Basın özgürlüğü, gazetecilik mesleğinin temel ilkesidir. Fikir, düşünce ve haber değeri olan bilgilerin belli araçlarla kamuoyuna yayılmasını sağlayan bir güçtür.
Bir gazetecinin tutuklanması sadece gazete ve gazetecinin sorunu değil, toplumsal bir sorundur. Toplumun haber alma özgürlüğü kısıtlanır.
Gazeteci, toplumun doğru bilgiye ulaşmasını sağlayan kişidir. İktidarlar, eğer bu gazetecileri gözaltına alıp yargılıyorlarsa, demek ki toplumdan gizledikleri bazı gerçekler vardır.
Av. Fikret İlkiz, “Artık haberler suçtur. Herkesin ifade özgürlüğü tehlike altındadır. Türkiye’de basın özgürlüğü yoktur.” diyor.
Silivri Cezaevi, siyasallaşan yargı eliyle aydınlar, gazeteciler, siyasetçiler vb. için tepelerinde Demokles’in kılıcı gibi sallandırılıyor.
2025 yılında basının durumu
Basın Özgürlüğü Raporu’na göre 95 gazeteci gözaltına alındı, 39 gazeteci tutuklandı.
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği: 105 gözaltı, 40 tutuklanma.
BİA Medya Gözlem Raporları: 58 gözaltı, 29 tutuklanma.
67 gazeteciye adli kontrol cezası verilerek özgürlüğü kısıtlandı.
Bu gazeteciler, her zaman olduğu gibi;
Haber yaptıkları için,
Yorum yaptıkları için,
Olayları takip ettikleri için hukuki süreçlerle karşılaşmışlardır.
Bu gazetecilere genelde isnat edilen suçlar:
Kürt meselesi,
Güvenlik politikaları,
Siyasi yorum ve haberler,
Yöneticilere hakaret ve iftira,
Halkı yanıltıcı bilgi yayma gibi suçlamalardır.
Siyasal yargı ile müdahale edilerek, başta siyasetçiler ve gazeteciler olmak üzere toplum sindirilmek isteniyor.
Basın özgürlüğü, 10 Aralık 1948’te yayımlanan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 19. maddesinde de yer almaktadır.
Türkiye’de basın özgürlüğü, dünya sıralamasında hiçbir zaman iç açıcı olmamıştır. Hep son sıralarda yer almıştır.
Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) 2025 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Türkiye, 180 ülke arasında 159. sırada yer alarak “çok vahim” kategorisinde kalmaya devam etmiştir. 2002 yılında 99. sırada bulunduğu endekste, son 23 yılda 60 basamak gerileyen Türkiye, basın özgürlüğü açısından dünyanın en kötü 22 ülkesinden biri olarak gösterilmektedir.
RSF, Türkiye’deki bu gerilemede haberciliğe dönük yoğun ve çeşitli baskıların etkili olduğunu vurgulamaktadır.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti verilerine göre, 14 gazeteci bayramı cezaevinde karşılamıştır.
Basın özgürlüğü, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve bazı uluslararası anlaşmalarla teminat altına alınmasına rağmen Türkiye gibi birçok ülke bu kararları tanımaz, basını sansürler, basın mensuplarını tutuklar.
Basın özgürlüğüne ilişkin ilk hukuki metin, Amerikan Anayasası’nın ilk değişiklik maddesinde karşımıza çıkmaktadır. 15 Aralık 1791’de kabul edilen söz konusu değişiklik maddesi, bu anlamda basın özgürlüğünü anayasal güvence altına alan ilk metin olma özelliğini taşımaktadır. Madde, Amerikan Anayasası’nda “Kongre, söz ve basın özgürlüğüne aykırı yasa yapamaz.” ifadelerini içermektedir.
Dezenformasyonla mücadele amacıyla çıkarılan yasal düzenlemeler, bahane edilerek demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez unsurlarından olan basın, düşünce ve ifade özgürlüğünü sınırlayıcı veya caydırıcı bir araç olarak uygulanamaz.
