Çeşme’de yerel kent konseyleri, İzmir-Çeşme otoyolunun özelleştirilmesine karşı bir protesto düzenledi. Urla, Karaburun, Seferihisar ve Güzelbahçe konseylerinin de katıldığı eylemde, “Otoyollar özelleştirilemez” ve “Otobanlar halkındır, halkın kalacak” yazılı pankartlar açıldı. Yarımadadaki ilçelerden gelen halk, özelleştirmeyi yüksek sesle kınadı. Kent konseylerinin ortak açıklamasında, otoyolun özel sektöre devredilmesinin geçiş ücretlerinde ciddi artışlara yol açabileceği belirtildi. Bu durumun yalnızca bireysel ulaşımı değil, aynı zamanda yarımada turizmini ve ticaretin maliyetlerini de olumsuz etkileyeceği ifade edildi.
Çeşme Kent Konseyi Başkanı Ahmet Güler, otoyolun halkın vergileriyle inşa edildiğini hatırlatarak, “İşletme devri deniliyor ama bu aslında özelleştirmedir. Çünkü yol artık kamu yararı için değil, şirket kârı için işletilecektir. Bu bir adaletsizliktir” şeklinde konuştu. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ise, İzmir-Çeşme ve İzmir-Aydın otoyollarının belirli bir süreyle özel sektöre devrine dikkat çekerek, “Satış değil, işletme devri” ifadelerini kullanmanın meseleyi hafifletemeyeceğini vurguladı.
Güler, İzmir-Çeşme otoyolunun Türkiye’deki ilk otoyollardan biri olduğunu belirterek, 2025 yılı itibarıyla otoyol ve köprülerden 596 milyon dolar gelir elde edileceğine işaret etti. Bu gelir, uzun vadede milyarlarca dolarlık bir kamu geliri anlamına geliyor. Otoyollar kamuya ait kalırsa bu gelir halkın yararına dönecekken, özel sektöre devredilmesinin kamu kaynaklarının kaybı anlamına geleceği ifade edildi.
Son yıllarda Türkiye’deki pek çok kamu varlığının özelleştirildiğine dikkat çeken Güler, bu durumun her seferinde “verimlilik artacak” vaadiyle savunulduğunu ancak sonuçların ortada olduğunu dile getirdi. Fiyatların yükseldiğini ve vatandaşların daha fazla ödeme yapmak zorunda kaldığını kaydeden Güler, benzer bir modelin köprüler ve otoyollar için de uygulanmaya çalışıldığını belirtti. Kamu altyapısının özel sektörle buluşturulmasının, kısa vadeli bir finansman sağlamaya yönelik bir politika olduğunu söyleyerek, bu durumun halk üzerinde uzun vadeli olumsuz etkiler yaratabileceğini vurguladı.
