DESTPÊKSIYASETAdalet Herkes İçin mi, İktidara Göre mi? 

Adalet Herkes İçin mi, İktidara Göre mi? 

Adalet eşit mi uygulanıyor, yoksa iktidara göre mi şekilleniyor? 11. Yargı Paketi etrafında büyüyen adalet tartışması yeniden gündemde.

Adalet, o kadar geniş bir kavramdır ki her bireyin kendine göre bir adalet tanımı vardır. 

Aynı zamanda sihirli bir kavramdır. 

Bu ülkede en küçük bir haksızlığa uğrayan herkes adaleti arıyor. 

Adalet mekanizması, adalet çeşmesinin musluğu iktidarın elindedir. 

Kimine zırnık koklatmazken kimine damla damla, kimini ise adalet yağmurunda ıslatır. 

Oysa ki başta iktidar mensupları olmak üzere, “adalet” bir gün herkese lazım olur. 

O yüzdendir ki adalet dağıtanlar, her şeyden önce adil olmalıdır. 

Adalet musluğunun başında olanlar, her bireyin hakkını gözetmelidir. 

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “11. Yargı Paketi”yle getirilen “Covid-19 düzenlemesi”ne ilişkin, “Bu tamamen ceza adaletini, eşitliği sağlamaya yönelik bir düzenleme. Burada bazı suçlar Meclisimiz tarafından istisna tutuldu. Özellikle kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri, çocuk istismarı, çocuk cinayetleri, terör suçları, örgütlü suçlar, depremde ölüme neden olanlar kapsam dışı tutuldu. Kapsam dışı tutulan suçlular bundan yararlanamayacak” dedi. 

Meclis Genel Kurulu’nda yapılan oylamaya 373 milletvekili katılmıştır. 

Diğer vekiller, özel işlerinin yoğunluğundan dolayı oylamaya katılamamışlardır!!! 

CHP’li vekillerin büyük ölçüde katılmadığı, katılan 76 milletvekilinin de ret oyu kullandığı oylamada, DEM Parti oylamaya 21 vekille katılarak çekimser oy kullanmayı tercih etmiştir. 

Burada DEM Parti’nin tavrı düşündürücüdür. Siyasilere yönelik bir gelişme olmamasına rağmen çekimser kalmalarını tabanlarına nasıl izah edecekler? 

  1. Yargı Paketi, Cumhurbaşkanı tarafından bekletilmeden onaylandı. 

Resmî Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe girmesiyle 55 bin civarında adli mahkûm yıl sonuna kadar tahliye edilecektir. 

Kamuoyunun büyük bir umutla beklediği hasta ve siyasi mahkûmlar bu yargı paketinden yararlandırılmamıştır. 

Adalet Bakanı, ceza adaleti ve eşitliği sağlamaya yönelik olduğunu söylüyor. 

Adalet ve eşitlik bunun neresinde? 

Düşüncelerinden dolayı tutuklu bulunan siyasi mahkûmlar, terörle ilişkilendirilerek cezaları bitmesine rağmen serbest bırakılmıyor. Cezası biten, tahliye edilen birçok kişi 24 saat sonra tekrar tutuklanıyor. 

  • Suruç Katliamı 
  • Ankara Gar Katliamı 
  • Roboskî Katliamı 
  • Diyarbakır mitingi katliamı 
  • … 
  • … 

Bireysel olarak oğlunu, kızını, annesini, babasını vb. katliamlarda kaybeden yüzlerce insan adalet arıyor. 

Onlar adaleti bekleye dursun, 55 bin adli suçlu tahliye ediliyor. 

Adalet Bakanı’nın, Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde yer alan hedefler doğrultusunda; 

  • Adaleti güçlendiren 
  • Caydırıcılığı artıran 
  • Çocukları merkeze alan 

reformlar yaptıklarını söylediği belirtiliyor. 

Tahliye olduktan sonra Telegram ve diğer sosyal medya gruplarında tekrar aynı suçları (yaralama, gasp, öldürme, mekân kurşunlama, kundaklama vb.) işlemek için ilanlar verdikleri, Meclis Genel Kurulu’nda milletvekilleri tarafından gündeme getirildi. 

Bu nasıl caydırıcılık? 

  1. Yargı Paketi neden AYM ve AİHM’in verdiği kararları gündemine almadı, neden kayıtsız kaldı? 

Adalet böyle mi güçlendirilecek? 

Bu yüksek mahkemelerin verdiği kararlara uyulmuyorsa, yargı siyasallaşmış demektir. 

  1. Yargı Paketi ile verilen kararla boşaltılan cezaevlerine muhalifler mi doldurulacak diye kamuoyunda bir kaygı vardır. 

Anayasa’nın 11. maddesinde, “Anayasa hükümleri; yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır” denilmektedir. 

Anayasa’nın 153. maddesinde ise, “Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlar” denmektedir. 

İktidar, bu mahkemelerin verdiği kararlara uymalıdır. 

Anayasa’nın 12. maddesinde, “Herkes; kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilemez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir” denilmektedir. 

Haksız, hukuksuz cezaevlerinde bulunanlar ile cezası bittiği hâlde serbest bırakılmayan insanların hak ve hürriyetleri gasp edilmektedir. 

Siyasi mahkûmlara karşı sürdürülen “düşman hukuku”na son verilmelidir. 

GIŞTÎ