ANASAYFAHAK İHLALLERİİran’da savaşın gölgesinde ağır hak ihlalleri: Kürt kadın blog yazarı işkence altında

İran’da savaşın gölgesinde ağır hak ihlalleri: Kürt kadın blog yazarı işkence altında

İran’da savaş sürecinde gözaltılar ve idamlar hız kazanırken, Kürt kadın blog yazarı Hadis Hakiki’ye yönelik işkence iddiası ülke içindeki baskı politikalarını yeniden gündeme taşıdı.

İran’da savaşın yarattığı güvenlik atmosferi, sivillere ve özellikle kadın tutuklulara yönelik ağır hak ihlalleriyle derinleşiyor. Hengaw İnsan Hakları Örgütü’nün raporuna göre Urmiye’de gözaltına alınan 21 yaşındaki Kürt kadın blog yazarı Hadis Hakiki’ye ağır işkence uygulandı. Aynı dönemde kadın siyasi tutuklular için idam riski büyürken, çocukların çatışma alanlarında kullanılması ve artan infazlar ülke içindeki insan hakları krizini daha da görünür hale getirdi.

İran’da insan hakları ihlalleri savaşın gölgesinde her geçen gün daha ağır bir tablo ortaya koyarken, son günlerde özellikle Kürt kadınlara yönelik baskılar ve gözaltında işkence iddiaları kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Bu tablonun merkezinde ise 21 yaşındaki Kürt kadın blog yazarı Hadis Hakiki yer alıyor.

Norveç merkezli ve İran’daki Kürtlere yönelik hak ihlallerini izleyen Hengaw İnsan Hakları Örgütü’nün yayımladığı rapora göre Hadis Hakiki, mart ayı ortasında Urmiye’deki evine düzenlenen baskınla gözaltına alındı. Raporda genç kadının gözaltı sürecinde ağır fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz bırakıldığı, avukat erişiminin engellendiği ve ailesiyle görüştürülmediği belirtildi. Hakiki’den gözaltına alındığı günden bu yana sağlıklı bir haber alınamadığı da vurgulandı.

Kürt kadın blog yazarına yönelik gözaltı ve işkence iddiaları

Hakiki’nin dosyası, İran’daki savaş dönemi baskı politikalarının sembol vakalarından biri haline geldi. Hengaw kaynakları, genç kadının sosyal medya paylaşımları ve savaş sırasında yaşanan hava saldırılarına ilişkin içerikleri nedeniyle hedef alındığını aktardı. Özellikle hava saldırılarının fotoğraf ve videolarını paylaşan yüzlerce kişinin “düşmanla iş birliği” ve “casusluk” suçlamalarıyla gözaltına alındığı belirtiliyor. Bu suçlamalar İran hukuk sisteminde çoğu zaman idam cezasına kadar uzanabilen ağır sonuçlar doğurabiliyor.

Savaş dönemi gözaltılar ve artan baskı politikaları

İran hükümetinin verilerine göre savaşın en yoğun yaşandığı mart ayında en az bin 500 kişi gözaltına alındı. İnsan hakları örgütleri ise gerçek sayının çok daha yüksek olabileceğini savunuyor. Öte yandan İran Yargı Sözcüsü Asgar Cihangir’in daha önce yaptığı açıklamalarda yaklaşık 200 iddianamenin hazırlandığı ve bu dosyalarda casusluk suçlamalarının öne çıktığı ifade edilmişti.

Kadın tutuklular idam tehdidi altında

Öte yandan Hadis Hakiki vakası, ülkede kadın siyasi tutukluların karşı karşıya kaldığı daha geniş bir krizin yalnızca bir parçası olarak görülüyor. Özellikle Mahbube Şabani, Werîşe Muradî, Pexşan Azîzî ve Şehnaz Tabari gibi kadın tutuklular için idam tehdidi gündemdeki yerini koruyor. İnsan hakları savunucuları, kadınlara yöneltilen suçlamaların çoğu zaman siyasi nitelik taşıdığını ve adil yargılanma hakkının sistematik biçimde ihlal edildiğini belirtiyor.

Son haftalarda protestolarla bağlantılı olarak gözaltına alınan 10’dan fazla kişinin idam edildiği yönündeki bilgiler uluslararası kamuoyunda ciddi endişe yarattı. Hak savunucularına göre savaş atmosferi, içerideki güvenlikçi politikaları daha da sertleştirdi. Özellikle Kürtler, Beluçlar ve muhalif kadın aktivistler orantısız biçimde hedef alınıyor.

İdamlar ve insan hakları krizinin derinleşmesi

İran’daki hak ihlalleri yalnızca gözaltı ve işkence iddialarıyla sınırlı değil. İnsan hakları raporlarına göre 2025 yılında ülkede en az bin 639 kişi idam edildi. Bu rakam son on yılların en yüksek seviyesi olarak kayıtlara geçti. Raporda ayrıca 48 kadının idam edildiği ve bunun son 20 yılın en yüksek kadın idam sayısı olduğu belirtildi.

İnsan hakları kuruluşları, infazların yalnızca ceza politikası değil, aynı zamanda toplumsal korku yaratma ve muhalefeti bastırma aracı olarak kullanıldığını vurguluyor. Özellikle Kürt ve Beluç halklarının bu infazlarda orantısız şekilde yer aldığına dikkat çekiliyor.

Çocuklar çatışma alanlarında: büyüyen ihlal zinciri

İran’daki insan hakları krizinin bir diğer boyutu ise çocukların çatışma ortamlarında kullanılması. Son olarak bir kontrol noktasında yaşamını yitiren 11 yaşındaki çocuğun ölümü, ülkedeki güvenlik politikalarının siviller üzerindeki yıkıcı etkisini yeniden gündeme taşıdı.

Çocuk hakları savunucuları, çocukların kontrol noktaları ve yarı askeri yapılarda kullanılmasının açık biçimde uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguluyor. UNICEF ve diğer uluslararası kuruluşlar, bu durumun sistematik bir hak ihlali olduğunu ve çocukların çatışma ortamlarından tamamen uzak tutulması gerektiğini defalarca dile getirdi.

Uluslararası çağrılar ve artan tepkiler

İran’daki artan işkence, gözaltı ve idam vakaları sonrası 86 sivil toplum kuruluşu ve siyasi yapı ortak çağrı yayımladı. Çağrıda tüm idamların derhal durdurulması, siyasi tutukluların serbest bırakılması ve özgür internet erişiminin sağlanması talepleri öne çıktı.

11–26 Nisan 2026 tarihleri arasında dünya genelinde protesto ve dayanışma eylemleri planlanırken, insan hakları örgütleri Hadis Hakiki başta olmak üzere tüm kadın tutukluların durumunun yakından izlenmesi çağrısı yaptı.

İran’da savaşın yarattığı baskı iklimi, özellikle Kürt kadınlar üzerinde yoğunlaşan gözaltı, işkence ve idam tehdidiyle yeni bir insan hakları krizine dönüşmüş durumda. Hadis Hakiki’nin dosyası ise bu karanlık tablonun en çarpıcı sembollerinden biri olarak öne çıkıyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

AKTÜEL