Almanya’nın kamu yayıncısı ARD’ye bağlı haber portalı tagesschau.de’nin özel haberine göre Suriye’den Irak’a nakledilen IŞİD’li terör tutukluları arasında ABD’nin uzun süredir yargılamayı istediği Alman ve Türk vatandaşı Yunus Emre S. de bulunuyor.
Köln yakınlarındaki Brühl semti doğumlu Yunus Emre S., sıradan bir IŞİD üyesi değil. 2012 yılında Libya’nın Bingazi kentindeki ABD Konsolosluğuna düzenlenen saldırıya katılmakla suçlanıyor. El Kaide bağlantılı Ensar el-Şeria grubunun üstlendiği terör eyleminde, aralarında iki CIA ajanı ve ABD’li diplomat John Christopher Stevens’in bulunduğu dört ABD’li hayatını kaybetmişti. ABD, Yunus Emre S.’yi bu nedenle 2018 yılında yaptırım listesine almıştı.
Suriye’de Kürt güçleri tarafından yakalanmasının ardından Fırat Haber Ajansı ANF’nin söyleşi yaptığı Yunus Emre S., saldırının düzenlendiği 2012 yılında eylemi gerçekleştiren terör hücresine üye olduğunu itiraf etmişti.
IŞİD’e 2013’te katılan, 2017 sonunda da Suriye’de Kürt güçlerince yakalanan Yunus Emre S., o zamandan bu yana kısa süre önce Irak’a nakledilene kadar Suriye’de hapishanede tutuluyordu.
ABD, uzun süredir Avrupalı hükümetlere vatandaşlarını geri almaları ve yargılamaları çağrısını yapıyor. ABD’nin Berlin’e de bu konuda baskı yaptığı ortaya çıkmıştı. Hatta ABD tarafının, çok sayıda cihatçıyı Almanya’ya getirmeyi teklif ettiği, askeri uçaklarla tüm Almanların tek seferde Ramstein’daki ABD üssüne getirilmesini önerdiği ifade ediliyor. Ancak Alman hükümeti lojistik zorlukları, güvenlik riskini ve kamuoyundaki endişeyi gerekçe göstererek buna yanaşmıyor.
ABD, 2020 yılında da Berlin’e Yunus Emre S.’yi kendilerinin yargılayıp yargılayamayacağını sormuş, buna da olumlu cevap alamamıştı. Alman hükümeti, Federal Başsavcılığın S. hakkında zaten soruşturma yürüttüğü ve Kölnlü IŞİD’liyi kendilerinin cezalandırabileceği cevabını vermişti. Ancak Almanya, Kürt hapishanelerinde tutulan hiçbir radikal İslamcıyı ülkeye geri getirmeye yanaşmadığından, Yunus Emre S. de Suriye’de Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrol ettiği hapishanelerde kaldı.
Yunus Emre S. neden önemli?
1991 Köln Brühl doğumlu Yunus Emre S., “IŞİD içinde önemli bir lojistikçi” ve “örgütün insansız hava aracı (İHA) teminatçısı” olarak tanınıyordu. ABD Hazine Bakanlığı, 2018 yılında IŞİD’e insansız hava aracı sağlamakla suçlanan üç kişiyi kara listeye aldığında, onlardan biri de Yunus Emre S. idi.
Bakanlık, Yunus Emre S.’nin 2015 yılında Türkiye’de “Profesyoneller Elektronik” şirketini kurduğunu, şirketi vasıtasıyla IŞİD’e İHA için gerekli teçhizatı sağladığının saptandığı gerekçesiyle onu yaptırım listesine aldığını duyurmuştu. Profesyoneller Elektronik’in, “İHA’larla ilgili teçhizat tedariği için IŞİD’e paravan şirket olarak hizmet ettiği” belirtilmiş, söz konusu şirketin sadece 2016 yılının ilk yarısında IŞİD’e 500 bin dolarlık insansız hava aracı malzemesi sağladığı ileri sürülmüştü.
Örgüt içinde “Ebu Dua” olarak adlandırılan Yunus Emre S., ANF’ye verdiği söyleşide Köln’de doğup büyüdüğünü, hiçbir mesleği olmadığını, 2010 başlarında Almanya’da popüler olan radikal İslamcı vaiz Pierre Vogel’in videolarından etkilendiğini, kendisine El Kaide lideri Usame bin Ladin’i rol model aldığını anlatmıştı.
Radikal İslam hareketine katılımı ise o dönem yine Almanya’da da popüler olan Avusturya doğumlu Mohamed Mahmoud aracılığı ile gerçekleşti. Yunus Emre S. kardeşi ve eşiyle birlikte Mısır’a giderek, hakkında yakalama kararı çıkması üzerine Avrupa’dan Mısır’a kaçan Mahmoud ile bağlantı kurdu. Kahire’de iki ay kaldıktan sonra Libya’ya geçen Yunus Emre S., daha sonra Türkiye’ye giderek Hatay üzerinden terör örgütüne katıldı.
