Kurulumların önemli bölümü Güney Afrika, Mısır, Nijerya ve Cezayir gibi büyük pazarlarda yoğunlaşırken; Fas, Zambiya, Tunus, Botsvana, Gana ve Çad gibi ülkeler de 100 MW’ın üzerinde yıllık ilave kapasiteyle dikkat çekti. Konseyin verilerine göre çatı tipi ve dağıtık güneş sistemleri toplam kurulumların yaklaşık yüzde 44’ünü oluşturdu.
Aynı değerlendirmede, 2026–2029 döneminde Afrika’nın yaklaşık 31,5 GW ilave güneş kapasitesi ekleme potansiyeline sahip olduğu belirtiliyor. Bu projeksiyon, kıtanın enerji arz güvenliği ve elektrifikasyon hedefleri açısından güneş enerjisinin merkezi bir rol üstleneceğine işaret ediyor.
Elektrikli araçlarda maliyet eşiği yaklaşıyor
Enerji üretimindeki bu ivme, ulaşım sektöründe de yapısal bir dönüşümün zeminini hazırlıyor. Afrika’daki elektrikli araç pazarına ilişkin bir analizde, elektrikli araçların toplam sahip olma maliyetinin 2040’a kadar içten yanmalı motorlu araçların altına inebileceği öngörülüyor.
MIT Technology Review kaynaklı ve Ecofin Agency tarafından aktarılan değerlendirmeye göre, batarya maliyetlerindeki düşüş, bakım giderlerinin görece düşük olması ve yakıt fiyatlarındaki oynaklık elektrikli araçları uzun vadede daha ekonomik hale getirebilir. Analizde, elektrikli araçların toplam sahip olma maliyetinin (yakıt/enerji, bakım ve ilk yatırım dahil) zaman içinde fosil yakıtlı araçların altına gerileyebileceği vurgulanıyor.
Halihazırda kıtada elektrikli araçların yeni satışlar içindeki payı düşük seviyelerde seyrediyor. Ancak araştırmalar, özellikle şehir içi ulaşım ve ticari filolarda maliyet avantajının belirginleşmesiyle birlikte talebin hızlanabileceğine işaret ediyor.
Uzmanlara göre Afrika’da güneş enerjisindeki hızlı büyüme ile elektrikli ulaşımın yaygınlaşması birbirini destekleyen iki süreç olarak ilerliyor. Artan güneş kapasitesi, şebekeye daha düşük maliyetli ve yerli elektrik arzı sağlarken; bu durum elektrikli araçların işletme maliyetlerini de aşağı çekerek dönüşümü hızlandırabilir.
Enerji erişiminin artırılması, fosil yakıt ithalat bağımlılığının azaltılması ve karbon emisyonlarının düşürülmesi açısından bu iki eğilimin birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Kaynak: Temiz Enerji
