ANASAYFAHAK İHLALLERİHukuk ve Hukuksuzluk İkilemi

Hukuk ve Hukuksuzluk İkilemi

Hukuk ve hukuksuzluk ikilemi, Eyüp Yalur'un kaleminden: Türkiye uluslararası hukuk endeksinde 2015'ten 2025'e 38 sıra gerileyerek 118. sıraya düştü.

Hukuk ve Hukuksuzluk İkilemi

Eyüp Yalur yazdı

Hukuk, toplum yaşamını düzenlemek, adaleti tesis etmek ve bireyler arası ilişkileri güven altına almak amacıyla devletin yetkili organları tarafından konulan, maddi yaptırıma (ceza, cebri icra vb.) dayalı yazılı ve yazısız kurallar bütünüdür.
Hukuk toplumlar için hava, su, ekmek gibi zaruri bir ihtiyaçtır.
Bir devletin elinden adaleti, hukuku alırsanız geriye zulüm kalır; bir toplumda hukuk düzeni olmazsa, kaos egemen olur.
İşte hukukun önemi, gerekliliği burada.
Günümüzde hukuk ve hukuk bilimi tartışmalı hâle gelmiştir. Ülkemizde ve daha birçok ülkede demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, temel hak ve özgürlükler her geçen gün daha da tartışmalı hale geliyor ve geriliyor.
Amacı bu kavramları korumak olan hukuk, iktidarlar eliyle bu kavramlara müdahale eden araç hâline getirilmiştir.
Hukuk iktidarın sopası hâline getirildi.
İktidarı sınırlandırmakla görevli organlar olan Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Sayıştay… iktidar tarafından tahkim ve dizayn edilmektedirler.
İşte bunun sonucu olarak Türkiye’nin uluslararası hukukun üstünlüğü endeksindeki yeri hiç umut verici değildir.
2015’ten 2025’e 38 sıra gerileyerek 118. sıraya düşmüştür.
Temel haklar kategorisinde 143 ülke arasında 134. sırada yer almaktadır.
Ülkede yaşanan siyasi davalarda “hukuk bilimi” çaresizlikler içerisinde kıvranıp durmaktadır.
Bunun için ülke toplumsal ve siyasal çürüme ile karşı karşıyadır.
Toplumsal barışı ve kamu yararını amaçlayan hukuk, kişilerin hak ve özgürlüklerini korur.
Peki içerideki S. Demirtaş, F. Yüksekdağ, C. Atalay, O. Kavala, S. Kozağaçlı gibi yüzlerce siyasi mahkumun cezaevinde olması, hangi toplumsal barışa hizmet eder? Bunda nasıl bir toplumsal yarar olabilir? Bu insanlar bu ülkenin vatandaşları değiller mi? Bunların hak ve özgürlükleri yok mudur?
Muhalefet belediyelerini siyasal hukuk kıskacına alıp çalışamaz duruma getirmek hukuksuzluktur.
Son günlerde işlerini yapan gazeteci ve sendikacıları tutuklamak, yargının siyasallaştığının en bariz örneklerindendir.
Her gün bir grup sanatçıyı adliye koridorlarında teşhir edip sonra serbest bırakmak bir itibar suikastidir.
Siyasi mahkumlar kuyu tipi hapishanelerde ölüme terk ediliyorlar.
Hukuk olmayınca toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak sağlıklı bir mekanizma olmaz.
Bu siyasi davalar şunu gösteriyor ki yargı kararları hukuki normlardan ziyade siyasi önceliklere göre şekilleniyor.
Hukuk, “hak” kelimesinin çoğulu olarak “haklar” anlamına gelmektedir.
Bu insanların da hakları vardır, bu hak ve özgürlükleri ellerinden alınamaz.
Bu hukuksuzluğu bu insanlara reva gören iktidardır.
Bir devlet, bir iktidar vatandaşına düşmanca davranamaz.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamamak hukuk tanımamazlıktır.
Yerlerine kayyum atanan, tutuklanan ve belli bir süre sonra serbest bırakılan belediye başkanları hâlâ görevlerine dönmediler.
Bu belediye başkanları eğer ki suçlu iseler neden dışarıda sokakları arşınlıyorlar? Yoksa suçsuzlarsa neden görevlerine dönemiyorlar?
Hukuk bu çürümenin önüne geçmelidir.
Bunca hukuksuzluğun olduğu bir yerde “Barış süreci” sağlıklı yürüyemez. Onun içindir ki iktidar bu süreci ağırdan alıyor.
Kant: “Hukukçular hâlâ hukukun tanımını aramaktadırlar” der.
2026 yılında hâlâ hukuka standart bir tanım bulunamamışsa, bu da hukukun içinde bulunduğu vahim durumu izah etmektedir.
Dünyanın dört bir tarafındaki hukuksuzlukların sebebi bu olsa gerek.
Uluslararası hukuk işlemiş olsaydı şayet, bugün mevcut devlet başkanlarının büyük bir çoğunluğunun uluslararası mahkemelerce yargılanması gerekirdi.
Türkiye’deki hukuksuzluğun nedenleri, yasamanın yürütme üzerindeki denetleme mekanizmasının çalışmaması, hukukun siyasetin arkasında hızlanması, yerel mahkemelerin, üst yargı (AYM) mahkemelerinin ve uluslararası yargı (AİHM) mahkemelerini tanımaması, muhalif sivil toplum örgütlerinin terör yuvaları gibi görülmesi gibi benzeri yapısal sorunlardan kaynaklanmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

AKTÜEL