ANASAYFAKÜRDİSTANNewroz’un Sınıfsal Boyutu 

Newroz’un Sınıfsal Boyutu 

Newroz, kültürel bir bayram olmanın ötesinde, sınıf mücadelesi ve ulusal direnişin simgesidir. Ezilenler için devrimci bir çağrı niteliği taşır.

Newroz, tarihsel olarak yalnızca kültürel bir olgu değil; sınıf mücadeleleri tarihinin belirli momentlerinde somutlaşmış, ezilen sınıfların ve ulusların devrimci çıkışlarının simgesel ifadesidir. Bu yönüyle Newroz, ideolojik olarak nötr bir gelenek değil; aksine, egemen sınıflara karşı biriken toplumsal çelişkilerin tarihsel dışavurumudur. 

Marksist-Leninist perspektiften bakıldığında, Newroz’un temsil ettiği anlam; üretim ilişkilerinin yarattığı sömürü biçimlerine, devlet aygıtının baskı karakterine ve ulusal inkâr politikalarına karşı gelişen halk direnişlerinin sürekliliğinde kavranmalıdır. 

Kawa mitosu, bu bağlamda, basit bir efsane değil; sınıflı toplumlarda egemenlik ilişkilerine karşı gelişen ilkel başkaldırı biçimlerinin ideolojik yansımasıdır. Bu tarihsel anlatı, günümüzde işçi sınıfının ve ezilen ulusların devrimci mücadelesinde yeniden maddi bir içerik kazanmaktadır. 

Kürt ulusal sorunu, içinde bulunduğumuz tarihsel kesitte; emperyalist-kapitalist sistemin bölgesel yeniden yapılanma süreçleriyle iç içe geçmiş, çok katmanlı bir çelişki alanı olarak varlığını sürdürmektedir. Bu sorun, yalnızca ulusal baskı biçimleriyle değil; aynı zamanda kapitalist sömürü ilişkileri ve yerel egemen sınıfların işbirlikçi karakteriyle derinleşmektedir. 

Bu nedenle açıkça ortaya koyuyoruz: 

Ulusal sorun, sınıf mücadelesinin dışında ele alınamaz; ulusal kurtuluş, işçi sınıfının devrimci önderliği olmaksızın tamamlanamaz. 

Kürdistan’ın dört parçasında süregelen parçalanmışlık, nesnel olarak yalnızca siyasal bir dağınıklık değil; aynı zamanda devrimci öznenin örgütsel yetersizliğinin ve ideolojik dağınıklığının bir sonucudur. Bu durum, burjuva ve küçük-burjuva siyasal akımların etkisini güçlendirmekte, proletaryanın tarihsel rolünü zayıflatmaktadır. 

Dolayısıyla: 

Ulusal birlik, ancak sınıf temelli, devrimci ve merkezi bir örgütlenme perspektifiyle anlam kazanabilir. 

Aksi halde, birlik söylemi burjuva uzlaşmacılığının bir aracı haline gelmekten öteye geçemez. 

Partinin asli görevi, Rojhilat başta olmak üzere Kürdistan’ın tüm parçalarında; sınıfın ideolojik, politik ve örgütsel öncülüğünü esas alan, anti-emperyalist ve anti-kapitalist bir ulusal kurtuluş hattının inşasını tarihsel bir görev olarak değerlendirmektedir. 

Bölgede derinleşen savaş ve çatışma dinamikleri; emperyalist güçlerin hegemonya mücadelesinin ve yerel egemen sınıfların yeniden konumlanma arayışlarının bir ürünüdür. Bu süreçte halklar, nesnel olarak bu çelişkilerin yükünü taşımakta; yoksullaşma, zorunlu göç ve siyasal baskı mekanizmalarıyla karşı karşıya bırakılmaktadır. 

Leninist anlamda gerçek barış; sınıf çelişkilerinin üzerinin örtülmesiyle değil, bu çelişkilerin devrimci çözümüyle mümkündür. 

Bu da ancak: 

• işçi sınıfının siyasal iktidarı ele geçirmesi, 

• ulusların kendi kaderini tayin hakkının koşulsuz tanınması, 

• ve üretim araçlarının toplumsallaştırılması ile mümkündür. 

Bu bağlamda partinin temel görevi, işçi sınıfını, emekçileri, kadınları, gençliği ve tüm ezilen kesimleri; öncü parti etrafında birleşmeye, sınıf mücadelesini yükseltmeye ve devrimci örgütlülüğü güçlendirmeye çağırmaktadır. 

Nitekim bu çerçevede Newroz’un tarihsel anlamı, bugün devrimci görevlerle birleşmektedir. 

Newroz’un ateşi, bu anlamıyla, yalnızca bir direnişin değil; proletarya devriminin ve sosyalist dönüşümün tarihsel zorunluluğunun simgesidir. 

Newroz’un bu ateşi, sömürü düzeni tasfiye edilene ve sınıfsız toplum kurulana kadar yanacaktır. 

AKTÜEL