İBB davası adil yargılama raporu: Sanıklar neyle suçlandıklarını bilmiyor. İstanbul Barosu tarafından, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik 414 sanıklı davaya ilişkin hazırlanan “Dava Gözlem 2’nci Ön Raporu”nu yayımladı.
Raporda, “sanıkların delillere erişememe, haklarındaki iddiaların somutlaştırılmamış olması, iddia konusu suçla tutuklamaya esas olan suç arasındaki hukuki tasvirlerin farklılığı nedeniyle neye karşı savunma yapacaklarını bilemediklerinin” önemli birer sorun olarak tespit edildiği aktarıldı.
‘ADİL YARGILANMA HAKKI ZEDELENDİ’
“İddianamenin uzunluğu, Cumhuriyet Savcısının tutukluluğun devamına ilişkin olarak bireyselleştirilmiş değerlendirme yapmaması ve böylece sanıklar ile müdafiilerin savunma üretmekte zorlanmaları, tutuklu sanıkların dijital delillere halen erişemiyor olmaları gibi durumların adil yargılanma hakkını önemli ölçüde zedelediği” vurgulanan raporda, şunlar kaydedildi:
‘BASKI ALTINDA İFADE’
“Kimi sanık ve müdafilerin, soruşturma aşamasında psikolojik baskı altında ifade alındığına dair savunmaları, kişilerin hastaneye götürüleceği söylenerek cezaevinden çıkarılıp savcının huzuruna götürüldüğüne dair iddialar, etkin pişmanlıktan yararlanmak için ifade veren kişilerin birtakım avukatlar tarafından ziyaret edilerek bulundukları zor durum nedeniyle ve cezaevinden çıkma taahhüdüyle ifade vermeye zorlandıklarını beyan etmesi, itirafçı olmadıkları takdirde aile üyelerinin de tutuklanacağı şeklinde tehdit edildiklerini iddia etmeleri gibi hususlar adil yargılanma hakkının en önemli güvencelerinden olan kişinin kendisi veya yakınları aleyhine beyanda bulunmaya veya delil göstermeye zorlanamaması hakkı bakımından önemli bir sorun olarak tespit edilmiştir. Şu ana kadar dinlenilen kişiler arasında, soruşturma aşamasında verdikleri suçlayıcı beyanlarını mahkeme huzurunda geri alan kişilerin, kendilerine uygulandığını belirttiği muamele ve yöntemler bakımından da benzerlikler olduğu görülmüştür.”
BASINA YÖNELİK ENGELLER
Mahkemenin duruşma salonuna, “turkuaz kart” olarak bilinen basın kartına sahip gazetecileri alma eğiliminde olduğu aktarılan raporda, “Önemli basın yayın kuruluşlarında dahi basın emekçilerinin, basın sigortası ile sigortalanmadıkları için bu kartı alamadıkları bilinmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, STK’ların, akademik araştırmacıların, blog yazarlarının ve sosyal medya kullanıcıların da gazeteci olarak kabul edilebileceğini açıkça belirtmiştir. Açıklanan nedenlerle duruşma salonuna girişin sınırlandırılması AİHM’in gazeteciliğe ilişkin içtihadına aykırılık oluşturmaktadır” değerlendirmesi yapıldı.
‘GAZETECİLERİN MESLEKİ FAALİYETLERİ SINIRLANDIRILDI’
Duruşmada görüntü almak ve sanıklara arada soru sormak gibi yasakların sürdüğü, böylece gazetecilerin mesleki faaliyetlerini sürdürmelerinin önemli ölçüde sınırlandığının anlaşıldığı belirtilen raporda, şunlar kaydedildi:
“Yaşananları gözlemlemek açısından ise duruşma salonuna alınan gazetecilerin salonun en uzak köşesine yerleştirildikleri, projeksiyona yansımayan sanıkları yalnızca arkalarından görebildikleri, avukatları göremedikleri, mahkeme heyetinin yüzünü göremedikleri, priz dahi olmadığı için bilgisayarlarını gün boyu süren duruşmalarda kullanmakta zorlandıkları anlaşılmıştır. Bu kapsamda gazeteciler mahkemeye dilekçe sunmak istemiş, ancak dilekçeleri ve mahkeme heyeti ile görüşme talepleri yanıtsız kalmıştır. Ardından yine gazeteciler destek istemek için İstanbul Barosu’na dilekçe ile başvurmuştur. 2 Nisan günü gazetecilerin avukatların olduğu bölüme kabul edildikleri, mahkeme heyetine birkaç metre de olsa yaklaşabildikleri tespit edilmiştir. Salonda heyet ile izleyiciler arasındaki mesafenin yaklaşık 100 metre uzunluğa sahip olduğu düşünüldüğünde bu değişiklik duruşmanın basın tarafından takip edilmesinde önemli bir fark yaratmamıştır.”
‘TUTUKLULUK İNCELEMESİ ÜÇ GÜNE SIKIŞTIRILDI’
Raporda, her ay yapılması gereken tutukluluk incelemesinin üç güne sıkıştırıldığı, bu nedenle tutukluluğa ilişkin avukatlara her sanık için 15’er dakika süre verileceğinin belirtildiği aktarılan raporda, “Sanıklara söz verilmediği ve buna ilişkin itirazların, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hariç olmak üzere kabul görmediği, 90 kişinin beyanını üç günde almak yönündeki çaba nedeniyle duruşmaların yaklaşık 12 saat sürdüğü, yalnızca iki yahut üç kez ara verildiği, bu nedenle sanıkların yorulduğu, acıktığı, temel ihtiyaçlarını gidermekte zorlandığı, savunmalarını hazırlayabilme ve gerçekleştirebilme bakımından güçlük yaşadığı tespit edilmiştir” denildi.
‘MÜDAFİLER MÜVEKKİLLERİNİ DAHİ GÖREMEDİ’
Sanıkların, duruşma salonunun ortasında yoğun jandarma personeli arasında konumlandırıldığının da gözlemlendiği aktarılan raporda, müdafilerin müvekkillerini dahi göremedikleri, aralarında iletişim kuramadıkları, yalnızca aralarda duruşma salonu boşaltılırken jandarmaların var olduğu ortamda birbirlerine seslenerek savunmalarını hazırlamaya çalıştıklarının tespit edildiği bildirildi.
Raporda, “Duruşma salonundaki mevcut güvenlik kameralarına ek olarak, avukatların arkasında yer alan duvara avukatların notlarını, bilgisayar ekranını görecek şekilde yeni siyah renkli güvenlik kameralarının eklendiğini gözlemleyen sanık müdafiileri bu uygulamaya yönelik itirazlarını mahkemeye sunmuşlardır. Bu tip uygulamalar adil yargılanma hakkının en önemli güvencelerinden olan savunma hakkını zedeleyecek niteliktedir” tespitine de yer verildi. (ANKA)
Kaynak: Artı Gerçek
