmiştir. Bu politikalar Kürtçe konuşan insanların hem kimliklerini ifade etme özgürlüğünü hem de kültürel sürekliliklerini tehdit etmiştir.
Eğitimde Kürt Dilindeki Sorun Ve Engeller
Asimilasyon politikasının Kürtçe üzerindeki en yıkıcı etkisi eğitim sisteminde kendini göstermiştir. Resmi eğitim dilinin Türkçe olması neticesiyle okula yeni başlayan milyonlarca Kürt çocuk kendilerini bir dil bariyeri içerisinde bulmaktadır. Kürtçe bilerek büyüyen bir çocuk Türkçe eğitim verilen bir okulda hem öğrenmekte hem de iletişim kurmakta zorluk çeker.
Bu durum çocukta sadece akademik başarısızlık değil yanı sıra özgüven kaybına ve toplumsal dışlanmaya da yol açmaktadır. Kendi anadilinde ifade edemediği duygular ve düşünceler çocuğun eğitim hayatını olumsuz etkiler. Kırsal bölgelerde çocukların Kürtçe konuşmaları nedeniyle cezalandırıldıkları veya aşağılandıkları olaylar hala hatırlanmaktadır. Bu tür travmatik olaylar Kürt çocuklarının sadece bireysel gelişimini değil aynı zamanda toplumsal aidiyet duygusunu da zedelemektedir.
Özellikle 1980 askeri darbesinin ardından, Kürtçe resmi ve özel hayatta yasaklanmış, Kürtçe konuşan, yayın yapan veya şarkı söyleyen birçok kişi tutuklanmış ve hapsedilmiştir (Wikipedia, 2025). Bu yasaklar, çocukların eğitim hayatını da etkilemiş, okullarda Kürtçe konuşan çocuklar cezalandırılmıştır. Örneğin, bazı öğretmenler çocuklara Kürtçe konuşmayı yasaklamış ve bu durum çocukların okula olan yaklaşımını olumsuz etkilemiştir (Bianet, 2021).
Bu tür uygulamalar, çocukların psikolojik durumlarını da etkilemiş, anksiyete ve güvensizliğin artmasına neden olmuştur. Öğretmenlerin tutumu bu noktada büyük önem taşımaktadır (Rûpela Nû, 2023). Kürtçenin kamusal alanda kullanılması önündeki yasal engeller hâlâ tartışılmaktadır (İnsan Hakları Derneği [İHD], 2022).
Anadilde Eğitimin Önemi Ve Pedagojik Boyutu
Eğitim bilimciler bir çocuğun kendi anadilinde eğitim almasının öğrenme sürecini kolaylaştırdığını ve akademik başarıyı arttırdığını belirtmektedir. Çocuk anadilinde kendini daha iyi ifade edebilir, özgüveni yükselir ve derslerde daha aktif rol oynamaya başlar. Türkiye’de Kürtçe hala bir eğitim dili olarak kabul edilmemektedir. Bu durum Kürtçenin hem kamusal alandan hem de genç kuşakların hayatından silinmesine neden olmaktadır.
Anadilde eğitim hakkı yalnızca bir insan hakkı değil aynı zamanda toplumsal bir gerekliliktir. Kürtçe sadece seçmeli ders olmaktan çıkıp anaokullarından itibaren temel derslerin verilebileceği bir eğitim dili haline getirilmelidir. İki dilli bir eğitim sistemini benimseyip hem Türkçeyi hem de Kürtçeyi öğrenmeleri desteklenebilir. Bu sistem çocukların kendi kimliklerinden kopmadan toplumsal hayata entegre olmasını sağlar.
Çoklu dilde eğitim veren bazı ülkeler şunlardır.
1. Finlandiya
Finlandiya‘da iki resmi dil vardır: Fince ve İsveççe. Ayrıca, Saami (Lapon) dili de korunmaktadır. Öğrenciler erken yaşlardan itibaren en az iki dil öğrenir.