S., Mohamed Mahmoud’un onları Suriye’ye kaçırma şartının El Nusra terör örgütüne katılmaları olduğunu, Suriye’ye gittiklerinde Türkiye sınırına yakın bir bölgede önce askeri eğitim aldıklarını da aktarıyor. S., yine kendi ifadelerine göre 2013 yılında farklı cihatçı grupların çatışma döneminde, hamile olan o zamanki eşiyle Türkiye’ye geçti. Bir süre sonra eşi Almanya’ya dönerken S. ise üç yıl boyunca Türkiye’de kaldı.
“O dönem Antalya’da Ukraynalı kız arkadaşımla lüks bir yaşam tarzım vardı” diyen S. ile kardeşinin, 2013 sonundan itibaren IŞİD ve müttefiklerine silah aksesuarları ve ekipman sattıkları iddia ediliyor. Kardeşlerin ayrıca Türkiye üzerinden, silahlar için dürbünler ve İHA’lar temin ettikleri; Mart 2017’de Yunus Emre S.’nin Hatay’ın batısındaki bir sınır kapısından Rakka’ya geçtiği, 25 Kasım 2017’de de Kürt güçleri tarafından yakalandığı ifade ediliyor. Kardeşi İsmail S.’nin akıbeti konusunda ise bilgi bulunmuyor.
5 bin 700 IŞİD’li Irak’a nakledildi
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) konuyla ilgili 13 Şubat tarihinde X’ten yaptığı bir açıklamada, sadece 23 gün zarfında Suriye’den 5 bin 700’den fazla IŞİD üyesini Irak’a naklettiğini duyurdu. Alman güvenlik birimleri ve Dışişleri Bakanlığı, Irak’a nakledilen IŞİD destekçileri arasında kaç Alman vatandaşı olduğunu saptamaya çalışırken Irak makamları bu sayının 27 olduğundan yola çıkıyor. Suriye’de son olarak, IŞİD ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle tutulan 40’tan fazla Alman vatandaşı bulunduğu tahmin ediliyor. Bunlar arasında kaçının Türkiye kökenli veya çifte vatandaş olduğu ise belirsiz.
Almanya, Suriye’de tutulan radikal İslamcı IŞİD üyelerinin ülkeye getirilmesine ve burada yargılanmasına karşı çıkıyor. Berlin bu konuda güvenlik endişesini gerekçe gösteriyor. Nitekim şimdiye kadar Kürtlerin kontrolündeki cezaevlerinde veya kamplarda tutulan IŞİD’lilerin Almanya için nasıl bir tehlike arz ettiğinin saptanmasının güç olduğu belirtildi.
Ayrıca çoğu on yıldan fazladır orada olan tutukluların Almanya’ya getirilmesi ve yargılanması halinde, Suriye’deki tutukluluk süresinin Almanya’da alacakları cezadan mahsup edilebileceği, orada hapiste geçen bir günün Almanya’da verilecek cezadan üç gün olarak düşülmesi endişesi siyasette ve kamuoyunda yankı buluyor.
Frankfurt Eyalet Yüksek Mahkemesi daha önce bir vakada bu yönde karar vermişti.
Almanya’dan giden IŞİD’lilere dair neler biliniyor?
Almanya’dan Irak ve Suriye’ye giderek oradaki radikal İslamcı gruplara katılanlara dair kesin güncel sayılar bulunmuyor.
Alman hükümetinin Şubat 2023’te yöneltilen bir soru önergesine verdiği cevapta, bu sayının bin 150’den fazla olduğu belirtildi. Giden yüzde 25’inin kadın olduğu kaydedildi. Gidişlerin 2011’de başladığı, en yüksek katılımın 2013-2015 yıllarında kayda geçtiği bildirildi.
Gidenlerin yüzde 65’inin IŞİD, El Kaide veya onlara yakın radikal İslamcı terör örgütlerine katıldığı, yarıdan fazlasının Alman olduğu açıklandı. Bu grupta çifte vatandaş olanlar da yer alıyor.
Alman ve çifte vatandaşlar dışında ikinci en büyük grubu 152 ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları oluşturdu. Geri kalanların da 25 ayrı ülke vatandaşı oldukları belirtildi.
Yine hükümete yöneltilen bir başka önergeye cevapta da gidenlerin yaklaşık yüzde 40’ının geri döndüğü, 2024 itibarı ile dönen sayısının 467 olduğu belirtildi. Muhalefetteki Sol Parti’nin Rojava Kürt özerk yönetimi verilerine dayandırarak yönelttiği yine 2024 tarihli bir önergeye göre de Almanya ve Avrupa’dan gitmiş ve Suriye hapishanelerinde tutulan 10 bin IŞİD üyesi, 50 bin de onların aile üyeleri kalıyordu.
Almanya Suriye hapishanelerinde tutulan İŞİD ve benzeri örgüt üyelerini getirmeyi reddetse de Suriye’den IŞİD saflarında bulunup da Kürt kamplarında tutulan durumu kritik 27 kadın ile 80 çocuk ve genç Almanya’ya getirildi.
DW/ETO,HS
Kaynak: DW-WORLD´s
