ANASAYFAİKLİM KRİZİAvrupa’da nükleer enerji tartışması büyüyor

Avrupa’da nükleer enerji tartışması büyüyor

Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen 2026 Nükleer Enerji Zirvesi, küresel enerji politikalarında nükleer enerjinin rolünü yeniden gündemin merkezine taşıdı. Zirve kapsamında Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 34 ülke, “herkes için güvenli ve uygun fiyatlı nükleer enerji” sağlanmasına yönelik ortak bir bildiriye imza attı.

Ortak bildiride nükleer enerjinin küresel sera gazı emisyonlarını azaltma, enerji güvenliğini artırma ve enerji arzını çeşitlendirme açısından kritik bir rol oynadığı vurgulandı. Bildiride ayrıca nükleer enerjinin, uzun vadeli sürdürülebilir kalkınma ile temiz ve adil enerji dönüşümünü destekleyen önemli bir araç olduğu ifade edildi.

Türkiye’nin yanı sıra bildiriyi imzalayan ülkeler arasında Fransa, Belçika, Kanada, Çin, Finlandiya, Japonya, Güney Kore, İngiltere, Polonya, Hollanda ve İsveç gibi nükleer enerji alanında önemli aktörler yer aldı. Ayrıca Ermenistan, Kazakistan, Romanya, Slovakya, Slovenya, Ukrayna ve Vietnam gibi ülkeler de girişime katıldı.

Bildiride, nükleer enerjinin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) standartlarına uygun biçimde geliştirilmesi gerektiği vurgulanırken, bu teknolojinin hem mevcut nükleer enerji üreticileri hem de gelişmekte olan ülkeler için enerji güvenliğinin temel yapı taşlarından biri olması hedefi dile getirildi.

Taraf ülkeler, yeni nükleer santrallerin inşasını destekleme, mevcut reaktörlerin işletmesini sürdürme ve küçük modüler reaktörler (SMR) dahil olmak üzere nükleer teknolojilerin potansiyelini artırma konusunda taahhütte bulundu. Bildiride ayrıca nükleer enerji yatırımlarını hızlandırmak için yeni finansal araçların geliştirilmesi gerektiğinin altı çizildi.

Macron: “Nükleer enerji bağımsızlığın kaynağı”

Zirvede konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, nükleer enerjinin küresel enerji dönüşümünde kritik rol oynayacağını belirterek bu alandaki yatırımların hızlandırılması çağrısında bulundu.

Macron, nükleer enerjinin “ilerleme, refah ve bağımsızlığın kaynağı” olduğunu ifade ederek, COP28’de belirlenen küresel nükleer kapasitenin 2050’ye kadar üç katına çıkarılması hedefini desteklediklerini söyledi.

Paris’teki zirveye 40’tan fazla ülke ve uluslararası kuruluş temsilcisi katıldı ve özellikle küçük modüler reaktör teknolojilerinin enerji sektöründe yeni bir rekabet alanı oluşturduğu vurgulandı.

AB Komisyonu: “Nükleerden vazgeçmek stratejik hataydı”

Zirvede en dikkat çekici açıklamalardan biri Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’den geldi. Von der Leyen, Avrupa’nın geçmişte nükleer enerjiden uzaklaşmasını “stratejik bir hata” olarak nitelendirdi.

Von der Leyen, 1990’larda Avrupa elektriğinin yaklaşık üçte birinin nükleer enerjiden üretildiğini, ancak bugün bu oranın yaklaşık yüzde 15’e gerilediğini belirtti. Avrupa’nın düşük emisyonlu ve güvenilir enerji kaynaklarına ihtiyaç duyduğunu vurgulayan von der Leyen, nükleer ve yenilenebilir enerjinin birlikte çalışması gerektiğini ifade etti.

Avrupa’da küçük modüler reaktör teknolojisinin geliştirilmesi için InvestEU programı kapsamında 200 milyon avroluk garanti desteği sağlandığını açıklayan von der Leyen, bu reaktörlerin seri üretimle daha hızlı kurulabileceğini ve enerji sistemine esneklik kazandıracağını söyledi.

Genellikle 300 MW kapasiteye kadar tasarlanan küçük modüler reaktörlerin, modüler yapıları sayesinde farklı ihtiyaçlara göre kurulabileceği belirtiliyor. AB, karbon emisyon ticaretinden elde edilen gelirlerle desteklenen bu fon aracılığıyla 2030’a kadar ilk yerli SMR reaktörlerini piyasaya sürmeyi hedefliyor.

AB içinde nükleer enerji konusunda ayrılık

Ancak nükleer enerjiye dönüş tartışmaları Avrupa Birliği içinde derin görüş ayrılıklarını da beraberinde getiriyor.

Fransa’nın öncülüğünde İtalya, Polonya ve Macaristan’ın da dahil olduğu 16 ülke, nükleer enerjinin genişletilmesini desteklerken; Almanya, Avusturya ve İspanya’nın başını çektiği grup bu stratejiye karşı çıkıyor.

Almanya Çevre Bakanı Carsten Schneider, AB Komisyonu’nun nükleer enerjiyi canlandırma ve küçük modüler reaktörleri destekleme planlarını sert bir şekilde eleştirdi. Schneider, “Nükleer bir hayale tutunmak yerine rüzgar ve güneş gibi daha güvenli ve ucuz alternatiflere odaklanıyoruz” diyerek nükleer teknolojilerin pahalı ve riskli olduğunu savundu.

SMR teknolojisinin uzun süredir geliştirilmesine rağmen yaygınlaşamadığını ifade eden Schneider, santraller küçülse bile nükleer atık ve güvenlik sorunlarının devam ettiğini belirtti.

Yüksek maliyet ve gecikmeler tartışılıyor

Nükleer yatırımların önündeki en büyük engellerden biri ise yüksek maliyetler ve uzun inşaat süreleri olarak görülüyor.

Fransa’da geçen yıl devreye giren Flamanville reaktörü, bu zorlukların en somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Projenin maliyeti 3 milyar avrodan 13 milyar avroya çıkarken, inşaat süresi de 5 yıldan 17 yıla uzadı.

Macron ise nükleer projelerin, hidrojen ve batarya teknolojileri gibi “Ortak Avrupa Çıkarı için Önemli Projeler (IPCEI)” kapsamına alınmasını ve devlet yardımlarıyla daha güçlü şekilde desteklenmesini talep ediyor.

Enerji güvenliği, iklim hedefleri ve artan jeopolitik riskler nedeniyle nükleer enerji yeniden küresel enerji gündeminin üst sıralarına yükselirken, Avrupa’da bu teknolojinin geleceği konusunda siyasi ve ekonomik tartışmaların sürmesi bekleniyor.

Kaynak: Temiz Enerji

AKTÜEL