Kürt dili ve kültürüne yönelik baskı ve engellemelerin 2025 yılı boyunca Türkiye genelinde yaygın ve süreklilik arz eden bir hal aldığı, Kurdish Monitoring 2025 Yıllık Raporu ile belgelendi. Rapora göre yıl boyunca kamusal alanlardan cezaevlerine, medyadan kültür-sanat faaliyetlerine kadar birçok başlık altında en az 70 ihlal kayda geçti.
Kurdish Monitoring tarafından yayımlanan rapor, ihlallerin münferit uygulamalar olmaktan çıkarak devletin farklı kurum ve alanlarına yayılan sistematik bir politika haline geldiğine işaret ediyor. Kürtçe’nin kamusal yaşamdan dışlanmasının yalnızca sokakta değil, Meclis’ten üniversitelere, cezaevlerinden yerel etkinliklere kadar geniş bir alanda sürdüğü vurgulanıyor.
İhlaller kamusal alan ve kültürel yaşamda yoğunlaşıyor
Raporda yer alan verilere göre 2025 yılı boyunca tespit edilen 70 ihlalin dağılımı dikkat çekici. Kamusal alan 25 ihlalle listenin başında yer alırken, kültür-sanat alanında 18, medyada 15 ve hapishanelerde 12 ihlal kayda geçirildi. Bu tablo, Kürt dili ve kültürünün yalnızca ifade alanlarında değil, gündelik hayatın rutin akışında da hedef alındığını ortaya koyuyor.
Raporda; sokakta Kürtçe şarkı söyledikleri için gözaltına alınan gençlerden, Meclis kürsüsünde Kürtçe konuşan milletvekillerinin mikrofonlarının kapatılmasına kadar uzanan çok sayıda örneğe yer veriliyor. Yüksek güvenlikli cezaevlerinde Kürtçe mektupların “anlaşılmayan dil” gerekçesiyle engellenmesi ise ihlallerin kurumsal boyutunu güçlendiren bir başka başlık olarak öne çıkıyor.
“Bilinmeyen dil” politikası sürdürülüyor
Raporun en çarpıcı bulgularından biri, uzun yıllardır eleştirilen “bilinmeyen dil” yaklaşımının 2025’te de devam etmesi. Meclis tutanaklarında Kürtçe ifadelerin “…” ile geçirilmesi, cezaevlerinde Kürtçe iletişimin engellenmesi ve idari yasaklar, bu politikanın yalnızca sembolik değil, pratik bir cezalandırma aracına dönüştüğünü gösteriyor.
Antalya Valiliği’nin sokak düğünlerine yönelik yasakları, Amedspor formasındaki “Hebûn” ibaresine getirilen engel ve 86 yaşındaki din alimi Mela Silêman Sebrî’nin Kürtçe hutbe verdiği gerekçesiyle cezaevinde tutulması, raporda öne çıkan örnekler arasında yer alıyor.
Belgeleme yöntemi
Kurdish Monitoring, 2025 Yıllık Raporu’nu hazırlarken açık kaynak taramaları, basın haberleri, sivil toplum örgütlerinin açıklamaları ve bireysel başvurular yoluyla elde edilen verileri kullandı. Raporda her bir ihlal tarih, yer ve olay bazında kayıt altına alındı.
Hazırlanan rapor, Kürt dili ve kültürüne yönelik baskıların geçici uygulamalar olmadığını; aksine kalıcı ve örgütlü bir yapıya büründüğünü ortaya koyarken, 2026 yılına ilişkin endişeleri de beraberinde getiriyor.
