DEM Parti Van Milletvekili ve KKP MYK Üyesi Sinan Çiftyürek, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Halep üzerinden Türkiye’nin Kürt meselesine yaklaşımını sert sözlerle eleştirdi. Çiftyürek, yüz yılı aşkın süredir sürdürülen güvenlikçi politikaların Kürt meselesini çözmediğini, aksine derinleştirdiğini vurguladı.
Kürt meselesinin yalnızca Türkiye değil, bölgesel bir sorun olduğuna dikkat çeken Çiftyürek, klasik sömürge örnekleri ile iç sömürge deneyimleri arasındaki farkı hatırlattı. Kuzey İrlanda, Bask, Katalonya ve Çeçenistan gibi örneklerde coğrafyanın ve toplumsal yapının iç içe geçtiğini söyleyen Çiftyürek, bu nedenle Kürt meselesinin daha karmaşık ve kronik hâle geldiğini ifade etti.
Konuşmasında devletlerin silahlı mücadele politikalarının da bir sınırı olduğunu belirten Çiftyürek, geçmiş örnekler üzerinden bu sınırın defalarca görüldüğünü dile getirdi. Çeçenistan ve Kuzey İrlanda örneklerini hatırlatan Çiftyürek, silahlı çatışmaların ardından siyasetin ve müzakerenin zorunlu hâle geldiğini söyledi.
Türkiye’ye dair somut bir değerlendirme yapan Çiftyürek, yüz elli yıldır süren şiddet sarmalının Kürt meselesini ortadan kaldırmadığını, tam tersine büyüttüğünü belirtti. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un “26 yıl savaştık, PKK’yi beş kez bitirdik ama hâlâ var” sözlerini hatırlatan Çiftyürek, bu tablonun mevcut politikanın iflasını gösterdiğini savundu.
Halep, Kürtlerin statüsüzlüğü üzerinden okunuyor
Çiftyürek, Halep’te yaşananların Türkiye’nin bölge politikalarını açık biçimde ortaya koyduğunu ifade etti. Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğünü, Kürtlerin statüsüzlüğü üzerinden ele aldığını söyleyen Çiftyürek, “Kürtler statü kazanırsa politika değişiyor, kazanmazsa toprak bütünlüğü savunuluyor” dedi.
Paris’teki görüşmelerin ardından Halep’te yaşanan sürece dikkat çeken Çiftyürek, Türkiye ile İsrail arasında görünen sert söylemlere rağmen sahada karşılıklı alan açıldığını iddia etti. Dışişleri Bakanı’nın “operasyona karar vermek zorundaydık” sözlerini hatırlatan Çiftyürek, bu sürecin Türkiye tarafından başlatıldığını savundu.
“Kürt kaybetsin de kim kazanırsa kazansın” anlayışı
Konuşmasında en sert eleştirisini bu noktada dile getiren Çiftyürek, izlenen politikanın özünü şu sözlerle özetledi:
“Kürt kaybetsin de kim kazanırsa kazansın.”
Stratejik ittifak ve demokratik siyaset çağrısı
Devlet aklına çağrıda bulunan Çiftyürek, Kürdistan’ı bölenin Kürtler olmadığını vurgulayarak, sorumluluğun tarihsel ve siyasal kararlarda aranması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin Güney Kafkasya’dan Mısır’a kadar etkili olmak istiyorsa, bunu ancak demokratik siyasetle ve Kürtlerle stratejik ittifak kurarak başarabileceğini söyledi.
Milliyetçi politikaların tehlikeli biçimde tırmandığına da dikkat çeken Çiftyürek, bu sürecin kontrolsüz hâle gelmesi durumunda herkes için yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
Konuşmasının sonunda Çiftyürek, Sayın Abdullah Öcalan’ın silahlı mücadeleye veda çağrısını hatırlatarak, devletin de kendi yüz elli yıllık politikalarına aynayla bakması ve gerçek bir çözüm üretmesi gerektiğini dile getirdi.
