DESTPÊKJIYANNicolás Maduro Kimdir, İktidarı Nasıl ve Neden Sona Erdi? 

Nicolás Maduro Kimdir, İktidarı Nasıl ve Neden Sona Erdi? 

Nicolás Maduro’nun sendikal mücadeleden devlet başkanlığına uzanan siyasi kariyeri, ABD müdahalesiyle sona erdi.

ABD ile aylardır tırmanan gerilim, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun Amerikan güçlerince yakalanarak ülke dışına çıkarılmasıyla yeni bir aşamaya girdi. Bu gelişme, 2013’ten bu yana süren Maduro iktidarının dış müdahaleyle fiilen sona erdiği anlamına geliyor. 

1962 yılında Karakas’ta işçi sınıfı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Nicolás Maduro, siyasete sendikal mücadele içinden adım attı. Babası sendika lideriydi; kendisi de genç yaşta öğrenci hareketleri ve emekçi örgütlenmeleri içinde yer aldı. Metro işçilerini temsil ettiği yıllarda otobüs şoförlüğü yapan Maduro, Latin Amerika solunun klasik “alt sınıflardan yükselen lider” profilini temsil etti. 

Chávez dönemi ve yükseliş 

Maduro’nun siyasal kariyerindeki kırılma noktası Hugo Chávez ile yollarının kesişmesi oldu. 1990’lı yıllarda Chávez’in çevresinde şekillenen solcu hareketin sivil kanadında yer alan Maduro, Chávez’in 1998’de devlet başkanı seçilmesinin ardından hızla yükseldi. Ulusal Meclis üyeliği ve Meclis Başkanlığı görevlerinin ardından 2006’da Dışişleri Bakanı oldu. 

Chávez, Mart 2013’te yaşamını yitirmeden önce Maduro’yu açık biçimde “siyasi halefi” olarak ilan etti. Aynı yıl yapılan seçimleri az bir farkla kazanan Maduro, böylece Venezuela’nın yeni devlet başkanı oldu. Ancak Chávez’in güçlü karizması ve toplumsal desteğiyle kıyaslandığında, Maduro yönetimi başından itibaren daha kırılgan bir zeminde ilerledi. 

Ekonomik çöküş ve baskı dönemi 

Maduro’nun iktidar yılları, ABD yaptırımları ve ambargolarıyla derinleşen bir ekonomik krizle geçti. Petrol gelirlerine bağımlı Venezuela ekonomisi, özellikle 2017’den sonra uygulanan ağır yaptırımlar nedeniyle ciddi bir çöküş yaşadı. Gıda ve ilaç ithalatı durma noktasına gelirken, hiperenflasyon milyonlarca insanı yoksulluğa itti. 

Birleşmiş Milletler verilerine göre nüfusun yaklaşık yüzde 80’inden fazlası yoksulluk sınırının altına düştü. Bu süreçte 7,7 ila 8 milyon Venezuelalı ülkeyi terk etti ve Latin Amerika tarihinin en büyük göç dalgalarından biri yaşandı. 

Meşruiyet krizi ve muhalefet 

2018’de yapılan ve muhalefetin boykot ettiği başkanlık seçimleri, Maduro’nun meşruiyet tartışmalarını daha da derinleştirdi. Seçimlerin ardından muhalefet lideri Juan Guaidó, ABD ve birçok Batılı ülkenin desteğiyle “geçici devlet başkanı” ilan edildi. 2017’de kurulan Kurucu Meclis ise muhalefetin çoğunlukta olduğu Ulusal Meclis’i fiilen işlevsizleştirdi. 

2024’te gerçekleştirilen son başkanlık seçimleri de benzer tartışmalar altında yapıldı. Resmi sonuçlara göre seçimi Maduro kazandı ancak muhalefet adayı Edmundo González’in galip geldiği iddia edildi. Seçim süreci, muhalif lider María Corina Machado’nun adaylıktan men edilmesiyle daha baştan tartışmalı hale geldi. 

ABD müdahalesi ve iktidarın sonu 

ABD Başkanı Donald Trump, ikinci başkanlık döneminde Venezuela’yı “ABD için iç güvenlik tehdidi” ilan etti. Göç, uyuşturucu ve karteller söylemiyle Maduro’yu hedef alan Trump yönetimi, uzun süredir sinyalini verdiği askeri hamleyi hayata geçirdi. 

Karayipler’deki askeri hareketlilikten sonra ABD güçleri, Nicolás Maduro ve eşini yakalayarak ülke dışına çıkardı. Washington yönetimi, bu adımı “bölgesel güvenlik” gerekçesiyle savunurken, Maduro’nun 13 yıllık iktidarı dış müdahaleyle fiilen sona ermiş oldu. 

Maduro’nun düşüşü, yalnızca bir liderin sonunu değil; Latin Amerika’da emperyal müdahale, yaptırımlar ve rejim değişikliği tartışmalarını da yeniden merkezine alan yeni bir dönemi işaret ediyor. 

GIŞTÎ