ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki protestolarda yüzlerce kişinin öldürüldüğüne dair haberlerin ardından Tahran yönetiminin kendisiyle temasa geçtiğini açıkladı. Trump İran açıklamaları, Washington’un askeri müdahale dahil “çok güçlü seçenekleri” değerlendirdiğini ortaya koyarken, bölgede gerilimin daha da tırmanabileceğine işaret etti.
Air Force One uçağında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, İran’ın müzakere talebinde bulunduğunu ve bir görüşmenin ayarlandığını söyledi. Ancak Trump, bu temaslara rağmen ABD’nin görüşme öncesinde harekete geçmek zorunda kalabileceğini vurguladı. “Çok güçlü bazı seçenekleri değerlendiriyoruz” diyen Trump, bu seçeneklerin içeriğine dair ayrıntı vermedi.
BBC Türkçenin yaptığı habere göre, ABD yönetimi içinde İran’a yönelik askeri senaryolar da masada. BBC’nin ABD’deki yayın ortağı CBS’e konuşan bir Amerikalı yetkili, Trump’a İran’a karşı askeri saldırı seçeneklerinin sunulduğunu doğruladı.
Askeri saldırı, siber operasyon ve yaptırım seçenekleri
Amerikan Wall Street Journal’a konuşan yetkililer ise Trump’ın önündeki seçeneklerin yalnızca askeri müdahaleyle sınırlı olmadığını aktardı. Buna göre olası adımlar arasında İran hükümetine karşı çevrimiçi muhalif ağların güçlendirilmesi, İran ordusuna yönelik siber saldırılar ve mevcut yaptırımların daha da sertleştirilmesi bulunuyor.
Trump yönetiminin bu seçenekleri değerlendirmesi, İran’daki protestoların şiddetle bastırıldığına dair artan uluslararası tepkilerle aynı döneme denk geliyor.
İran’dan misilleme tehdidi
Tahran yönetimi ise Washington’a sert bir uyarıda bulundu. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’nin İran’a saldırması halinde hem ABD’nin hem de İsrail’in bölgedeki askeri ve denizcilik üslerinin “meşru hedef” haline geleceğini söyledi. Bu açıklama, bölgesel bir çatışma ihtimalinin yalnızca İran’la sınırlı kalmayabileceği yönündeki endişeleri artırdı.
Protestolarda ağır bilanço
BBC’ye konuşan İran içindeki kaynaklar ve insan hakları aktivistleri, hükümetin protestoculara yönelik tutumunun giderek sertleştiğini bildiriyor. İran’daki protestolar sırasında yüzlerce kişinin öldürüldüğü, binlercesinin ise gözaltına alındığı belirtiliyor.
ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’na göre ülke genelinde en az 495 protestocu ve 48 güvenlik görevlisi yaşamını yitirdi; Tahran’da iki haftada 10 bin 600 kişi gözaltına alındı. BBC, Tahran yakınlarındaki bir morgdan gelen görüntülerde yaklaşık 180 ceset torbasının sayıldığını duyurdu.
Tahran’daki bir BBC kaynağı yaşananları “sokakların savaş alanına döndüğü” sözleriyle anlatırken, güvenlik güçlerinin gerçek mermi kullandığını aktardı. Hastanelerin ölü ve yaralı protestocularla dolup taştığı, bazı bölgelerde cesetlerin kamyonlarla taşındığı ifade ediliyor.
Rejim, protestocuları hedef alıyor
Artan enflasyonla başlayan protestolarda, göstericilerin talepleri artık doğrudan İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney yönetiminin sona ermesine yönelmiş durumda. İran Başsavcısı Muhammed Muvahhidi, protestolara katılan herkesin “Allah’ın düşmanı” olarak değerlendirileceğini söyledi. İran yasalarına göre bu suçun cezası idam.
Hamaney ise daha önce protestocuları “Trump’ı memnun etmeye çalışan barbarlar” olarak nitelendirmişti. İran yönetimi, 11 Ocak itibarıyla “ABD ve İsrail’e karşı ulusal mücadelede öldürülenler” için üç günlük yas ilan etti.
İnternet kesintisi ve bilgi ablukası
İran hükümeti 8 Ocak’tan bu yana ülkede interneti büyük ölçüde kesti. BBC ve diğer uluslararası medya kuruluşları İran’dan yayın yapamazken, bilgi akışı ciddi biçimde kısıtlandı. BBC Farsça Servisi’ne konuşan uzmanlar, bu kesintinin 2022’deki “Kadın, Yaşam, Özgürlük” protestoları sırasında uygulanan internet engelinden daha ağır olduğunu belirtiyor.
Tüm bu gelişmeler, Trump İran açıklamaları sonrasında ABD–İran hattında diplomatik temaslarla askeri tehditlerin aynı anda yürütüldüğü yeni ve tehlikeli bir sürecin habercisi olarak değerlendiriliyor.
