Savaş ve çatışmalarda sivil ölümleri: Son 18 ayda dünya genelinde yaşanan silahlı çatışmalarda 100 binden fazla sivilin hayatını kaybettiği, cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin ise neredeyse tüm savaş alanlarında sistematik hale geldiği ortaya kondu. Uluslararası insancıl hukukun sivilleri koruma kapasitesinin ciddi biçimde zayıfladığına dikkat çekilen rapor, mevcut küresel düzenin “kritik bir kırılma noktasına” ulaştığını vurguluyor.
Cenevre Uluslararası İnsancıl Hukuk ve İnsan Hakları Akademisi tarafından hazırlanan “War Watch” başlıklı araştırma, Temmuz 2024 ile 2025 sonu arasında yaşanan 23 silahlı çatışmayı mercek altına aldı. Çalışma, savaşların yalnızca askeri dengeleri değil, sivil yaşamı ve temel insan haklarını da hedef aldığını ortaya koyuyor.
Siviller savaşın ana hedefi haline geldi
Rapora göre çatışmaların büyük bölümünde sivil kayıplar olağanüstü boyutlara ulaştı. Araştırmacılar, 2024 ve 2025 yıllarında çatışmalarda hayatını kaybeden sivillerin sayısının her iki yılda da 100 binin üzerinde olduğunu belirtiyor. Bu ölümlerin önemli bir kısmının doğrudan bombardımanlar, insansız hava aracı saldırıları ve yoğun yerleşim alanlarında kullanılan ağır silahlar sonucu gerçekleştiği ifade ediliyor.
Raporda, sivillerin korunmasını amaçlayan uluslararası hukuk normlarının sahada giderek daha fazla ihlal edildiği ve bu ihlallerin büyük ölçüde cezasız kaldığına dikkat çekiliyor. Araştırmanın başyazarı Stuart Casey-Maslen, geçmişte işlenen savaş suçlarının hesap sorulmaksızın geçiştirilmesinin yeni ihlalleri teşvik ettiğini belirtiyor.
Gazze ve Ukrayna’da kayıplar arttı
İncelenen çatışmalar arasında en yüksek sivil kaybın Gazze’de yaşandığı kaydedildi. 7 Ekim 2023’te başlayan ve iki yıl süren savaş boyunca Filistin topraklarında yoğun hava saldırıları ve kara operasyonları yürütüldü. Rapora göre Gazze’de öldürülenlerin 18 bin 592’si çocuk, yaklaşık 12 bin 400’ü ise kadınlardan oluşuyor. Toplam sivil ölü sayısının 70 bine yaklaştığı belirtiliyor. Nüfusun yaklaşık yüzde 10’unun bu süreçte hayatını kaybetmesi ya da bölgeyi terk etmek zorunda kalması, çatışmanın yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor.
Ukrayna’da ise 2025 yılında kaydedilen sivil ölü sayısının, önceki iki yılın toplamını aştığı ifade ediliyor. Resmî kayıtlara göre 2025’te en az 2 bin 514 sivil hayatını kaybetti. Bu rakam, 2023’e kıyasla yaklaşık yüzde 70’lik bir artış anlamına geliyor. Raporda, insansız hava aracı saldırılarının sivilleri doğrudan hedef aldığı ve temel altyapının sistematik biçimde tahrip edildiği vurgulanıyor.
Cinsel şiddet yaygın ve sistematik
Araştırma, neredeyse tüm çatışmalarda cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin belgelendiğini ortaya koyuyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde silahlı grupların cinsel şiddeti sistematik bir savaş yöntemi olarak kullandığı, mağdurların büyük bölümünü kadınlar ve kız çocuklarının oluşturduğu belirtiliyor. Yaş aralığının bir yaşından 75’e kadar uzanması, ihlallerin boyutunu gözler önüne seriyor.
Sudan’da ise El Faşir’in Ekim 2025’te silahlı grupların kontrolüne geçmesinin ardından ağır cinsel şiddet vakalarının rapor edildiği aktarılıyor. Hayatta kalanların anlatımları, toplu tecavüz ve işkence vakalarının yaygınlığına işaret ediyor.
Uluslararası hukukta kırılma noktası
Raporda, İkinci Dünya Savaşı sonrası geliştirilen ve sivilleri korumayı amaçlayan Cenevre Sözleşmeleri’nin sahadaki gerçeklikle giderek daha fazla çeliştiği vurgulanıyor. Araştırmacılar, savaş suçlarının soruşturulması ve kovuşturulmasına yönelik girişimlerin yetersiz kaldığını, cezasızlık kültürünün yaygınlaştığını belirtiyor.
Çalışmada, silah satışlarının ciddi ihlal riski bulunan durumlarda yasaklanması, yerleşim alanlarında ağır silahların kullanımının sınırlandırılması ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne siyasi ve mali destek sağlanması gibi öneriler sıralanıyor. Rapora göre bu adımlar atılmadığı sürece, sivillerin korunmasına yönelik uluslararası sistemin daha da zayıflaması kaçınılmaz.
