“Savaşa Baş Aşağı Dalmak – Silahlanma Çılgınlığı ve Medya Seferberliğine Karşı” üst başlığı altında, 10 Ocak 2026’da Berlin’de 31. Rosa Luxemburg Konferansı yapıldı. Konferans, DKP’ye (Alman Komünist Partisi) yakınlığı ile bilinen (ancak hiçbir partinin doğrudan yayın organı olmamayı da başaran) günlük sosyalist gazete Junge Welt (Genç Dünya) tarafından düzenlendi. Konferanslar serisini 1995’te başlatan da aynı yayın organıdır.
Junge Welt gazetesi, daha Demokratik Alman Cumhuriyeti (DDR) kurulmadan önce, 12 Şubat 1947’de kuruldu. İlk yazı işleri sorumlusu, o zamanlar Hür Alman Gençliği (FDJ) İngiltere örgütü sorumlusu olan Adolf Buchholz oldu. İlk başlarda haftada bir çıkan gazete, 1 Ocak 1950’den itibaren haftada iki defa, Mart 1952’den itibaren ise günlük gazete şeklinde yayımlandı. Bu tarihten itibaren Hür Alman Gençliği (FDJ) merkez yayın organı hâline geldi.
Günümüzde Almanya’da yayımlanan en büyük sosyalist günlük gazetedir. Hakkında sürekli davalar açılan, baskı altında tutulan gazete, başarıyla günümüze kadar geldi. Gazete günümüzde, üye sayısı binlerle anılan bir kooperatif tarafından yönetilmektedir.
Her yıl Ocak ayının ikinci Cumartesi günü düzenlenen konferans, Almanya ve yurt dışından ortalama 4 bin kişinin katılımıyla, Avrupa komünistlerinin ve sosyalistlerinin önemli tartışma platformlarından biridir.
Yapılan değişik toplantılarda Rusya–Ukrayna (NATO) savaşı, ABD’nin Venezuela haydutluğu, Orta Doğu ve Filistin sorunları tartışıldı. Öncelikle Almanya’nın Avrupa’da savaş kışkırtıcılığına öncülük etmesi sert bir şekilde eleştirildi. Şansölye Merz’in, ABD’nin Venezuela saldırısının karmaşık bir sorun olduğunu, dolayısıyla bu sorunu değerlendirmenin de kolay olmadığını dile getirmesi şimşekleri üzerine çekti. AB’nin ve AB’nin dışişlerinden sorumlu olan Kaja Kallas’ın utanç verici açıklamaları da aynı şekilde eleştirildi.
Batı’nın bütün kötülüklerin kaynağının Rusya ve Çin olduğu yönündeki propagandalarının doğru olmadığı dile getirildi. Dört yıla yaklaşan NATO–Rusya savaşının, özellikle AB tarafından uzatıldığı gerçeği üzerinde duruldu.
Reel sosyalizmin dağılmasından sonra tek güç hâline gelen ABD ve küresel kuzeyin, son 30 yılda meydana gelen değişiklikleri görmek istememelerinin dünyayı büyük bir savaşın eşiğine getirdiği defalarca vurgulandı. Bugünkü kaotik ortamdan kurtulamamanın önemli nedenlerinden biri olarak, 1990’lı yılların başlarından günümüze kadar devam eden soldaki dağılma gösterildi.
İşçi ve emekçi örgütlerinin, sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının sürekli güç kaybetmesi, ortak mücadele ve dayanışmayı zayıflatıyor. Buna ek olarak, özellikle Ukrayna (NATO)–Rusya savaşı ile daha da sağa kayan Avrupa solu üzerinde duruldu. Avrupa’daki faşist partilerin güçlenmesi, birçok ülkede iktidar ya da iktidar ortağı hâline gelmelerinin büyük bir endişeye yol açtığı tartışıldı. Elbette mültecilerin ve göçmenlerin durumu da tartışılan önemli konulardan biriydi.
13 Ocak 2026