2. Kanada
Kanada, resmi olarak iki dilli bir ülkedir (İngilizce ve Fransızca). Quebec başta olmak üzere birçok bölgede iki dilli eğitim programları uygulanmaktadır.
3. İsviçre
İsviçre’de Almanca, Fransızca, İtalyanca ve Romanşça olmak üzere dört resmi dil bulunmaktadır. Öğrenciler erken yaşta ikinci bir dil öğrenmeye teşvik edilir.
4. Hollanda
Hollanda’da anadil eğitimi yanında İngilizce, Almanca ve Fransızca yaygın olarak öğretilmektedir. Bazı okullarda İngilizce eğitim veren bölümler bulunmaktadır.
5. Lüksemburg
Lüksemburg’da eğitim sistemi üç resmi dili kapsar: Almanca, Fransızca ve Lüksemburgca. Öğrenciler ilkokuldan itibaren üç dili öğrenir.
(Çelik,2013)
Çözüm İçin Devrimsel Bir Plan
Kürtçenin eğitimde ve toplumsal hayatta yeniden canlandırılması için köklü bir değişim gereklidir. Bana göre bu sorunun çözümü için devrimsel bir plan:
1. Anayasada Değişiklik ve Anadilde Eğitim Hakkının Güvence Altına Alınması
– Kürtçe ve diğer anadillerin eğitimde kullanımı anayasal bir hak olarak tanımlanmalıdır.
– Her bireyin anadilinde eğitim görme ve kamusal hizmetlere erişim hakkını düzenleyen kapsamlı bir yasa çıkarılmalıdır.
2. Eğitimde İki Dilli Modelin Uygulanması
– İlkokuldan üniversiteye kadar iki dilli bir müfredat geliştirilmelidir.
– Kürtçenin öğretim dili olarak kullanıldığı okullar açılmalı ve öğretmen eğitimi programları bu doğrultuda güncellenmelidir.
3. Kürtçeyi Kamusal ve Kültürel Alanlara Entegre Etmek
– Kürtçe yayın yapan medya organları desteklenmeli ve erişilebilirliği artırılmalıdır.
– Kürtçe tiyatro, sinema, edebiyat ve müzik gibi alanlar teşvik edilerek toplumsal farkındalık artırılmalıdır.
4. Pedagojik Reformlar ve Öğretmen Eğitimi
– Kürtçe öğretmenleri yetiştiren üniversite programları oluşturulmalı ve mevcut öğretmenler pedagojik eğitimlerle desteklenmelidir.
– Kürtçe eğitim materyalleri ve teknolojik araçlar geliştirilmelidir.
5. Toplumsal Farkındalık ve Diyalog Süreci
– Anadilde eğitimin önemine dair toplumda farkındalık yaratacak kampanyalar düzenlenmelidir.
– Kürtçe dil hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları ile iş birliği yapılmalıdır.
6. Uluslararası İş Birlikleri ve Finansal Destek
– UNESCO ve UNICEF gibi kuruluşlarla iş birliği yapılarak Kürtçenin korunması ve eğitimde kullanımı için projeler hayata geçirilmelidir.
– Anadilde eğitim için özel fonlar oluşturulmalı ve Kürtçe eğitim alan öğrencilere burs verilmelidir.
7. Uzun Vadeli Bir Planlama: 20 Yıllık Strateji
– İlk 5 yılda Kürtçe eğitimin pilot uygulamaları yapılmalı ve sistem iyileştirilmelidir.
– 10 yıl içinde Kürtçenin tamamen kabul görmüş bir eğitim dili haline gelmesi sağlanmalıdır.
– 20 yıl içinde Türkiye’nin çok dilli yapısının ulusal bir zenginlik olarak benimsenmesi hedeflenmelidir.
Kaybolan Kimlikler
Kürtçenin eğitimden dışlanması sadece bir dil kaybı değildir aynı zamanda bir halkın kimliğinin silinmesidir. Dil sadece bir halkın iletişim aracı değildir o halkın şarkılarını, hikayelerini ve bilgeliğini taşıyan bir hazinedir. Kürtçenin kaybolması bir halkın kültürel zenginliğinin ve kolektif hafızasının da yok olması anlamına gelir.
Bu kaybın önüne geçmek, yalnızca Kürtçe konuşanların değil, Türkiye’nin tüm toplumunun sorumluluğundadır. Kürtçenin yaşatılması anadilinde eğitimin tanınması ve bu dilde sanat ve edebiyat üretiminin desteklenmesi için adımlar atılmalıdır. Her dil insanlık mirasının bir parçasıdır ve yaşatılması kültürel zenginliğin korunması için bir zorunluluktur.
Kürtçe yalnızca bir dil değil bir halkın ruhudur. Bu ruhun susturulması yalnızca Kürt halkının değil Türkiye’nin ortak insanlık mirasının eksilmesi anlamına gelir. Eğitim sisteminin bu mirası koruyacak şekilde yeniden yapılandırılması adaletin ve insanlık onurunun gereğidir.
Zimanê Kurdî
bi xeml û rewş e, şêrîn û xweş e
şêrîn û xweş e, zimanê kurdî
bi xweş awaz e, letîf û naz e,
letîf û naz e, zimanê kurdî
beyta feqiyê, kubra xanîye
kubra xanîye, zimanê kurdî
bi xeml û rewş e, şêrîn û xweş e
şêrîn û xweş e, zimanê kurdî
bi xweş awaz e, letîf û naz e,
letîf û naz e, zimanê kurdî
kewkeb çiyane, kubra teyran e
kubra teyran e, zimanê kurdî
bi xeml û rewş e, şêrîn û xweş e
şêrîn û xweş e, zimanê kurdî
bi xweş awaz e, letîf û naz e,
letîf û naz e, zimanê kurdî
Bu çetin, tarifi zor olan özerk disiplini dert edinen ve yaşam desteğini sözcükleriyle sağlayan şairlerden biri de Aram Tîgran’ın ağzından dilden dile dolaşan “Bi xemil, rewş e / Şîrin û xweş e / Zimanê kurdî… Beyta Feqî ye / Sewta Xanî ye / Zimanê kurdî” ezgisinin şairi Şikoyê Hesen’dir (ozgurpolitaka, 19 Şubat 2019)
Kaynakça
1- Bianet. (2021). Anadilinde eğitim yasağı: Kürt çocuklara eziyet. https://bianet.org/haber/anadilinde-egitim-yasagi-kurt-cocuklara-eziyet-258065
2- İnsan Hakları Derneği [İHD]. (2022). Kürtçenin kamusal alanda kullanılması önündeki yasal engellere ilişkin özel rapor. https://www.ihd.org.tr/kurtcenin-kamusal-alanda-kullanilmasi-onundeki-yasal-engellere-iliskin-ozel-rapor/
3- Rûpela Nû. (2023). 18 ay sonra okullar açıldı: Türkçe bilmeyen Kürt çocuklar için her şey daha zor. https://www.rupelanu.org/18-ay-sonra-okullar-acildi-turkce-bilmeyen-kurt-cocuklar-icin-her-sey-daha-zor-17525h.htm
4- Wikipedia. (2025). Türkiye’de Kürtlere yönelik insan hakları ihlalleri. https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye%27de_K%C3%BCrtlere_y%C3%B6nelik_insan_haklar%C4%B1_ihlalleri
5- Kıvılcımlı, H. (1978). Yedek Güç: Milliyet (Doğu). Yol Yayınları.
6- Çelik (2013) Seta Perspektif, Sayı 21 (2013) https://file.setav.org/Files/Pdf/20131009123554_anadildeegitim.pdf
7- Ozgurpolika (19 Şubat 2019) Zimanê Kurdî’nin şairi: Şikoyê Hesen https://www.ozgurpolitika.com/haberi-zimane-kurdinin-sairi-sikoye-hesen-122572
Sosyalist Mezopotamya Sayı: 16 / Mart 2025
